Erbain münasebetiyle önceki gün bir konuşma yaparak bölgedeki son gelişmelerin
yanı sıra Lübnan’ın iç meselelerini ele aldı.
Hasan Nasrallah’ın konuşmasının en önemli konularından biri
Lübnan ile Siyonist İsrail arasındaki sınır belirleme müzakereleriydi. Nasrallah, Lübnan’ın Akdeniz’deki enerji
kaynaklarına el uzatacak Amerikan-Siyonist planına ilişkin sert uyarısını
tekrarladı.
Arap dünyasının ünlü yazarlardan Abdulbari Atvan, Londra’da
yayınlanan Ray el Yevm gazetesindeki köşe yazısında, Hizbullah lideri Hasan
Nasrallah’ın son konuşmasını değerlendirdi.
Yorumcu Abdulbari Atvan’ın kaleme aldığı yazı şöyle:
“Hasan Nasrallah’ın Hz. İmam Hüseyin’in Erbaini (a.s) vesilesiyle
Baalbek bölgesinde yaptığı konuşma önceki konuşmalarından farklıydı. Onun
sözleri Lübnan başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası taraflara verdiği
birçok mesaj açısından çok önemlidir. Nasrallah konuşmasında öfkesini en yüksek
derecede kontrol etmeye çalışırken sabrının da bitmek üzere olduğunu gösterdi.
Arap halkının sorunlarına öncelik veren ve masum insanların
haklarını korumanın en kısa yolunun direniş olduğuna inanan bir gazeteci,
yorumcu ve Arap vatandaşı olarak Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri’nin konuşmalarının
çoğunu takip ediyorum.
Hasan Nasrallah’ın sınır belirleme müzakereleri ile ilgili
son konuşmasında, Lübnan’ın doğalgaz ve petrol sahalarının kurtarılması için
savaş ilan etmenin eşiğinde olduğunu hissettim. Diğer konuşmalarından farklı
olarak sabah saatlerinde halka hitap eden Seyyid Hasan Nasrallah, yeni
açıklamalarında birkaç önemli konuya değindi ve Nasrallah’ın verdiği önemli mesajlar
şu şekilde özetlenebilir:
*Lübnan’ın tartışmalı Kariş enerji sahası ile ilgili
haklarını almadığı takdirde Siyonist Rejimin bu alanda gaz çıkarma işlemi
yapamaz. Bu direnişin kırmızı çizgisidir. Belki de Seyyid Hasan Nasrallah’ın
‘Gözlerimiz ve füzelerimiz Kariş enerji sahasına çevrildi’ şeklinde ifade
ettiği sözleri bu maksatla yapılmıştır. Bu ifadeler Hizbullah liderinin
tehditlerinden paniğe düşen Siyonistlerin teyakkuza geçtiğinin temel
göstergelerinden biridir.
*Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının bir bölümünde, ‘Lübnan
hükümetine sınır belirleme müzakerelerini sürdürmesi için yeterli zaman tanıdık
ve sükuneti korumaya söz verdik, ancak bize herhangi bir şiddet dayatılırsa
buna karşılık vermeye hazırız’ diye vurguladı.
*ABD ve İsrail’in kurduğu komplolara karşı olduğunu anlatan
Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri, bu iki tarafı sert bir şekilde uyardı ve
‘Bizim Lübnan sizin Lübnan’ınız değildir’ diyenlere cevaben şunları kaydetti:
‘Yüce Allah’a şükürler olsun ki sizin gibi değiliz. İşlediğiniz cinayetler
kanlı kimliğinizi gösteriyor ve ölüm kültürüne inanıyorsunuz ve Sabra ve Şatila
katliamı da kültürünüzün bir parçası olmuştur Bilakis bizim kültürümüz hayat
kültürüdür ve Güney Lübnan’ın kurtuluşu sırasında paralı askerlerden intikam
almadık.’
*Hasan Nasrallah, Sabra ve Şatila cinayetinin sadece
Filistinlilere karşı işlenen bir suç olmadığını, Lübnanlıların da mağdur
olduğunu ve olayda bin 900 Lübnanlı ve 3 bin 500 Filistinlinin şehit düştüğünü
vurguladı. 500 Lübnanlı hala kayıp ve bu cinayetin failleri cezadan kurtuldu,
suçlunun cinayetinin bedelini ödeme zamanı gelmedi mi?
*Hasan Nasrallah konuşmasında bazı Arap ülkeleri ve onlara
ait medyayı sert bir dille hedef aldı. Belki de bu ilk kez yapıyordu; Zira sözü
geçen medya kuruluşları Necef Eşref ve Kerbela’daki 20 milyonluk Erbain
töreninde herhangi bir olay ve sorun yaşanmamasını ve Iraklıların bu olaya
karşı cömert ve sorumlu davranmasını görmezden gelmiştir.
*Hizbullah lideri, konuşmasının bir başka bölümünde,
Hamas’ın Şam yönetimi ile normalleşme konusundaki tutumlarını ve örgütün Suriye
açıklamasını övdü ve Suriye’ye Filistin davası ve halkına verdiği destekten
dolayı teşekkür etti. Nasrallah ayrıca Siyonist İsrail’in Suriye’ye yönelik
devam eden saldırılarını kınadı. Hamas’ın Suriye açıklamasını ‘olumlu ve önemli
bir adım’ olarak değerlendiren Seyyid Hasan Nasrallah, tüm direniş gruplarının
birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
*Seyyid Hasan Nasrallah, Lübnan hükümetini ABD’nin
garantilerine ve vaatlerine hiçbir şekilde güvenmemesi konusunda uyardı. Nasrallah,
‘Çünkü bu ülke asla yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Sabra ve Şatila cinayetine
karşı Filistinlileri ve Lübnanlıları desteklemeyen ABD yönetimi Oslo
anlaşmasıyla ilgili taahhütlerinin hiçbirini yerine getirmemiştir. ABD, İran
nükleer anlaşmasına imza attıktan sonra caydı.’ dedi. Bu nedenle Hizbullah
lideri, Lübnan ile işgalci rejim arasında süren sınır anlaşmazlığı meselesinde
ABD’nin aynı senaryolarının ve boş vaatlerinin tekrarlanacağına inanıyor.
*Hasan Nasrallah konuşmasında petrol kaynaklarını geri
alarak birçok krizi sona erdirmek için Lübnan’ın önünde tarihi bir fırsat
olduğuna işaret etti. Nasrallah’ın bu
sözleri Ukrayna krizinin ardından Avrupa ülkeleri ile ABD arasında ortaya çıkan
anlaşmazlığa bir gönderme olabilir.”
Atvan, yazısının devamında Hasan Nasrallah’ın önceki
konuşmalarında olduğu gibi yüzünde her zamanki gülümsemesinin olmadığına dikkat
çekerek, “Belki de bu açıklamalar, Lübnan’ın petrol ve doğalgaz kaynaklarını
özgürleştirme savaşını duyurmadan önce onun yaptığı son konuşma olabilir.”
ifadesini kullandı.
Arap yorumcu Atvan’ın kalem aldığı son yazıda, “Lübnan ile
Siyonist Rejim arasındaki sınır belirleme meselesi hakkında Nasrullah’ın ABD
temsilcisi “Amos Hockstein” aracılığıyla yürütülen müzakere
sürecinden duyduğu memnuniyetsizliği onun sözlerine yansımıştı. Bu konuda net
bir anlayışa sahip Hasan Nasrallah, Amerikan-İsrail’in bu dosyayı ertelemeyi planladığına
inanıyor.” denildi.
Abdulbari Atvan, yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Seyyid Hasan Nasrullah’ın parmağı hala füze fırlatma
düğmesinde ve Hizbullah İHA’nın sürü halinde fırlatılması için yeşil ışık yakıyor
ve şimdi asıl soru şu: Nasrallah’ın parmağı bu durumda kalacak mı? ABD ve
İsrail’in müzakereyi erteleme politikasına ne zaman ve nerede cevap verilecek?
Bu sorunun yanıtını öğrenmek için Hasan Nasrallah’ın bir sonraki konuşmalarını
beklememiz gerekiyor ve bu bekleyişin çok uzun sürmemesini umuyoruz.”
Tesnim
