28 Ocak tarihinde ırkçı Yüzyılın Anlaşması projesini tanıtmasının
ardından Siyonist Rejimin yayılmacı ve
işgalci siyasetleri de kabarmış oldu ve daha da alenileşti. Bu doğrultuda Siyonist Rejim başbakanı
Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz, İsrail koalisyonunu oluşturan taraflar
olarak geçen Nisan ayının sonlarında
Batı Şeria’nın bazı bölümlerini işgal topraklarına ilhak etme kararından
söz edip ilk adımda bu kararı uygulayacaklarını açıkladılar.
Farklı Filistinli gruplar ise şimdiye dek
ırkçı Yüzyılın Anlaşmasına karşı çıkarak belli stratejiler de sundular. Bu çerçevede
İsmail Haniye de Siyonist Rejim
işgalciliği ile mücadele etmek için dört ayaklı kapsamlı bir strateji açıkladı.
Bu stratejinin ilk aşaması
Oslo anlaşmasından çıkmak ve bu
anlaşmadan doğan taahhütlere son vermekti.
Bu öneri ise daha önce Filistin Özerk Teşkilatı başkanı Mahmut Abbas
tarafından da önerildi. Filistin Özerk
Teşkilatı başbakanı Muhammed Eştiyye bile bu durumu Siyonist Rejim’e bildirdi. Aslında Yüzyılın Anlaşması ve Batı Şeria’nın
bazı bölümlerinin ilhak edilme
planı Siyonist Rejim ile uzlaşma
stratejisinin açık yenilgi aldığını gösteriyor.
Zaten Oslo anlaşmasından çıkmak da bu rejim ile tüm uzlaşmaların
sonlanması anlamına geliyor.
HAMAS’ın belirlediği dört ayaklı stratejisinin ikinci
aşaması ise işgalci Siyonist Rejime
karşı kapsamlı direniş projesinin çalıştırılması ve halk direniş güçlerinin
güçlendirilmesi, medyatik, siyasi ve ekonomik en başta da silahlı direniş
olmuştur. Oslo anlaşmasının son bulması,
direniş taleplerinin ve eğilimlerinin artması demektir. Siyonist Rejim İsrail de silahlı direniş karşısında ne denli kırılgan
olduğunu göstermiştir. Son onyılda
silahlı direniş Filistinli direniş
gruplarının caydırıcılık gücünü arttırmıştır.
Mevcut koşullarda silahlı
direniş Yüzyılın Anlaşmasına pratik
olarak karşı çıkmanın tam örneğidir. Çünkü
Yüzyılın Anlaşmasının önemli eksen hususlarından biri de Filistinlilerin tamamen
silahsızlandırılmalarıdır. Silahlı direniş ayrıca Siyonist Rejimin işgalci projelerinin uygulanması yolunda da büyük bir engel
sayılıyor. Özellikle de Oslo anlaşması
sona erdirilirse bu durum daha da anlam kazanacaktır.
İsmail Heniye’nin tanıttığı dört ayaklı stratejinin üçüncü
ayağı ise Filistin Kurtuluş Örgütü’nün
yapısının revize edilmesidir. Öyle ki
tüm Filistinli İslami ve ulusal gruplarını kapsasın. Bu durum ise yeniden Filistin milletine
yönelmesi demektir. Bu öneri hayata
geçirilirse Yüzyılın Anlaşmasının en büyük engellerinden biri olacaktır. Şimdiye dek ise Filistinli gruplar Yüzyılın Anlaşmasına karşı çıkmakta bir bütün olduklarını göstermişler. Bu gruplar milli vahdet ve birliğe doğru hareket
ederlerse Yüzyılın Anlaşması ve Siyonist
Rejim ile mücadeleye verilen destek de artacaktır.
İsmail Heniye’nin tanıttığı stratejinin dördüncü ayağı
ise Arap-İslam aleminde Filistin’in savunulması için bölgesel
koalisyonun oluşturulmasıdır.
Gerçekte bu aşamada Filistin
dışındaki aktörler rol alacaklardır. Ancak
görünen o ki bu durumun gerçekleşmesi zordur. Çünkü kimi Arap ülkeleri Siyonist Rejim ile ilişkilerini
normalleştirmek için çaba gösteriyorlar. Zaten Yüzyılın Anlaşması ve Batı
Şeria’nın eklenmesi hususu da bu ihanetten kaynaklanıyor. Buna rağmen önemli olan nokta Filistin’i savunmak üzere oluşturulacak
bölgesel koalisyonun Yüzyılın
Anlaşmasına karşı olan İslami ülkeler tarafından oluşturulabilmesidir.
