Konseyi sözcüsünün Şam’ı 2013’te kimyasal silah kullanmakla ve diğer uydurma
olaylarla suçlayan açıklamalarını kınadı.
Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şu
ifadeler yer aldı: ‘Fransa ve ABD dışişleri bakanlıklarının iddiaları onların
daha önceki propagandalarından ve asılsız iddialarından bağımsız değildir ve bu
iddialar, bu iki ülkenin Suriye’deki doğrudan ve dolaylı terör eylemlerinde tam
işbirliği çerçevesinde bu çirkin suç ve cinayetlere ortak olduklarını
göstermektedir.
Bu açıklamaların amacı, asıl suçluyu gizlemek ve 2013
yılında Doğu Guta’da terör gruplarının kimyasal silah kullanması olayında ve
diğer terör olaylarında Fransa ve ABD’nin parmağı olduğunun üstünü örtmektir.
Amerika ve Fransa, terör gruplarını kimyasal maddelerle donatma
ve bunların Suriye’deki tüm olaylarda kullanılması konusundaki rol ve
sorumluluklarını örtbas etmeye çalışıyor.
Suriye, Fransa ve ABD’nin diğer ülkelerle birlikte terör
gruplarını destekleme ve Suriye’de meydana gelen tüm olaylarda kullanılan
kimyasal madde ve silahları bu gruplara sağlama konusunun üzerini kapatma çabalarını
kınamaktadır.
Terör örgütleriyle ittifak yaptıkları, tek taraflı terör
eylemleri ve uluslararası yasalara ve Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı
yaptırımlar yoluyla Suriye ulusunun kanın dökülmesine ve aç kalmasına katkıda
bulundukları için ABD ve Fransız yetkililerinin ve onların müttefiklerinin cezalandırılmaları
gerekmektedir.
Fransa ve ABD bu tür silahların Suriye’de kullanıldığını
iddia ederken, diğer birçok ülkenin bunları Asya ve Afrika’daki insanlara karşı
kullanması ironiktir.
Fransa ve ABD’nin açıklamaları, başta Kimyasal Silahların
Yasaklanması Örgütü ve diğer uluslararası kurumlar olmak üzere Fransa ve ABD
hükümetlerinin Suriye halkına karşı düşmanca politikalar uygulama konusunda
2011’den bu yana peş peşe uyguladığı politikaların devam ettiğini bir kez daha
ortaya koyuyor. Onlar, Suriye hükümetinin en çok vatandaşlarının hayatıyla,
onların ekonomi, ilim, medeniyet ve kültür başarılarıyla ilgilendiğini çok iyi
biliyorlar. Bunun en güzel kanıtı, birçok Batılı ülkeyle birlikte Fransa ve
ABD’nin de yanında olduğu iki açıklamanın kabul edilmesidir.
ABD ve bazı Batılı ülkeler, Kimyasal Silahların Yasaklanması
Örgütünün çalışmalarını siyasallaştırmaya ve kışkırtma, gözdağı ve tehdit
yoluyla onu yasaklama anlaşmasının hükümlerine açıkça aykırı kararlar almaya
zorlamaya çalıştı. Bu durum, bu örgütün rolünü yerine getirme kabiliyetine yeni
karmaşıklıklar kattı ve örgüt içindeki kutuplaşmayı ve bölünmeyi artırdı ve onu
kurulduğu hedeflerden uzaklaştırdı.
Suriye, Kimyasal Silahlar Anlaşmasına katılım çerçevesindeki
tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve bu örgüt ve sekretaryası ile işbirliği
yapmıştır ve bu işbirliğine devam edecektir. Suriye, zehirli maddelerin herhangi
bir taraf tarafından silah olarak kullanılmasına her zaman ve her koşulda kesin
bir dille karşı çıktığını her zaman vurgulamıştır.’
