HAMAS’ın İsrail ile Mücadeledeki Dört Ayaklı Stratejisi

rasthaber
Rasthaber –  Amerika başkanı Donald Trump 
28 Ocak tarihinde ırkçı Yüzyılın Anlaşması projesini tanıtmasının
ardından  Siyonist Rejimin yayılmacı ve
işgalci siyasetleri de kabarmış oldu ve daha da alenileşti.  Bu doğrultuda Siyonist Rejim başbakanı
Binyamin Netanyahu ve Benny Gantz, İsrail koalisyonunu oluşturan taraflar
olarak geçen Nisan ayının sonlarında 
Batı Şeria’nın bazı bölümlerini işgal topraklarına ilhak etme kararından
söz edip ilk adımda bu kararı uygulayacaklarını açıkladılar.

Farklı Filistinli gruplar ise  şimdiye dek  
ırkçı Yüzyılın Anlaşmasına karşı çıkarak   belli stratejiler de sundular. Bu çerçevede
İsmail Haniye de  Siyonist Rejim
işgalciliği ile mücadele etmek için dört ayaklı kapsamlı bir  strateji açıkladı.

Bu stratejinin ilk aşaması 
Oslo anlaşmasından çıkmak ve  bu
anlaşmadan doğan taahhütlere son vermekti. 
Bu öneri ise daha önce Filistin Özerk Teşkilatı başkanı Mahmut Abbas
tarafından da önerildi.  Filistin Özerk
Teşkilatı başbakanı Muhammed Eştiyye bile bu durumu  Siyonist Rejim’e bildirdi.  Aslında Yüzyılın Anlaşması ve Batı Şeria’nın
bazı bölümlerinin  ilhak edilme
planı   Siyonist Rejim ile uzlaşma
stratejisinin açık yenilgi aldığını gösteriyor. 
Zaten Oslo anlaşmasından çıkmak da bu rejim ile tüm uzlaşmaların
sonlanması anlamına geliyor.

HAMAS’ın belirlediği dört ayaklı stratejisinin ikinci
aşaması ise  işgalci Siyonist Rejime
karşı kapsamlı direniş projesinin çalıştırılması ve halk direniş güçlerinin
güçlendirilmesi, medyatik, siyasi ve ekonomik en başta da silahlı direniş
olmuştur.  Oslo anlaşmasının son bulması,
direniş taleplerinin ve eğilimlerinin artması demektir.  Siyonist Rejim İsrail de  silahlı direniş karşısında ne denli kırılgan
olduğunu göstermiştir.  Son onyılda
silahlı direniş  Filistinli direniş
gruplarının caydırıcılık gücünü arttırmıştır. 
Mevcut koşullarda  silahlı
direniş  Yüzyılın Anlaşmasına pratik
olarak karşı çıkmanın tam örneğidir. Çünkü 
Yüzyılın Anlaşmasının önemli eksen hususlarından biri de  Filistinlilerin tamamen
silahsızlandırılmalarıdır.  Silahlı  direniş ayrıca  Siyonist Rejimin işgalci projelerinin  uygulanması yolunda da büyük bir engel
sayılıyor.  Özellikle de Oslo anlaşması
sona erdirilirse bu durum daha da anlam kazanacaktır.

İsmail Heniye’nin tanıttığı dört ayaklı stratejinin üçüncü
ayağı ise   Filistin Kurtuluş Örgütü’nün
yapısının revize edilmesidir. Öyle ki 
tüm Filistinli İslami ve ulusal gruplarını kapsasın.  Bu durum ise yeniden Filistin milletine
yönelmesi demektir.  Bu öneri hayata
geçirilirse   Yüzyılın Anlaşmasının  en büyük engellerinden biri olacaktır.  Şimdiye dek ise Filistinli gruplar  Yüzyılın Anlaşmasına karşı çıkmakta bir  bütün olduklarını  göstermişler. Bu gruplar  milli vahdet ve birliğe doğru hareket
ederlerse  Yüzyılın Anlaşması ve Siyonist
Rejim ile mücadeleye verilen destek de artacaktır.

İsmail Heniye’nin tanıttığı stratejinin dördüncü ayağı
ise  Arap-İslam aleminde  Filistin’in savunulması için bölgesel
koalisyonun oluşturulmasıdır. 
Gerçekte  bu aşamada Filistin
dışındaki aktörler rol alacaklardır. Ancak 
görünen o ki bu durumun gerçekleşmesi zordur.  Çünkü kimi Arap ülkeleri  Siyonist Rejim ile ilişkilerini
normalleştirmek için çaba gösteriyorlar. Zaten Yüzyılın Anlaşması ve Batı
Şeria’nın eklenmesi hususu da bu ihanetten kaynaklanıyor.  Buna rağmen önemli olan nokta  Filistin’i savunmak üzere oluşturulacak
bölgesel koalisyonun  Yüzyılın
Anlaşmasına karşı olan İslami ülkeler tarafından oluşturulabilmesidir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın