Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü’ne Tam Üyelik

rasthaber
Rasthaber –  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği
Zirvesi’ne ilişki olarak, “Üye olmak-olmamak hepsi ayrı ama bizim bu
ülkelerle olan münasebetlerimiz, bu atılan adımla çok daha farklı bir konuma
taşınmış olacaktır” dedi. Erdoğan, “Hedefimiz Şanghay İşbirliği
Örgütü’ne tam üyelik” ifadesini kullandı.

Özbekistan ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını
yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmayı
hedeflediklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye damga vuran fotoğrafı
da yorumladı.

Ekonomideki seyrin iyi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı
Erdoğan, “Çalışıyoruz, çalıştığınız zaman para da geliyor. Ülkemize
duyulan güvenle dışarıdan da geliyor. Hazine, Merkez Bankası el ele üretken bir
ekonomiyi büyütüyor” diye konuştu. Merkez Bankası rezervlerinin artığına
dikkat çeken Cumhurbaşkanı, “Üretim ekonomisinin neticesi olarak biz şu
anda hasılayı toplamaya başladık. Şu an itibarıyla Merkez Bankamızın rezervi
115 milyar dolar civarında” değerlendirmesinde bulundu.

Zirve kapsamında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile
yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi de veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tahıl
koridorunun daha ziyade az gelişmiş ülkelere yönelik çalıştırılması gerekiyor,
Putin’le onu konuştuk. Bundan sonraki süreçte bunun takipçisi olacağız”
ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın Şangay İşbirliği Zirvesi’ne yönelik genel
değerlendirmeleri şöyle:

Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’in davetine
icabetle, Şanhay İşbirliği Zirvesine ilk kez ‘özel misafir’ olarak katıldım.
Türkiye 2012 yılından bu yana Teşkilatın diyalog ortağıdır. Ülkemiz, Teşkilatın
Enerji Kulübü Üst Düzey Grubunun Dönem Başkanlığını da üstlenmiş, 2017 yılında
Grubun Üçüncü Yüksek Düzeyli Grup Toplantısı’na Ankara’da ev sahipliği yapmıştır.
Teşkilat ile Türkiye arasında belli bir müktesebat oluşmuş durumdadır.

Şanhay İşbirliği Teşkilatı kuruluşundan itibaren gerek
güvenlik, gerekse ekonomi ve ticaret alanlarında ciddi mesafeler kat etmiş, bu
çerçevede genişlemesini sürdürmüştür. Küresel ekonomide Asya kıtasının oynadığı
belirleyici rol zaten ortadadır. Avrasya coğrafyasının yüzde 60’ını kapsayan
Teşkilat coğrafyasında 3,2 milyar insan yaşıyor. Teşkilat üyeleri 20 trilyon
dolara ulaşan bir ekonomik büyüklükle küresel gayri safi yurt içi hasılanın
yüzde 30’dan fazlasını üretiyor.

Türkiye’nin, Yeniden Asya Girişimi kapsamında kıta
ülkeleriyle iş birliğimizi ikili ve çok taraflı düzeyde daha da geliştirme
iradesi katidir.

Zirvedeki hitabımda tarihi, kültürel, insani bağlara sahip
olduğumuz ata yurdu Asya’nın güvenlik, istikrar ve refahının teminini, dış
politika önceliklerimiz arasında telakki ettiğimizi belirttik. Bölgemizde ve
ötesinde güvenlik ve istikrarın sağlanması için iş birliğine verdiğimiz önemin
altını çizdik. Zirvede salgın sonrası iyileşme döneminde ekonomilerimizin
dayanıklılığını artırmak amacıyla birlikte atabileceğimiz adımlara ilişkin
değerlendirmelerde bulunduk. Görüşmelerde ayrıca, küresel ekonomik gelişmeleri
de ele aldık. Küresel enflasyonla mücadelede iş birliğinin önemine değindik.
Teşkilat bünyesinde ülkemizle iş birliğinin daha da geliştirilmesi yönünde
irade ve istek bulunduğunu memnuniyetle müşahede ettik. Bu Zirve, ülkemizin
önceliklerini vurgulamak ve Teşkilatı ilgilendiren temel konularda
sağlayabileceğimiz katkıları dile getirmek bakımından önemli bir vesile teşkil
etti.

Zirve marjında Azerbaycan, Çin, Moğolistan, Özbekistan,
Rusya ve İran’ın cumhurbaşkanları ile Pakistan ve Hindistan’ın başbakanlarıyla
verimli ikili görüşmeler de gerçekleştirdik. Görüşmelerimde ikili
ilişkilerimizin yanı sıra, güncel küresel meselelere dair fikir teatisinde
bulunduk. İstişarelerimizin ve temaslarımızın hayırlı sonuçlar doğurmasını
temenni ediyorum.

SORU: (NERMİN YURTERİ) Türkiye’nin Şanhay İşbirliği
Örgütü’nün içerisindeki yeri ve gelecek vizyonu hakkında bir soru yöneltmek
istiyorum. Malum Avrasya coğrafyasının yaklaşık yüzde 60’ına ve dünya nüfusunun
yüzde 40’ına hitap eden bir örgütten bahsediyoruz. Örgüt içinden Türkiye’ye
üyelik çağrıları veya davet var mı? Zaman zaman bunun bir ‘eksen değişikliği’
olabileceği tartışmaları da yapılıyor. Bununla ilgili değerlendirmenizi merak
ediyorum. Bir de malum Rusya-Ukrayna Savaşı devam ediyor, Çin-Tayvan-ABD
gerilimi var. Bütün bu çatışmalarla ilgili, burada görüştüğünüz liderlere ne tür
öneri ve telkinleriniz oldu?

Her şeyden önce, bu teşkilat, Şanhay Beşlisi diye başladı
ama artık beşli olmaktan çıkmış vaziyette. Şu an üye sayısı 9’a ulaşmış
durumda. 3 gözlemci üyesi bulunuyor. Ayrıca bizim gibi diyalog ortağı olan 9
ülke var. Görüştüğüm liderlerin hemen hemen hepsi de özellikle Rusya-Ukrayna
Savaşında tansiyonu düşürmek için oynadığımız rol sebebiyle bize teşekkür
ettiler. ‘Burada aldığınız rolden dolayı gerçekten sizleri takdir ve tebrik
ederiz’ dediler. Hepsi ikili görüşmelerimizde gelip işi buraya bağladılar.
Çünkü Rusya-Ukrayna Savaşında dünyadaki bu görünen güçler içerisinde ‘Ne
yapabiliriz, bu işi nasıl çözeriz?’ gibi bir durum yok maalesef. Biz ise
başından itibaren sürdürdüğümüz o denge politikasıyla gerek batıya gerekse başta
Amerika olmak üzere hepsine gereken cevabı, yaptığımız girişimlerle vermiş
olduk. Tabii en önemlisi bu tahıl koridoru meselesi. Bununla ilgili olarak
attığımız adımlar hakkında Sayın Putin’le burada yaptığımız görüşmede de
konuştuk. Malum, tahıl koridorunun gelişmekte olan ülkelerden ziyade az
gelişmiş ülkelere yönelik çalıştırılması gerekiyor. Bizim burada oynadığımız
asıl rol bu. Burada da onu yine konuştuk; ‘biz az gelişmiş ülkelere bu tahıl
koridorunu kullandırtalım, onlara ulaşalım, bunun gayreti içerisinde olalım’
dedik. Tabii Sayın Putin de onun üzerinde özenle duruyor. Bundan sonraki
süreçte de biz bunu inşallah en ideal şekilde çalıştırarak az gelişmiş ülkelere
bu koridoru nasıl kullandırtacağız, buralara nasıl ulaşacağız, buralara ne
yapabiliriz; bunun takipçisi olacağız. Bütün bu ülkeler bunun üzerinde de
durdular, duruyorlar. Tabii biz de aynı şekilde bunun üzerinde durduk,
duruyoruz… Tabii biz Şanhay Beşlisi içerisinde üye konumunda değiliz. Biz şu
anda buraya ev sahibi Özbekistan’ın davetiyle özel konuk olarak katıldık. Tabii
Şevket Bey ile bizim özel bir hukukumuz var. Bu özel hukukumuz dolayısıyla beni
ve İlham Bey’i buraya özel olarak davet etmiş oldu. Şimdi bundan sonraki süreç
ise bu işin en ileri kademesine doğru atılacak bir adımdır. Bu adım da tabii
önümüzdeki dönemin ev sahibi olacak Hindistan’daki görüşmelerde belki gündeme
daha ileri seviyede gelecek. Üye olmak-olmamak hepsi ayrı ama bizim bu
ülkelerle olan münasebetlerimiz, bu atılan adımla çok daha farklı bir konuma
taşınmış olacaktır.

SORU: (AHMET HAKAN COŞKUN) Kastettiğiniz üye olmak mı?

Tabii. Hedef o.

SORU: (SERHAT İBRAHİMOĞLU) Ermenistan’ın Azerbaycan’a
yönelik saldırıları yeniden başladı. Burada Rusya’nın da dahil olduğu
anlaşmaların ihlali anlamı çıkıyor. Türkiye ve Azerbaycan arasında Şuşa
Mutabakatı imzalanmıştı. Bu beyannamede yer alan bir maddede ‘Azerbaycan’a
yapılan saldırının Türkiye’ye de yapılmış bir saldırı olduğu’ belirtiliyordu.
Çatışmaların daha da şiddetlenmesi durumunda teçhizatın, SİHA’ların, İHA’ların
yanı sıra bölgeye bir askeri birlik gönderilmesi, sevk edilmesi durumu da söz
konusu mu acaba?

Ermenistan’ın provokasyonları karşılığında Azerbaycan
başlattığı operasyonu tamamladığını söylüyor. Operasyonu bitirdiğine göre de
bunu şimdi dalgalandırmanın bir anlamı yok. İlham Bey’den aldığım bilgilere
göre Azerbaycanlı kardeşlerimiz şu anda kendilerini güvenli bir konuma taşımış
oldular. Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik provokasyonlarından vazgeçmesi,
evvelce verdiği taahhütlere uygun davranarak bir an önce barış ve iş birliğine
odaklanması burada önem taşıyor. Bizim dileğimiz, bölgemizde yürütülen
normalleşme süreçlerinin başarıyla nihayete erdirilmesi ve bölgesel barış ve
istikrarın kalıcı olarak sağlanmasıdır.

SORU: (MURAT ÇİÇEK) Tahıl koridoruyla ilgili olarak Rusya’nın
gemilerine hem garanti verilmemesi hem el konulması durumundan dolayı Rus
gemileri kendi tahıllarını, tahılla beraber gübreyi de çıkartamıyor. En önemli
meselelerden bir tanesi de bu. Avrupa Birliği yasaklamış, ambargo koymuş ama
gübre meselesinde özellikle kendilerine alıyorlar. Asya, Afrika, Latin, Amerika
ülkelerine hala yasak devam ediyor. Bu kapsamda Rusya’yla özellikle bu
gönderilemeyen bölgelere -tahıldan bahsettiniz ama- gübrenin de gönderilmesi
söz konusu olabilecek mi?

Tabii gerek Rusya’dan gerek Ukrayna’dan gelen her türlü ürün
-bu tahıl ürünü olabilir, gübre olabilir- bunların hepsi için biz ilgili
ülkeyle muhakkak müzakereleri, görüşmeleri yapıyoruz. Gerek Dışişleri gerek
ilgili bakanlar olsun, hepsi muhataplarıyla da görüşmek suretiyle adımlarımızı
buna göre atıyoruz. Şu ana kadar adımları böyle karşılıklı müzakereyle,
istişareyle attığımız için de henüz böyle ciddi bir falso ortaya çıkmadı. Sayın
Putin’le burada yaptığımız görüşmede de bu sürecin aynı ihtiyatla sürdürülmesi
konusunda mutabık kaldık.

SORU: (HAKAN ÇELİK) Rusya Federasyonu’nun, Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti’ni tanıyabileceğine dair bazı yorumlar yapılıyordu bir
süredir. Bu konu gündeme geldi mi ya da görüşmeleriniz de geliyor mu? Tanıma
veya mevcut pozisyonları biraz daha ileri taşıma yönünde bir yaklaşım ortaya
koyabilirler mi? Geçenlerde de manidar karşılanan bir büyükelçi atamaları oldu
Kıbrıs’a. Bunun ötesinde Türkiye ile Rusya’nın mevcut iş birliği alanlarını
Doğu Akdeniz’de daha da genişletmeleri gibi ilave birtakım adımlar söz konusu
olabilir mi? Aslında buna ilave olarak sizin yakından takip ettiğinizi
bildiğim, Akkuyu konusunda da, Akkuyu’nun gecikmemesi yönünde sizin de
özellikle takip ettiğiniz yeni bir süreç vardı. Bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz
detay var mı?

Kuzey Kıbrıs konusundaki tutumumuzu sadece Rusya’ya değil,
tüm uluslararası topluma anlatıyoruz, beklentilerimizi gerekçeleriyle izah
ediyoruz. Akkuyu ile ilgili olarak da mutabakat sağlandı. Bu mutabakatla
birlikte de şu anda oradaki Türk firması IC ile mutabık kaldılar. Bundan
sonraki süreci hızla devam ettirerek, 2023 içerisinde de birinci üniteyi
inşallah bitirip birinci ünitenin açılışını yapabileceğiz.

SORU: (HASAN ÖZTÜRK) Burada İran Cumhurbaşkanı ile de
görüştünüz. İran’la Türkiye arasında bir sorun var mı? Çünkü Karabağ ve Suriye
konusunda İran’da alt kademelerden Türkiye’ye yönelik biraz da üslupsuz
açıklamalar geliyor. Bu anlamda Türkiye’nin, Karabağ ya da Zengezur Koridoru
konusundaki tutumu ve Suriye’deki pozisyonundan İran ne kadar rahatsız ve bu
görüşmede bu gündeme geldi mi? İkinci olarak da bu zirvede Astana Sürecine
ilişkin herhangi bir temasınız oldu mu?

Doğrusu Astana Sürecini biz bu Zirvede aramızda görüşmedik.
Ama muhataplarımla Suriye meselesinin kalıcı çözümüne dair meseleleri ayrıca
ele alıyoruz. Karabağ konusunda da tüm bölge ülkelerinin Azerbaycan’ın toprak
bütünlüğüne koşulsuz ve güçlü destek vermeleri önemli. 20 Ekim’de Zengilan
Havalimanının açılışını yapacağız. İlham Bey bu havalimanının açılışına
özellikle zaten bizden tarih aldı ve biz de tarihi verdik. ‘Zengilan’ın
açılışını yaptıktan sonra da Cebrail’e geçer inşallah töreni de orada yaparız’
dedi. Mutabık kaldık. Belki bazı liderleri de oraya ayrıca kendisi çağıracak.

SORU: (AHMET HAKAN COŞKUN) Zirvede bir fotoğraf çıktı
ortaya. Türkiye bu fotoğraf karesini konuşuyor. Fotoğraftan gördüğümüz, siz bir
şeyler anlatıyorsunuz, diğer liderler de dinliyorlar. Hepsine birden hitap eder
gibi bir haliniz vardı orada. Nasıl oluştu o kare ve ne anlatıyordunuz o anda?

İlham Bey o koltuğu bana bıraktı, kendisi yandaki koltuğa
geçti. Çoğu Rusça bildiği için tercüman da konuştuklarımızı Rusça’ya
çeviriyordu. Oradaki sohbetimiz tabii hepsinin bayağı hoşuna gitti. Güzel bir
anı oldu.

SORU: (ŞEBNEM BURSALI) O kare üzerine “Masa böyle
kurulur” ya da “Diğer masadakiler dağılabilir” şeklinde yansımalar oldu,
yorumlar yapıldı.

Ama biliyorsunuz bizimki altı kişilik masa değil…
(gülüşmeler)

SORU: (HACI YAKIŞIKLI) Açıkladığınız Sosyal Konut
Projeleri ve Gençlik ve Spor Bakanlığının yurtları bu haftanın en önemli iki
başlığıydı. Muhalefet cephesi buna eleştiriyle beton ekonomisi demeye başladı.
Geçen sene ‘yurtlarda yer yok, hükümet yurt yapmamış’ diyorlardı. Proje
açıkladığınız zaman da ‘hükümet sürekli betona yatırım yapıyor’ noktasında
eleştiri getiriyorlar. Kanal İstanbul’a da köprülere de yollara da bu şekilde
eleştiri getirmişlerdi. Sizin bu yatırımlarınıza yönelik muhalefet cephesi
‘Bunlar hep beton ekonomisidir’ sözünü sürekli tekrarlıyor. Sizin bu husustaki
bu eleştirilere yorumunuz nedir?

Betonsuz ne bina oluyor ne yol oluyor ne köprü oluyor.
Bunlar böyle diyor ama dedikleri şeylerin akla, mantığa sığar bir yanı var mı?
105 yeni yurt açılışı yaptık. Bu 105 yurt açılışının ötesinde bu sene arz
olarak öğrenci talebinden çok çok fazlayız. Bütün bunlara rağmen şu anda ‘Daha
da artı değer meydana getirelim, herhangi bir sıkıntı kesinlikle olmasın’
diyoruz. Böyle bir çalışma şu anda ortada. Yurtlarımızda 2002 yılında 182 bin
olan yatak kapasitesi 2022 yılında 850 bine çıktı. Bizim yurtlar gerçekten çok
lüks. Ben yurtları dolaşıyorum, bakıyorum. Yemekler hakeza öyle. Ücretler çok
çok düşük. İşin böyle bir güzelliği de var. Bütün bunların yanında da tabii
benim iftihar ettiğim bir şey de şu; öğrenci kişilik buluyor. Özellikle ‘Bu
benim yurdum’ diyebiliyor. Biz ranzalarda kaldık. Şimdi üç yatak, karyola,
çalışma odası, gardırobu her şeyi içinde. Yurtlar böyle… Birçoğu da
manzarasıyla her şeyiyle çok çok farklı. Geçen gün Cebeci Öğrenci Yurdunun
açılışını yaptım. Gençlik yıllarımda öğrenciliğimde Ankara’ya geldiğimde Cebeci
Öğrenci Yurdunda arkadaşlarımla bir gece, iki gece beraber kalırdım. O yurt ile
bunlar mukayese edilmez. İşte onu yıktık, şimdi sıfır yeni yaptık. Açılışı
yaptık, odaları bir dolaştık. O zaman erkek yurduydu. Şimdi 4 bin kişilik bir
kız yurdu oldu. Yani ‘Beton filan’ diyorlar ama bir gel, gez, gör, bak neyin
nesidir? ‘Hakikaten nasıl bir yurt, bir göreyim şunu’ diye bir dertleri yok.

SORU: (HACI YAKIŞIKLI) Temel eleştiri aslında teknolojiye
yatırım yerine buraya yatırım yaptığınız şeklinde; “fabrika kurmuyor, fabrika
açmıyor’ şeklinde…

İşte Bay Kemal TEKNOFEST’e geldiği gün Sanayi ve Teknoloji
Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır onu gezdirirken ona aslında güzel bir ders
verdi zaten; epeyce anlattı ona bazı şeyleri ama anlamaz.

SORU: (HALİME KÖKÇE) TOKİ’nin sosyal konut ve arsa konusunda
yapacağı arz çok konuşuldu. İkinci gününde başvurular 2 milyonu aştı. Talebin
bu kadar çok olması, ihtiyacın da çok olduğunun bir göstergesi. İleriki dönemde
bu arzın daha da artacağına dair bir eğilim var mı?

Arzın yapılması noktasında bizim bir sıkıntımız yok. Şimdi
bir görmüş olduk arz-talep dengesini. Demek ki arz-talep dengesi, talep
istikametinde gözüküyor. Öyleyse demek ki seçimin ertesinde yeniden bir hamle
yapılabilir. O zamana kadar da zaten bu inşaatların kabası bitmiş olur, yüzde
50-60 oranında ilerlenmiş olur. Çünkü orada işin tamamen bitmesi 1,5-2 yılı
bulur. Bir taraftan da tabi kuraların çekilmesi, ondan sonra yerleşmeler
başlar. Bu arada da biz işin ikinci etabına başlamış oluruz. Burada bizim para
pul sıkıntısı yok. Tabii burada talebin yoğunluğu ortada. Onun için diyorum ki
Allah nasip ederse seçimden sonra yeni bir etabı inşallah başlatacağız. Çünkü
bizim arsa noktasında filan sıkıntımız yok. Arsa noktasında sıkıntı olmadıktan
sonra, yeter ki iş yapacak bir iktidar olsun. İş yapacak iktidar da biziz.
Tabii Bay Kemal ve avanesi ona da bir şey uydururlar. Ben arkadaşlara da
söyledim, ‘Arkadaşlar hiç oyalanmayalım, Türkiye’nin dört bir yanında
planlamaya göre hemen temel atmaya başlayalım. Yıl sonunu beklemeyeceksiniz’
dedim. Talimatı verdim ve yıl sonuna varmadan biz şu anda hangi şehirde ne
kadar yapıyoruz, ona göre bir taraftan da temelleri atıp inşaatlara
başlayacağız.

SORU: (HALİME KÖKÇE) Bunların yapılmayacağına dönük bir eleştiri
var. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir tweeti var; Sosyal Konut Projesini
desteklediğini ama bunların boş vaatler olduğunu söylüyor. Başvuru için alınan
500 liranın geri ödenmeyeceği, bunun bir seçim yatırımı olduğuna dair
eleştiriler var.

Bu ilk defa yapılan bir şey değil ki. Biz TOKİ vasıtasıyla
bundan önce zaten 1 milyon 170 bin konutu yaptık, teslim ettik. Şu anda TOKİ
konutlarında oturanlar var, bize dualar ediyorlar. İşte en son geçenlerde
Esenler’de teslimat yaptık ve o daireleri ziyaret ettik. Bizimkinin ispatı var.
İspat-ı vücut etmişiz biz.

SORU: (HÜSEYİN LİKOĞLU) Yeni Ekonomik Model meyvelerini
vermeye başladı. Son zamanlarda içeriden ve dışarıdan ‘Türkiye bu paraları
nereden buluyor?’ diye sorular geliyor. Siz de şimdi söylediniz ‘para sorun değil’
diye. Sahi Türkiye bu paraları nereden buluyor?

Çalışıyoruz, çalıştığınız zaman para da geliyor. Ülkemize
duyulan güvenle dışarıdan da geliyor. Hazine Maliye, Merkez Bankası el ele
vererek üretken bir ekonomiyi büyütüyor. Çünkü bizim bu attığımız adımlar,
tüketim ekonomisinin veya israf ekonomisinin neticesi değil; tam aksine üretim
ekonomisinin bir neticesidir. Üretim ekonomisinin neticesi olarak da şu anda
biz hasılayı toplamaya başladık. İşte şu an itibarıyla mesela Merkez Bankamızın
rezervi 115 milyar dolar civarında. Şimdi bunlara kalsa, bunlar Merkez
Bankasının rezervini adeta sıfırlanmış gibi gösteriyorlar ama tablo öyle değil.

SORU: (ŞEBNEM BURSALI) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
Tunç Soyer’in, 9 Eylül’de İzmir’in kurtuluş yıl dönümünde söylediği skandal
sözler çok tepki çekti, çok eleştirildi. Siz de eleştirdiniz. Yani sanki
işgalci Yunanistan’ı değil neredeyse Osmanlı ve atalarımızı suçladı.
‘Yunanistan neredeyse hiçbir şey yapmış değil, bütün olan bitenden Osmanlı
sorumluymuş’ gibi ifade etti. Bu konuda sizin değerlendirmenizi merak ediyorum.

Bu adamın istikameti filan yok. Bu, pusulayı şaşırmış ve
terbiyeden uzak. Tarihini hakaretle ifade etmeye çalışan bir insan, bir defa bu
milletin bir evladı olamaz. Bu millet, bu ecdatla anılıyor. Bu ecdatla şu anda
biz iftihar ediyoruz. Ama ne yazık ki siyasetin içinde olmaktan öte, parti
başkanı olanlarda bile ve üstelik tarihçiyim dedikleri halde bunu yapanların
olması gerçekten bir akıl tutulmasıdır. 33 sene Osmanlı’yı idare eden bir
Sultan Abdülhamid’e utanmadan, sıkılmadan öyle yakıştırmalar yapılması asla
kabul edilemez. Bir de Merdan Yanardağ diye birisi var. O da Osmanlı hakkında
ahlaksız ifadeler kullanıyor, hakaretler ediyor. Bu ifadeleri kesinlikle nefret
suçuna da girer. Tabii bunların üzerine gitmemiz lazım. Yani bu meydan o kadar
boş değil. Bunu bilmeleri gerekecek. Ecdadımıza eğer layık olacaksak bunlara
hukuk çerçevesinde gereğini yapmamız lazım.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın