İran kendisini çok uzun bir savaşa hazırladı ve artık müzakere edilmiş bir anlaşmayı uygulanabilir bir seçenek olarak görmüyor. ABD’yi İran’dan mümkün olduğunca uzaklaştırmak; Basra Körfezi, Suriye ve Irak’tan çıkarmak ve varlığını İsrail ile Ürdün ile sınırlandırmak için tamamen hesaplanmış bir strateji izliyor.
Financial Times gazetesi, ABD ile altı ay süren savaşın ardından İran’ın artık önemli bir başarı elde ettiğini iddia edebileceğini yazdı: Washington, giderek daha fazla Tahran’ın belirlediği tempo ve inisiyatif doğrultusunda savaşıyor.
Son iki haftada Tahran, önleyici saldırılar düzenleyerek inisiyatifi eline aldı; bu saldırılar ABD’yi yıpratmak ve Washington’ın Arap müttefiklerini İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kabullenmeye zorlamak amacıyla tasarlandı.
İran, Ürdün’deki bir ABD askeri üssüne saldırarak çatışmalarda oluşan duraksamayı bozdu ve sürpriz bir saldırıyla gerilimi bir kez daha tırmandırdı. Ayrıca İran ve bölgedeki müttefik grupları çatışmanın alanını genişletti; Kızıldeniz’deki seyrüseferin aksatılmasından ilk kez Suriye’ye saldırı düzenlenmesine ve Mısır’a yapılan İHA saldırısının töhmeti altında kalınmasına kadar bir dizi adım atıldı.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) analisti Ellie Geranmayeh şu değerlendirmede bulundu: “Geçen hafta tanık olduğumuz şey, İran’ın sadece karşı tarafın eylemlerine tepki vermek yerine gerilimi önleyici şekilde tırmandırma istekliliğindeki belirgin artıştı. Tahran, İsrail ve ABD ile topyekün savaşa geri dönülmesini her zamankinden daha kaçınılmaz görüyor.”
Tahran’ın hesabı; ya çatışmayı tırmandırma kapasitesini göstererek Trump’ı yeniden geniş çaplı askeri operasyonlar başlatmaktan caydırmak ya da uzun süreli bir yıpratma savaşında ABD’den daha dayanıklı çıkmaktır.
Geranmayeh sözlerine şunları ekledi: “Bu, savaşın bölgesel sonuçlarının sadece bir örneğidir. İran bu saldırılarla ABD’ye şu mesajı veriyor: Bu savaşı ABD ve İsrail başlatmış olabilir ancak savaşın nasıl sona ereceğini onlar belirlemeyecektir.”
Son günlerde Trump, geniş çaplı bir bombalama kampanyasını yeniden başlatmayı değerlendirirken, arabulucular savaşın topyekün bir aşamaya dönmesini engellemeye çalışıyordu. Trump Cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Amerikan güçlerinin tam hazır olmasını sağlasa da, Washington’ın Orta Doğu’daki müttefiklerinin talebi üzerine planlanan saldırıyı iptal ettiğini duyurdu. Ayrıca İran ile bir anlaşmaya varılması olasılığının bulunduğunu söyledi.
İsrail Askeri İstihbaratı’nın eski İran analisti Danny Citrinowicz, “Mevcut koşullarda Amerikalılarla müzakere etmek faydasızdır” değerlendirmesinde bulundu. Citrinowicz’e göre “İranlılar teslim olmayacak; aksine saldırıya uğramaları halinde herkesin bunun bedelini ödeyeceğini göstermek istiyorlar.”
Bununla birlikte ona göre İran’ın daha cesur yaklaşımı, Tahran’daki daha derin değişimlerin bir yansımasıdır. Citrinowicz, “Bu, yeni İran’dır. ellerindeki imkanları kullanma zamanının geldiğine inanıyorlar” dedi.
Gözlemcilere göre inisiyatifi eline alan İran, şimdi çatışmanın seyrini kendi lehine değiştirmeye çalışıyor.
Johns Hopkins Üniversitesi Profesörü ve İran stratejileri uzmanı Vali Nasr, “İran gerilimi belirli bir hedefle tırmandırıyor; bu hedef ABD’nin davranışlarını kontrol etmek ve Washington’ı seçeneklerini yeniden gözden geçirmeye zorlamaktır. Eğer bu süreç devam ederse bölgesel bir savaş şekillenecek ve ABD artık savaş meydanını kendisi seçme imkanına sahip olamayacaktır” ifadelerini kullandı.
İranlı askeri komutanlar da görünüşe göre bu dönemi Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrollerini yeniden sergilemek için uygun bir fırsat olarak değerlendirdi; tahlilcilere göre bu adım, mutabakat zaptının imzalanmasından kaynaklanan her türlü belirsizliği gidermek amacıyla atıldı.
Cenevre Lisansüstü Enstitüsü araştırmacısı Farzan Sabet, “Saldırgan davranmaları gerektiği ve bir adım atacaklarsa en uygun zamanın şu an olduğu sonucuna vardılar. Tahran’daki bazı yetkililer, küresel enerji piyasalarındaki artan aksamaları ve ABD ara seçimlerini, savaş döneminde Beyaz Saray’ın hesaplarını etkileyebilecek baskı unsurları olarak görüyor” değerlendirmesini yaptı.
ABD ordusunun Orta Doğu eski istihbarat yetkilisi Karen Gibson, “İran’ın stratejisi; bu savaşın ekonomik ve siyasi maliyetlerini ABD için Washington geri çekilmek zorunda kalacak kadar yükseltmektir. Bu taktik uzun vadede etkili olabilir” dedi.
Savaşın ikinci aşamasının özelliklerinden biri de İran’ın, Irak’taki müttefik grupları ve Yemen’deki Ensarullah da dahil olmak üzere çatışma alanını tüm Orta Doğu’ya daha fazla yayma isteği oldu.
Her iki grup da Suudi Arabistan’a saldırılar düzenledi. Yemen Ensarullahı ayrıca Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki seyrüseferini aksatmaya ve stratejik Babülmendep Boğazı’nı tehdit etmeye çalıştı; bu durum, İran’ın deniz boğazları üzerindeki ablukasını Hürmüz Boğazı’nın ötesine genişletmesiyle eş zamanlı olarak enerji fiyatlarının yükselmesine neden oldu.
Perşembe günü ise menşei belirsiz bir İHA, Mısır’ın Dimyat Limanı’nda, Süveyş Kanalı yakınlarında demirlemiş ABD mülkiyetindeki bir gemiye çarptı.
ABD Deniz Analizleri Merkezi (CNA) analisti Michael Connell, “Hedef, seyrüseferi boğmaktır. Bölgede üç hayati deniz geçidi bulunuyor: Babülmendep, Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı. Şimdi saldırılar bu üç stratejik noktaya veya bunların bitişiğindeki bölgelere yayılmış durumda” dedi.
Analistler, İran’ın gerilimi tırmandırarak savaşta daha geniş hedefler takip edebileceği sonucuna her zamankinden daha fazla vardığına inanıyor.
Vali Nasr, “İran kendisini çok uzun bir savaşa hazırladı ve artık müzakere edilmiş bir anlaşmayı uygulanabilir bir seçenek olarak görmüyor. ABD’yi İran’dan mümkün olduğunca uzaklaştırmak; Basra Körfezi, Suriye ve Irak’tan çıkarmak ve varlığını İsrail ile Ürdün ile sınırlandırmak için tamamen hesaplanmış bir strateji izliyor” dedi.
İran son haftalarda Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırılarını şiddetlendirerek Washington’ı, daha önce Basra Körfezi’ndeki hassas üslerde konuşlandırdığı güçlerini Ürdün, İsrail ve daha uzak bölgelere taşımaya zorladı.
Ürdün’deki bu gelişmeler de tepkiyle karşılandı; ABD’nin eski müttehitlerinden olan ülke son haftalarda saldırıların hedefi oldu. Yüzlerce Ürdünlü aktivist ve kamuoyu figürü, açık bir mektup imzalayarak Amerikan güçlerinin ülkeden çıkarılmasını talep etti.
ABD Savunma Bakanlığı eski üst düzey yetkilisi Dana Stroul, “İran, bölge ülkeleri üzerinde baskı kurmak, onları ABD’den koparmak ya da Washington’ın geri çekilmesi için baskı yapmaya zorlamak amacıyla çatışmanın kapsamını hedefli bir şekilde genişletiyor” değerlendirmesinde bulundu.
