Demirtaş’tan Ciddi Uyarılar

rasthaber
Rasthaber –  Prof. Dr. Özgür Demirtaş, 1.26 milyon takipçili YouTube’dan
dün akşam yayınladığı videoda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun
(BDDK) getirdiği ticari kredilere kısıtlama kararını yorumladı. BDDK’nin 24
Haziran’da getirdiği “Bilançosunda 15 milyon lirayı aşan döviz bulunduran
şirketler ticari kredi kullanamayacak” kararını yorumlayan Demirtaş, “900
bin küsur dolar üzeri döviz bulunduran şirketlere kredi verilmeyecek dedi. Yani
bilançosundaki döviz miktarı 15 milyon lirayı aşan şirketler eğer döviz
mevcutları aktiflerinin veya yıllık hasılatının yüzde 10’undan fazla ise
bankalardan nakit TL ticari kredi kullanamayacak. Bu kararın çok ciddi
sonuçları olacaktır” dedi. Demirtaş şu tespit ve değerlendirmelerde bulundu:

BDDK’nın aldığı kararlar şirketleri ilgilendiren kararlar
olsa da kişileri de birebir ilgilendiriyor. İnanılmaz bir döneme girdik diye
düşünüyorum.

BDDK son kararında, “Eyy Türkiye’deki şirketler, hesabınızda
eğer 900 bin dolardan fazla paranız varsa dolar tutuyorsanız, o zaman ben size
kredi verilmesini, kredi almanızı yasaklıyorum” dedi. Bu ne demek, 900 bin
dolardan fazla döviz tutmayın bozacaksınız, demektir bu. Çok büyük bir artısı
yok, bildiğiniz baştan aşağı eksi…

Türkiye’de şirketler günlük faaliyetlerini yürütmek için
banka kredisine ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla çoğu şirketi bağlıyor bu olay.
Miktar da şirketler için oldukça düşük. Orta ölçekli şirketler için çok düşük.

Peki diyeceksiniz ki, “Özgür Hocam bu iyi bir şey değil mi,
şirketler dövizi bozsun, döviz de düşsün…” Ah benim canım arkadaşım o kadar
kolay oluyor olsaydı… Yüzlerce devlet var, döviz sıkıntısı yaşayan her devlet
bunun gibi kanun geçirirdi ve bütün problemleri çözülürdü. Ondan sonra da
Mars’a insanlı araç indirirdi. Bu işler öyle olmuyor. Öyle kolay olsaydı
binlerce sayfalık ekonomi kitapları yazılmazdı arkadaşlar.

Türkiye’de diyelim ki bir şirket bir üretim yapıyor, illa
ithalat şirketi olmasına gerek yok, üretim yaparken bile o şirketin ithalat
yapması gerekiyor… Diyelim ki bir şirket Türkiye’de bir kalem üretiyor. Dış
tarafı alüminyum. Alüminyumu ithal etmesi lazım, plastiğini ithal etmesi lazım.
Diyelim limon kolonyası üretiyorsa etil alkolü dışardan ithal etmesi lazım.
Yani Türkiye’deki üretici şirketler aslında bir şeyleri ithal eden şirketler.
Bunlar ithal edebilmek için de dolar ve euro tutmak zorunda.

Şimdi siz bu şirketlere diyorsunuz ki, ‘Kardeşim sen bu
doları orda tutmayacaksın…’ Bir de aynı zamanda direkt ithalat yapan şirketler
var. Onların zaten döviz tutması gerekiyor.

Önce şunu anlatayım: Bunda amaçlanan şey ne ve bu nasıl
sonuçlanacak. Bir kere amaçlanan çok net… Dövizin düşürülmesi için alınmış bir
karar bu…

Biliyorsunuz döviz Türkiye’de çok ciddi bir şekilde artıyor.
Beni yakinen izleyen arkadaşlarım bilecek, 10 yıldır dilimde tüy bitti,
uyarıyorum… Bugünlere gelineceğine ilişkin herkese, insanlara, şirketlere,
hükümete, muhalefete, kanun yapıcılara uyarılarda bulunuyorum. Ama şu kadar
bile işe yaramadı.

Sadece, ‘Aaa Özgür Hoca söylemiş doğru çıktı’ gibi tweet’ler
çıkıyor. Ama keşke bunlar doğru çıkmasaydı.

Türkiye’de çok uzun zamandır dolar artmakta. Çünkü hane
halkı dolar alıyor. Neden alıyor, çünkü kendini enflasyondan korumak için dolar
alıyor. Yoksa halkın doları yiyecek hali yok. Aynı zamanda şirketler borçlarını
ödemek için dolar alıyor.

Ne oldu Aralık 2021’de kur korumalı mevduat diye bir şey
çıkarıldı. Hükümet dedi ki, “Ya siz dolar almayın, gelin siz TL’nizi bize
verin. Biz size doların artışı kadar ekstra bir faiz vereceğiz.” Ben buna
sonsuz faiz diyorum. Ve kur koruma mevduatı ortaya çıktı. Ancak kur koruma
mevduatından sonra dolar/TL düştü ama tabi ki geçici oldu, sonra artışa geçti.
Çünkü hane halkı ve şirketler hâlâ dolar almaktaydı

Ne oldu, işte kur korumalı mevduata yatırılan paralar
aslında bize inanılmaz bir zarar olarak geri döndü. Milyarlarca Türk Lirası
faiz ödemesi yapılmak zorunda.

Düşünsenize dolar 12, 13, 14’ken, o ürüne girenler dolar
17’ye çıktığı zaman aradaki farkı TL olarak bizim Hazinemizden almaktalar. Peki
kim ödüyor kardeşim bu ekstra parayı… Hazine… Bir saniye… O para kimin parası.
Bu videoyu izleyenlerin parası. Hepimiz bu ürünü alanların ekstra faizini
ödemek zorundayız. Çıkış yolu bu değil. Çözüm bu değil.

Şapkadan tavşan çıkararak bu olaylar çözülmez

Bu işler bu kadar kolay olmaz. Şapkadan tavşan çıkararak bu
olaylar çözülmez.

Peki ne oldu. Kur korumalı mevduat doları biraz düşürdü,
bize iki üç ay süre kazandırdı. Kur aynı seviyeye neredeyse yaklaştı.

Bu arada sadece bu önlem alınmadı. Aynı zamanda bildiğiniz
gibi Merkez Bankası arka kapı yollarını kullanarak, dolar satmaktaydı piyasaya…
Peki bu dolarlar nereden geliyor. Hem Merkez Bankası’nın kendi rezervlerini
eritmesinden geliyor, hem de ihracatçılara bir kural getirildi. Denildi ki,
‘Siz ihraç ettiğiniz miktarın yüzde 20’sini kadar bozacaksınız.

100 bin liralık mal mı ihraç edeceksiniz, 25 bin dolarını
bozacaksınız kardeşim. Sonra yüzde 40’a çıkarıldı. Oradan gelen dolarlar, başka
taraftan gelen dolarlar, kur korumalı mevduata para yatıran şirketlerin oraya
TL yatırmak için bozduğu dolarlarla piyasaya satış yapılarak dolar/TL’nin
çıkması engellenmeye çalışıldı. Ancak bu da pil yavaş yavaş bittiği için fazla
işe yaramadı.

Şirketlerin zararı daha da büyüyecek

Zannediyorum BDDK’nın bu son çıkardığı kural, zannediyorum
değil apaçık ortada, ben kibarlık olsun diye zannediyorum diyorum. Biliyoruz ki
BDDK’nın çıkardığı bu kural şirketlere diyor ki; ‘Kardeşim dolar/TL’yi tutmak
için dolara ihtiyacımız var. Dolayısıyla siz eyy şirketler 900 bin doların
üzerinde döviziniz varsa ve kredi kullanmak istiyorsanız, o fazladan doları
satacaksınız.

Peki şirketler ne yapacak, kredi kullanmak zorunda. O zaman
bu satışı yapacaklar. Peki büyük ihtimalle Pazartesi’nden itibaren ne olacak?
Şirketlerin bir kısmı, dolarlarını ekstra kısımlarını bozup, kur korumalı
mevduata geçecek. İyi de ben ne yaptım, bir bardak suyu bir yerden aldım öbür
bardağa koydum. Amacım o bardaktaki suyu başka bir yere boşaltmaktı ama başka
bir yere koydum.

Ne demek istiyorum: Kur korumalı mevduat TL cinsinden olsa
da aslında dövize endeksli. Dövizin ta kendisi… O da bir döviz hesabı. Biz
biliyoruz ki kur korumalı mevduata yatırım yapan şirketler aslında dolar
yatırımcısı. Aslında öyle bir ürün olmasa anında gidip dolar alacaklar.

Dolayısıyla şirketlere siz 900 bin doların üstündeki
dolarınızı bozacaksınız dediğiniz zaman ve zorladığınız zaman kredi vermem diyerek,
tabi elleri mahkum bunu yapacaklar.

Belki dolar/TL’de kısa bir düşüş olacak ama kur korumalı
mevduattaki zarar git gide daha da artacak. Arkadaşlar bu çıkar yol değil.

Ekonomi tamamıyla güven işidir. Siyaset, ideoloji, dil, din,
ırk, kuzey, güney işi değildir. Ekonomi bildiğiniz güven işidir kardeşim. Siz
güveni bozacak hareketler yaparsanız bu eksi olarak yansır. Yani bunun tam
aksini yapmak lazım aslında.

Peki bazı şirketler kur korumalı mevduata geçecek sonra ne
olacak, sonra dolar talebi tekrar geldiği zaman, dolar azaldığı zaman tekrar
problemle karşılaşacağız. Bu sefer ne yapacağız? Ya 900 bin doları da
indiriyorum, 1 TL bile dolar tutmayacaksın mı diyeceğiz.

Hadi onu da yaptık. O dolarları da sattık bitirdikten sonra
ne yapacağız. Allah aşkına bana söyler misiniz, sonu ne olacak. Ha bu iş seçime
kadar gidelim de sonrası ne olursa olsun ise, ah ah ah biz sadece 6 aylık 1
yıllık değil Türkiye için 10 yıllık 50 yıllık, 100 yıllık planlar yapmalıyız.

Bu planlarda din, dil, ırk, kadın erkek, kuzey, güney
bunları konu etmemeliyiz. Matematikle yapmalıyız bu kuralları.

Bazı şirketler de ürktüğü için çok değişik hareketler de
yapabilir. O zaman regülatörler ne yapacak. Örneğin, bazı şirketler diyecek ki,
diyelim içende 3 milyon dolar para var. Ben alüminyum alıyorum, onunla kalem
yapıyorum. Başka bir şirket diyecek ki ben onunla pamuk alıyorum, onunla gömlek
yapıyorum diyecek. Benim o 3 milyon dolara ihtiyacım var, sen boz diyorsun
diyecek. Onu bozmak istemeyen şirketler gidip, önden mallarını alacaklar. Yani
zaten ithal edecekleri, alüminyumu, demiri, çeliği, pamuğu önden sipariş
verecek, bu sefer de ithalat patlayacak, dış ticaret açığı patlayacak. E bu mu
çözüm. Allah aşkına bu mu çözüm.

“Para yurt dışına gidecek”

Dur daha bitmedi. Yurtdışında belki kendileri başka bir
şirket kuracak. Bizim Türkiye olarak en büyük dertlerimizden biri paranın
yurtdışına kaçması. Biz parayı Türkiye’ye çekmek istiyoruz. Ama bazı şirketler
bakacaklar ki burada güven yok. O zaman yurtdışında bir şirket kuracaklar,
kendi şirketleri o şirketlerden mal alacaklar. O dolarları yurtdışına kaçırmış
olacağız.

Bazı şirketler ne yapacak, 3 milyon dolar var. 900 bin dolar
kararı çıktı. Diyecek ki, bari ben bu parayı, hissedarlarıma temettü, kâr payı
dağıtayım diyecek. O zaman bu insanlar bu dolarları kendi kişisel hesaplarına
çekecekler. O zaman ne olacak. Bu mu çözüm. O zaman, temettü çekmek yasaktır
kararı mı çıkaracağız. Yasaksa insanlar niye şirket kursun ki.

Temettüyü durdurmayacaksak, temettü çekenleri
engellemeyeceksek, 3 milyon doları olan şirket, 2 milyon 100 bin dolarını
temettü olarak dağıtır, 900 bin dolarını şirket hesabında tutar, krediyi de
çeker. Peki bunu nasıl engelleyeceğiz.

Diyeceksiniz ki, hissedarlar şirketten kâr payı çekerken bir
temettü vergisi ödüyorlar. Doğrudur ama önünde sonunda hissedarlar o vergiyi
ödemek zorundalar.

Ben regülatörlerden bir kez daha rica ediyorum. Bu kararı
bir kez daha inceleyin. Bu karar Türkiye’nin çıkarına değil. Bu karar kısa
vadede dolar/TL’yi tutmak için çıkarılmış bir karar gibi gözüküyor. Bu karar
sağlıklı bir karar değil. Matematiksel olarak doğru bir karar değil. Optimal
değil.

Bakın 10 yıldır alınan kararlar, Türkiye’nin çıkarına
kararlar olsaydı TL bu kadar değer kaybeder miydi? Faiz bu kadar artar mıydı?
Enflasyon bu kadar artar mıydı? Ekmek 5 lira olur muydu? Ben size söylüyorum 10
lira olacak. Demek ki o kararlar da yanlışmış, bu karar da yanlış.

“Bu karardan dönülmesi gerekir”

Bu karardan dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü
şirketler burada açıkları bulup, kullanmaya çalışacaktır. Elleri mahkum. Bunu
engelleyebilmek için bizim optimal, serbest piyasa kurallarına uygun. Burada
sermayenin serbest hareketi çok önemli… Biliyorsunuz 1989 öncesinde Türkiye’de
sermaye serbest hareket etmiyordu. Sermayenin serbest hareket etmediği
ülkelerin nasıl felaket, nasıl rezil durumlarda olduğunu anlatmama gerek yok.

1989’dan sonra 32 numaralı kararla, Türkiye’de sermaye
hareketleri serbest hale getirildi. Ne yani biz şimdi 1989 öncesine mi
dönüyoruz. Bu karar BDDK tarafından çıkmış gibi gözüküyor, kredileri
ilgilendirdiği için ama… Direkt olarak döviz alımını ilgilendirdiği için… Ben
hukukçu değilim bilemem ama sanki bu kararın Hazine ve Maliye Bakanlığı
tarafından çıkarılması gerekiyor gibi düşünüyorum.

Umuyorum ki böyle yanlış kararlar alınmaz. Umuyorum ki
şapkadan daha fazla tavşan çıkarılmaz ve Merkez Bankası faizi düşürüldüğü zaman
neler olduğunu canlı bir şekilde geçmiş 8 ayda çatır çatır yaşadık. Umut
ediyorum bu konuda daha fazla inat edilmez. Türkiye’nin geldiği nokta bir somun
ekmeğin 5 lira olduğu nokta. Bu nokta doğru bir nokta değil. Demek ki kararlar
yanlış.

Yine de enseyi karartmıyorum. Ben iflah olmaz bir
optimistim. Bu kadar eleştirmeme rağmen Türkiye’nin kapasitesine, geleceğine
güveniyorum. Güvenmek zorundayım, zorundayız. Ama içim içim acı çekiyorum. Ben
bir matematikçiyim. Biri oradan diyor ki 2 artı 2 eşittir 5. Değil kardeşim 2
artı 2 eşittir 4. Sen sağcı, solcu neci olursan ol, 2 artı 2 eşittir 4. Türksen
de, Kürtsen de… Sünniysen de Aleviysen de… Matematiğin güzel tarafı da bu.
Çatır çatın doğrusu neyse o. Kişilere göre değişmez. Ekonominin doğrusu da
kişilere göre değişmez.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın