ilişkin değerlendirmede bulundu.
İktidarın, salgın tedbirleri konusunda sadece milli bayramlarda
yüksek refleks gösterdiğini savunan Altay, “Bunu da cumhuriyet sevgisinin
yoksunluğu, cumhuriyeti gereği gibi idrak edememenin zafiyeti olarak
görüyoruz.” diye konuştu.
“AK Parti içinde ve üst yönetiminde cumhuriyetin
icaplarına uymaktan imtina eden ve içselleştirmeyen, cumhuriyete şaşı bakan
insanlar var.” görüşünü savunan Altay, “Onların durumuna üzülüyorum.
83 milyon cumhuriyetimizi ve Büyük Atatürk’ü içselleştirmiştir, benimsemiştir.
Büyük Atatürk’ün bize bıraktığı bu güzel, kutlu emanete 83 milyon olarak sonuna
kadar sahip çıkacağız.” ifadelerini kullandı.
CHP’li Altay, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda bütün CHP il ve
ilçe başkanlarının Atatürk anıtına çelenk koyarak, minnet ve şükranlarını dile
getirmek için meydanlarda olacaklarını söyledi.
Valilere ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya seslenen
Altay, “Cumhuriyetle didişmeyin. Cumhuriyet Bayramı’nda aklınıza gelen
Kovid-19 ile mücadele konusunda, daha evvelden yapmanız gereken bir sürü işi
layıkıyla yapın. İçişleri Bakanı yardımcısının, bakanlık sözcüsünün, bir
bürokratın görevinin seçilmişlere, belediyelere ve medyaya hadsizlik yapma
haddi ve hakkı olmadığının altını çizmek istiyorum. ‘Cumhuriyet sevgisini
Atatürk düşmanlarından öğrenecek değiliz.’ diyen İsmail Çataklı’nın, o Atatürk
düşmanlarının kim olduğunu da kamuoyuyla paylaşması gerekir.” dedi.
‘Yanlıştan dönülmesi zaruret’
Altay, Sağlık Bakanlığının sağlık çalışanlarına yönelik son
genelgesini “ucube” olarak nitelendirerek, genelgenin, sağlık
çalışanlarının Kovid-19 salgınıyla mücadelesine verilebilecek zararın en büyük
belgesi olduğunu öne sürdü. Altay, “Anayasa’nın 18. maddesi kimsenin zorla
çalıştırılamayacağına hükmediyor. Her vesileyle yaptıkları gibi Anayasa’yı yere
atıp çiğnemekten zevk alan yürütme organıyla karşı karşıyayız.” şeklinde
konuştu.
Sağlık Bakanlığının, döner sermaye gelirlerinden bir
ambulans şoförüne aylık 7 lira, acil servis doktoruna ise 32 lira performans
ödemesi yaptığını belirterek, “Yazıklar olsun öyle devlete. Hastane döner
sermayesinin parası nerede? Sayıştay raporları ‘Döner sermaye gelirinin,
hastaneyi işleten şirketin elektrik, su, doğal gaz ve benzeri giderlerine
aktarıldığı tespit edilmiş.’ diyor. Bunun tam adı kepazeliktir. Hükümeti bir
parça sağduyuya, izana davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
‘İstanbul Valisi’nin tespitini ayakta alkışlıyoruz’
Engin Altay, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın
“İstanbullu hasta hasta işe gidiyor. Çünkü Kovid’den korkuyor ama işten
atılmaktan daha çok korkuyor.” dediğini aktararak, “İstanbul
Valisi’nin tespitini ayakta alkışlıyoruz. En büyük kentimizin valisi,
insanların, devletçe de hasta oldukları bilindiği halde, işe gitmelerinin
engellenmediğinin altını çizmek suretiyle önemli bir uyarı yapmış. Umarım,
hükümet, İstanbul Valimizin bu uyarısını da dikkate alarak, filyasyon,
karantina ve evde takipte gerekli özeni gösterir.” diye konuştu.
Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 8,9’dan
yüzde 12,1’e revize ettiğini anımsatan Altay, “Damat da diyor ki hala
millete ‘dövizle meşgul olmayın.’ Ama dövizin, doların artışı damat beyi değil,
83 milyonu çok yakıyor. Belli onun doları var, o artıştan memnun.”
sözlerini sarf etti.
Dolar kurunun, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde
arttığını belirten Altay, “Damadı etkilemeyebilir ama bu artış her şeye
zamdır, borcun katlanmasıdır, icradır, iflastır, ödenemeyen faturadır ve
açlıktır. Bizim bunu kabul etmemiz ve buna seyirci kalmamız mümkün
değildir.” dedi.
‘Kızılay böbrek ticaretine başlarsa şaşırmam’
CHP’li Altay, Kızılay’ın, vatandaşlara kan bağışı karşılığı
5 kiloluk sıvı yağ verdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Kızılay, bizim kıymetli bir kuruluşumuzdu. Gönüllü
kan, kurban ve para bağışlanırdı. Ama Kızılay, birçok şaibeden sonra biraz da
pişkinleşmiş, kan bağışını kan ticaretine çevirmiş. Kuyruklar var. Askıda
ekmekten sonra, ‘ver kanı, al sıvı yağı’ kampanyası başlatan bir yönetimle
Türkiye yüz yüzedir. İnsanlar gönülsüz ama yağa ihtiyacı olduğu için gidip
kanını veriyor. Allah esirgesin yarın öbür gün Kızılay böbrek ticaretine
başlarsa şaşırmam.”
Engin Altay, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın
“yabancı sermaye dalgası beklentisine” ilişkin açıklamasını
anımsatarak, “Bekler tabii. Türkiye’de şirketler kelepir hale geldi, iş
gücü çok ucuzladı. Yabancı şirketlerin, kelepir şirketler ve ucuz iş gücü için
Türkiye’ye gelmesi, övünülecek değil, utanılacak bir şeydir. Ayrıca
Türkiye’deki demokrasi kıtlığından dolayı da yabancı sermaye geleceğine
inanmıyorum.” görüşünü savundu.
‘Karikatürler edepsizliktir ve aşağılık ötesidir’
CHP Grup Başkanvekili Altay, Fransa ile yaşanan gerginliğe
de değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Hiç kimse ve hiçbir ülke Türkiye Cumhuriyeti’ne, aziz
milletimize, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na ayar veremez, had
bildiremez ve hakaret edemez. Ettirmeyiz. Kabul etmeyiz. En yüksek refleksi,
tepkiyi, geçmişte olduğu gibi parlamentoda ve bütün meşru zeminlerde
gösteririz. Ayrıca hiç kimsenin, hiçbir ülke ve hiçbir devlet başkanının, medya
organının İslam dinine ve onun Peygamberine, başka dinlere ve peygamberlere
hakaret etme küstahlığı olamaz. İslam’da reform, Macron’un işi değildir.
İslam’da reform talebinin Macron gibi birinden gelmesi, densizliktir,
aymazlıktır, hadsizliktir. Herkes haddini bilecek. Karikatür bile olsa,
kutsala, insanların kişilik haklarına saldırıyı, saygısızlığı düşünce özgürlüğü
olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Yüce Peygamberimiz ve Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı’na ilişkin karikatürler edepsizliktir ve aşağılık ötesidir.”
Altay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik saldırıların
kendilerini üzdüğünü ve bunları asla kabul etmediklerini vurgulayarak,
“Dış politikaya TBMM’yi paydaş yapmasını tekrar tavsiye ediyorum.”
diye konuştu.
‘Adalet Bakanı, ayıbı örtmeye çalışıyor’
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Altay, Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ın, eşi Emine Erdoğan hakkındaki sözleri nedeniyle CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği yanıtın anımsatılması üzerine,
“Sayın Genel Başkanımızın Sayın Hanımefendi’ye yönelik bir ithamı söz
konusu değildir. Fransa’ya bir boykot yapılacaksa saraydan, Cumhurbaşkanı’nın
yakın çevresinden başlaması gerektiğinin altını kalın çizgiyle çizmekten
ibarettir.” değerlendirmesinde bulundu.
Engin Altay, sağlık çalışanlarına yönelik genelgeye ilişkin
bir soruya, “Sayın Bakan böyle bir dayatma yapmak yerine, atama bekleyen
sağlık çalışanlarını sisteme dahil etse, ne sağlık çalışanlarının gururu
incinir, morali bozulurdu ne de Kovid-19 ile mücadele eden hastalar doktorsuz,
hemşiresiz, hasta bakıcısız kalırdı.” yanıtını verdi.
Altay, bu sırada elindeki genelgeyi yırtarak, “Yırttım
ben de.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Altay, Adalet Bakanı Abdulhamit
Gül’ün, Kılıçdaroğlu’na yanıtını değerlendirirken de “Adalet Bakanı işini
yapsın, polemik yapmasın. Anayasa’nın çiğnenmesine seyirci kalmanın
mahcupluğunu, ezikliğini ve acizliğini yaşayan Adalet Bakanı, çamur siyasetiyle
bu ayıbı örtmeye çalışıyor. Kendisi HSK’nın da başkanıdır. Çamur siyaseti
yapacağına HSK Başkanı sıfatıyla Anayasa’yı çiğneyen hakimler hakkında
soruşturma açmak onun en temel vazifesidir.” ifadelerini kullandı.
