ambargosunu 2023 mali yılı için kaldırdığını duyurmasıyla ilgili bir açıklama
paylaştı.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) makamlarının
sözkonusu karara ilişkin tepkisini tümüyle destekliyoruz” denilen açıklamada
şu ifadelere yer verildi:
“Ada’daki iki tarafın eşitliği ilkesiyle çelişen ve Rum
tarafını daha uzlaşmaz kılacak bu karar, Kıbrıs meselesinin çözülmesi yönündeki
çabaları olumsuz etkileyecek; Ada’da bir silahlanma yarışına yol açacak ve Doğu
Akdeniz’de barış ve istikrara zarar verecektir.
ABD’yi bu kararı gözden geçirmeye ve Ada’daki iki tarafa
karşı dengeli bir politika izlemeye davet ediyoruz. ABD dahil uluslararası
toplum Kıbrıs Türk halkının 1959-1960 Antlaşmalarıyla da teyit edilen egemen
eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmeli ve buna göre hareket
etmelidir.
Her halükarda Türkiye, garantör ülke sıfatıyla, Kıbrıs
Türkünün varlığını, güvenliğini ve huzurunu sağlamak amacıyla, tarihi ve hukuki
sorumlulukları çerçevesinde, gerekli adımları atmaya devam edecektir.”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı da
ABD’nin kararı hakkında yazılı açıklama yaptı. Silah satış kısıtlamasını
2020’de kısmen kaldırdığı hatırlatılan açıklamada, ABD’nin 2021’de aynı kararı
yinelediği ve son olarak 16 Eylül 2022’de alınan yeni bir kararla Güney
Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunu tamamen kaldırdığını açıkladığı
kaydedildi.
Açıklamada, “ABD yönetiminin Ada ve bölgedeki
gerginliği artırma pahasına aldığı bu karar kabul edilemezdir. Rum tarafına her
tür silah satışını serbest bırakma kararı, Rum tarafının son dönemde endişe verici
boyutlara ulaşan silahlanma ve askeri faaliyetlerinin ABD yönetimi tarafından
desteklendiğini açıkça göstermektedir. Rum tarafının Fransa ile saldırı
helikopterleri satış anlaşması imzaladığı, füze sistemi, radar sistemleri ile
askeri malzeme temin etmeye yönelik çabalarını arttırdığı bu dönemde, ABD’nin
Rum tarafına silah satışını serbest bıraktığını açıklaması endişe vericidir.”
ifadeleri yer aldı.
“ABD Yönetiminin Rum tarafına satacağı silahların ve
askeri teçhizatın hedefinin kim olduğu açıktır” denilen açıklamanın
devamında, “Bu nedenle, bölgedeki ve Ada’daki meşru hak ve çıkarlarımızı
korumak için Garanti Anlaşması ile temin edilen ana vatan Türkiye’nin etkin ve
fiili garantisinin devamının hiçbir koşulda tartışılması bile söz konusu olamaz
ve bu şartlarda her zamankinden daha hayati olduğu ortadadır. ABD dahil üçüncü
tüm taraflardan GKRY’nin kışkırtıcı politikalarına destek vermekten
vazgeçmeleri ve Ada’daki iki devletin egemen eşitlik ve eşit uluslararası
statüleri zemininde sürdürülebilir bir anlaşmaya varmalarına yardımcı
olmalarını beklediğimizi bu vesileyle bir kez daha vurgulamakta fayda
vardır” denildi.
