değerlendirdi. Türkiye’nin önerdiği garantörlüğün etkili olabileceğini belirten
uzmanlar, Astana sürecine atıfta bulundu. Fakat Türkiye’nin dış politikada
çelişkiler yaşadığının da altını çizdiler
Filistin sorununa çözüm için somut adım hala atılmış değil.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın garantörlük açıklamaları ve mevkidaşı Sergey
Lavrov’un bu konuda olumlu yorum yapması bölgesel bir platformun oluşabileceği
fikrini tartışmaya açtı.
Vatan Partisi Rusya Temsilcisi Dr. Mehmet Perinçek, Rus
siyaset bilimci Leonid Savin ve Suriye asıllı Rus gazeteci Abbas Cuma son
süreci Aydınlık’a değerlendirdi. Uzmanlar, Türkiye, Rusya ve İran’ın bir araya
gelerek bu soruna çözüm üretebileceğini vurgularken, Türkiye’nin Ukrayna ve
Suriye’deki politikalarında değişimin bu süreci hızlandıracağını belirtti.
‘FİLİSTİN AYNI ZAMANDA AVRASYA’NIN CEPHESİDİR’
HAMAS yöneticilerinin Moskova’yı ziyaret etmesinin oldukça
önemli olduğunu belirten Mehmet Perinçek, HAMAS’ın ve Filistin direnişinin
İsrail’e karşı mücadelesinin sadece Filistin çıkarına değil tüm Avrasya
ülkelerinin çıkarına olduğunu söyledi. Perinçek, bu yorumunu şu şekilde
açıkladı: “Çünkü dünyada şu an tek bir kamplaşma var. O kamplaşmanın bir tarafında
İsrail ve içinde bulunduğu Atlantik cephesi, diğer tarafında da Avrasya
ülkeleri yer alıyor. Dolayısıyla Atlantik cephesininin farklı farklı bölgelerde
başarısızlığa uğraması Avrasya ülkelerini kendi milli menfaatlerini yakından
ilgilendiren konularda daha rahat nefes alması anlamına gelecektir.”
Mehmet Perinçek
‘RUSYA MESELEDE TARAF OLDUĞUNU GÖSTERDİ’
Rusya noktasından bakıldığında bu meselenin daha da önem
taşıdığını vurgulayan Perinçek, “Çünkü HAMAS, kolektif Batı’ya karşı yeni bir
cephe açtı. Bu da Rusya açısından Ukrayna cephesinin yanında ikinci bir cephe
anlamına geliyor. Bu Rusya’ya önemli kazançlar sağlayacaktır.” ifadelerini
kullandı.
Perinçek, tam tersinden düşünüldüğünde Filistin cephesindeki
bir başarısızlığın Rusya’yı Ukrayna cephesi de zora sokacağını söyledi. Bu
bakımdan HAMAS yöneticilerinin Moskova’da ağırlanmasının beklenen bir durum
olduğunu vurgulayan Perinçek, “Rusya’nın çıkarlarıyla Filistin’in çıkarları
örtüşmektedir. Bütün Batı’nın HAMAS’ı terörist ilan ettiği bir dönemde resmi olarak
Moskova’nın HAMAS’ı kabul etmesi bu meselede Rusya’nın taraf olduğunu da
göstermiş oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
‘ANKARA VE MOSKOVA’NIN ÇIKARLARI ÖRTÜŞMEKTEDİR’
Perinçek, Türkiye ile Rusya’nın çıkarlarının bütün bölge
meselelerinde tam anlamıyla örtüşmekte olduğunun altınız çizdi. Çünkü iki
ülkenin de nesnel olarak Batı saldırganlığından zarar gördüğünü belirten
Perinçek şu şekilde konuştu:
“Dolayısıyla bütün bu bölgelerde İsrail, Amerika (Batı)
saldırganlığına karşı ortak hareket etmek Rusya ve Türkiye açısından önemli.
Atlantik cephesi kendisine müttefikler aramakta. Amerika yanına İsrail’i
almakta, Avrupa ülkelerini yanlarına çekmeye çalışmakta. Böyle bir durumda
onlar bir cephe oluştururken Türkiye ve Rusya’nın güçlerini birleştirmemesi çok
yanlış olur. Çünkü ne Rusya ne de Türkiye tek başına bu saldırganlığı
önleyebilir. Yapılan açıklamalar ve Filistin meselesine bakış açısında oldukça
örtüşen noktalar var. İki ülke de 1967 sınırları çerçevesinde bir Filistin
Devleti’nin kurulmasını ve resmen tanınmasını ileri sürmüştür. Buna Çin’i ve
İran’ı da eklemek gerekir.”
‘HÜKÜMET DERS ALMALI’
Perinçek Türkiye’nin aldığı tutuma eleştiri getirdi.
Gazze’deki olayların başlamasıyla birlikte cepheleşmenin berrak bir şekilde
ortaya çıktığını belirten Perinçek, “Türk hükümetinin seçimlerden sonra diğer
NATO üyesi ülkelerden daha fazla NATO’culuk yaptığı ve ekonomisini Batı’ya
bağladığı bir dönemde bütün müttefik gördüğü ülkelerin hepsi İsrail
saldırganlığını istisnasız biçimde desteklemiştir. Desteklemekle kalmayıp
ülkelerinde Filistin için eylem yapılmasını yasaklamışlardır. İşte böyle bir
ortamda bu, Türk hükümetine ders olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Avrupa Konseyi Başkan Yardımcısı’nın Türkiye’ye “tarafınızı
seçin” çağrısını hatırlatan Perinçek, “Ya Çin’in, Rusya’nın, HAMAS’ın
yanındasınız ya da Batı’nın yanındasınızdır demiştir. Türkiye burada tabii ki
İsrail dostu İsrail destekçisi Batı’nın yanında yer almadığını ve hem kendi hem
de Filistin ve bölge halklarının çıkarına, Avrasya’dan taraf olduğunu açıklamalıdır.”
şeklinde konuştu.
‘YANIT GÜÇLE VERİLEBİLİR’
Garantörlük meselesine de değinen Perinçek, “Tabii bunun ön
hazırlıkları vs. yapılabilir ama esas olarak cephedeki dengeyi değiştirecek
adımların atılması gerekmektedir.” dedi. İsrail saldırganlığının ne
uluslararası hukuk ne de Birleşmiş Milletler kararı tanıdığını belirten
Perinçek, “Tamamen bir eşkıyalık yaparak, zor gücüyle Filistin’i teslim almaya
çalışmaktadırlar. İsrail’in bu saldırgan tavrını ancak güç ile
engelleyebilirsiniz. Bu anlamda Türkiye ve Rusya’nın çeşitli adımları atması
gerekir. Burada en önemli nokta İsrail’in Suriye’deki planlarını bozmaktır.
Türkiye hemen Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’la yan yana gelerek Rusya ve
İran’la birlikte el ele vererek hem Fırat’ın doğusundaki terörü (PKK/YPG) hem
de İdlib’de yobaz terör örgütlerini temizlemelidir.” yorumunu yaptı.
Bunun İsrail’e vurulacak en büyük darbelerden biri
olacağının altını çizen Perinçek, “Doğu Akdeniz’de bir işbirliği platformu
oluşturmalıdır. Hem KKTC hem de Kırım konusunda atılacak ortak adımlar
(Türkiye’nin Kırım’ı Rusya toprağı olarak, Rusya’nın da KKTC’yi tanıması) Doğu
Akdeniz’de İsrail’in saldırganlığını dizginler. Güç güçle engellenir, laf ile
değil.” şeklinde konuştu.
‘HAMAS FİLİSTİN’İN İRADESİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR
Siyaset bilimci Leonid Savin de HAMAS’ı Filistin halkının
bir parçası ve demokratik olarak seçilmiş bir yapı olarak tanımladı. Rusya’nın
hiçbir zaman HAMAS’ı terör örgütü olarak tanımlamadığını belirten Rus siyaset
bilimci, “Aynı şey Lübnan’da önemli bir aktör olan ve Filistin’in kuzeyinin
özgürleştirilmesi için faaliyet gösteren Hizbullah için de geçerlidir.” dedi.
Savin, Moskova’da Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail
Bogdanov’la HAMAS temsilcilerinin yaptığı toplantının verimli geçtiğini
vurguladı. Savin, Musa Ebu Marzuk başkanlığındaki HAMAS heyetinin Rusya’nın
resmi tutumu ve diplomatik çabaları için minnettarlığını ifade ettiğini
belirtti.
Rus siyaset bilimci Moskova’nın Filistin devletinin
kurulmasını desteklediğini ve mevcut çatışmayı Batılı güçlerin (çoğunlukla ABD)
bölgeye müdahalesinin bir sonucu olarak gördüğünü hatırlattı. El-Fetih ile
gerginlikler ve İsrail tarafından etki girişimleri olduğunu vurgulayan Savin,
“Ancak yine de HAMAS Filistin Direnişinin güçlü iradesini ortaya koymaktadır.”
ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE SORUMLULUK ALIRSA ALKIŞLAR DESTEKLERİZ’
Türkiye’nin garantörlük açıklamasına da değinen Savin,
“Bence garantör ülke oradaki şiddeti durdurmak için sorumluluk almalı. Eğer
Türkiye bunu yaparsa, böyle bir eylemi alkışlarız. Eğer Ankara Moskova’yı
devreye sokmak isterse Rusya’nın bir şekilde yardımcı olabileceğini
düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Birçok ülkenin ortak bir girişim yürütebileceğini
düşündüğünü belirten Rus siyaset bilimci, “Yakın zamanda BM’de yapılan oylama,
ulusların çoğunluğunun Filistin’i desteklediğini ve İsrail’i insan hakları
ihlalcisi ve savaş suçlarının baş aktörü olarak gördüğünü göstermiştir.”
şeklinde konuştu.
Türkiye’nin bölge ülkeleriyle konferans toplama
girişimlerini de değerlendiren Savin, İran’ın bu sürece dahil edilmesi iyi bir
fikir olur. Ayrıca Katar, Suudi Arabistan, Ürdün (çünkü Ürdün Kralı El Aksa’nın
anahtarlarının resmi bekçisi), Mısır (çünkü Gazze Şeridi ile komşu), Suriye ve
Lübnan.” değerlendirmesinde bulundu.
‘TÜRKİYE’DE HALA ABD ÜSLERİ VAR’
Meselenin Filistin’den çok daha büyük olduğunu belirten Savin,
“Bu tarihin doğru tarafıyla ilgili. İsrail ve ABD kötülüğü seçti.” dedi.
Ancak Türkiye’de hala Amerikan askerleri ve askeri üslerinin
konuşlandırılmış durumda olduğunu vurgulayan Rus siyaset bilimci, “Ayrıca
Ankara, Rusya’nın operasyonundan önce Ukrayna’nın güneydoğusunda İsrail ile
aynı şeyi yapan Ukraynalı Nazilere de destek veriyor. 2014 yılından itibaren
Ukraynalı yetkililer savaş suçları işledi ve Rus halkına soykırım uyguladı,
ancak çoğu ülke gözlerini kapadı ve Batı’nın ‘Rus saldırısı’ hakkındaki
söylemlerini takip etti. Dolayısıyla Ankara’nın bu karmaşık alanda daha fazla
şey yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
‘KARARI SURİYE VERİR’
Savin, Filistin’de cephenin genişleme ihtimalini de
değerlendirdi. Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığının, uzay-hava kuvvetleri,
bazı bölgelerde devriye ve insani yardımla sınırlı olduğunu belirten Rus
siyaset bilimci, “Aslında İsrail yıllar önce Suriye’ye hava saldırıları
düzenlemiştir. Bu bir sorundur. Ancak Lübnan’ın güvenliği ile bağlantılıdır
çünkü hava savunma sistemi yoktur (oradaki ordu sınırlamalar getirmiştir). Öte
yandan Golan tepesi İsrail tarafından işgal edildi ve bu sorunun da çözülmesi
gerekiyor. Ancak Suriye’nin herhangi bir eylemi oradaki egemen güce ve Beşar
Esad’ın kararına bağlıdır.” şeklinde konuştu.
‘İSRAİL HAMAS’IN ZİYARETİNDEN MUTSUZ’
Suriye asıllı Rus gazeteci Abbas Cuma da HAMAS’ın,
çatışmanın tüm taraflarıyla diyalog yürütebilen bir dünya gücü olarak Rusya’ya
saygı duyduğunu belirtti. Sovyetler Birliği’nin geleneksel olarak ezilen Arap
devletlerinin yanında yer aldığını hatırlatan Cuma, “Moskova adalet ve
uluslararası hukuk temelinde hareket etmektedir. Filistinliler ve İsrailliler
arasındaki mevcut çatışmada da Rusya aynı şekilde hareket etmektedir.”
İsrail’in HAMAS’ın Moskova’yı ziyaret etmesinden son derece
mutsuz olduğunu söyleyen Cuma, “Ancak bu Rusya’nın HAMAS’ı desteklediği
anlamına gelmiyor. Rusya’nın Filistinlilerin temel haklarını tanıdığı ve
HAMAS’ın demokratik yollarla seçildiği ve Filistin nüfusunun büyük bir
bölümünün bakış açısını ifade ettiği anlamına geliyor. Bu açıdan bakıldığında
Rusya kesinlikle HAMAS’ı ciddiye almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
‘ŞAM KİLİT BİR AKTÖR’
Rusya ve Türkiye’nin bu konuda birlikte inisiyatif
alabileceğini vurgulayan Cuma, “Özellikle de ülkelerimiz Suriye’de birlikte
çalışma deneyimine sahipken Sayın Fidan tarafından dile getirilen Türkiye’nin
girişimi bize mantıklı geliyor.” ifadelerini kullandı.
Ancak her şeyin verimli bir şekilde işlemesi için Türk
hükümetinin diğer açıklamalarında daha tutarlı olması gerektiğini belirten
Cuma, “Aynı anda hem Filistin’in hem de Ukrayna’nın yanında olamazsınız. Hem
Filistin’in yanında olup hem de Suriye liderine karşı olamazsınız. Ankara
direnişin bir parçası haline gelmelidir. Ve Şam kilit bir aktördür. Ankara bu
politikayı her yönden izlerse Rusya da elbette ittifaka katılacak ve Suriye’de
yaptığımız gibi bölgedeki durumu sakinleştirebileceğiz.” şeklinde konuştu.
‘ULUSLARARASI FORMAT İRAN’I DA İÇERMELİDİR’
İran’ın bu çatışmada ana aktörlerden biri olduğunu söyleyen
Cuma, “Filistin’in özgürleşmesi için en çok çaba sarf eden İran’dır. Buna
finansman, silah ve direnişçilerin eğitimi de dâhildir. Ve herhangi bir
uluslararası format İran de içermelidir. Direnişçilerle en güçlü bağlara sahip
olan İran’dır çünkü direnişe Tahran liderlik etmektedir. İran’ın her türlü
olumlu girişimi destekleyeceğini düşünüyorum. Tekrar ediyorum, bu durum Rusya,
Türkiye ve İran’ın garantör olduğu Suriye’de (Astana süreci) yaşandı. Son
olarak Suriye’nin bu savaşa tam teşekküllü bir aktör olarak katılabileceğini
düşünmediğini aktaran Cuma, “Eğer savaşın genişlemesinden İsrail’in Suriye
topraklarına saldırmasını kastediyorsak, bu zaten oluyor. Şam ve Halep
havaalanları 7 Ekim’den beri kapalı. Rusya buna müdahale etmiyor. Moskova en
başından beri Suriye’de başka devletlerle savaşmak için değil terörle mücadele
etmek için bulunduğunu açıkça ifade etti.” yorumunu yaptı./aydınlık
