Düşüncelere Pranga Vurmak

rasthaber
Rasthaber –  Bir millet kendinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah onlara
verdiği nimeti değiştirmez.

İnsanların inandığı gibi yaşamalarının önüne geçildi mi,
yani istenildiği gibi inanmaları ve yaşamaları için baskı yapıldı mı insanların
rengi ve dengesi değişir. İnsanlar düşünmediği gibi konuşur, konuştuğu gibi
yaşamaz, yaşadığı gibi inanmaz, inandığı gibi konuşmaz.

Yani düşünce, duygu ve davranış arasında kopukluk olur. Bu
da müşrik, fasık, münafık, kâfir gibi grupların ortaya çıkmasına neden olur.
Oysa İslâm düşünce, duygu ve davranış arasında paralelliğe çağırır. Bu da bir
olmayı (tevhidî) sağlar. Bunda insan inandığı gibi hisseder, hissettiği gibi
konuşur, konuşmasının arkasında durur, düşündüğü gibi yaşar.

Böylece mümin olur. Emin, güvenilir olur. İşte Yezid bu
tevhidi bozmuştur. İnanan insanların düşüncelerini altüst etmiş, inançlarının
kriterleri ile oynamış, baskı ve zulüm ile onların düşüncelerini
yönlendirmiştir.

Şimdi şöyle diyebilirsiniz: Eğer insanlar gerçekten emin
olsalardı, her türlü tuzak onları değiştirmeyecekti. Haklısınız, size hak
veriyorum. İşte asıl değinmek istediğim nokta burası. Toplumsal kalitenin,
bireysel kaliteden geçtiğine inanıyorum. Zaten dinimiz de öyle buyuruyor:

“Bir millet kendinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah
onlara verdiği nimeti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.” Enfâl/53

Ben burada şuna değinmek istiyorum: Tarih içerisinde
düşünceleri yönlendiren fiziksel, psikolojik ve sosyal olaylar olacaktır. Fakat
düşünce krizine düşmemek için kalitemizi yükseltmeliyiz. Düşüncelerimizin
dengeli ve gerçek çevresinde yoğunlaşması için ne veya kim merkeziyle
durduğumuza dikkat etmeliyiz.

Kime göre düşüncelerimizi, tasavvurlarımızı, aklımızı
geliştiriyoruz? Hangi kritere göre doğru ve yanlış diyoruz? Ve kim hayat
mektebinde öğretmenimiz? Bunları tespit etmeden nasıl düşündüğümüzün, nasıl
yaşadığımızın anlamını ortaya koyamayız.

Elbette, “Ben Müslümanım” diyen şöyle cevap
verecek: “İrademi Allah’ın iradesine bağladım. Yüce Allah’ım nasıl
düşünmemi, nasıl yaşamamı istiyorsa ben de öyle olacağım. Ben yüce Allah’ın
yeryüzünde beni ünvanlandırdığı gibi halifeyim. Yüce Allah yeryüzünde ne irade
etmek istiyorsa, ben de onu yapacağım. Bu konuda elimde olan gerçek bilgi
Kur’ân-ı Kerim’dir. çrneğim, rehberim ve öğretmenim Hz. Muhammed’dir
(s.a.a).” Ama böyle düşünmeyen, ne ile sorumlu olduğunu bilmez, kriterler
tanımaz, gerçek bilgi nedir sormaz, düşünce krizine düşer, duyguları karma
karışık, davranışları dengesizdir. Kendisiyle birlikte çevresinde olan herkesi,
her şeyi ifsada uğratır. İşte Yezid buydu. Kendisiyle beraber olanlar da bu
düzene destek verdi.

İşte size soruyorum; siz yıkıcıların mı, yapıcıların mı
adamısınız?

Hangi tarafta duruyorsunuz?

Hak olan; düşüncelerin yolunu açar, batıl olan ise
düşüncelerin yolunu tıkar. Siz düşünce ufkunu genişleten misiniz?

Yoksa düşünce ufku dar olan bir adam mısınız?

 

ehlibeytalimleri

 

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın