Hizbullah: Riyad Bir Skandala Neden Oldu; Lübnan Değil Kendileri Özür Dilemeli

rasthaber
Rasthaber –  Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı, Suudi Arabistan’ın
Lübnan’a karşı tutumunu düşmanca olarak nitelendirdi ve şunları söyledi:
‘Lübnan özür dilenecek hiçbir şey yapmadı, ama özür dilemesi ve geri adım
atması gereken Suudi Arabistan’dır, çünkü bu skandala Riyad neden olmuştur.

Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, Pazar
günü şu açıklamalarda bulundu: ‘Suudi Arabistan, Lübnan Enformasyon Bakanı
George Kordahi’nin bakan olmadan önce yaptığı açıklamalara itiraz ederek Lübnan
için sorun yarattı. Riyad’ın Suudi Arabistan’a ya da bir başkasına yanlış
yapmamış olan Kordahi’ye yönelik bu baskıcı tutumu, Lübnan’a karşı düşmanca bir
duruştur.

Biz, bir ülkenin büyükelçisini, askeri bir sorun, öldürme ya
da belirli bir saldırı olduğu durumlarda çağırdığını biliyoruz ama Lübnan bir
şey yapmadı ve yaşanan şey,  herhangi bir
insanın yapabileceği normal bir açıklamadır.

Lübnan, özgürlükler ülkesidir ve muhalif olsun ya da olmasın
herkes konuşabilir. Bu konu değişmez. Suudi Dışişleri Bakanı Faysal b.
Farhan’ın açıklamaları, Riyad’ın sorununun Hizbullah ve onun Lübnan’daki
varlığı ve gücü olduğunu açıkça ortaya koydu. Ancak Hizbullah ile ilgili
doğrudan bir kanıt veya sorun yoktu ve onların Lübnan’a nasıl girecekleri
konusunda kafaları karıştı, bu yüzden sıradan açıklamaların yolunu seçtiler.
Ancak bunun saçma ve değersiz bir iddia olduğu ortaya çıkınca, sorunlarının
Hizbullah ile olduğunu açıklamak zorunda kaldılar.

Suudi Arabistan, Lübnan’a yönelik tüm olumsuz eylemlerini,
hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin, diplomatik geleneklere aykırı olarak,
Lübnan Dışişleri Bakanlığı’na veya Başbakanına saygı duymaksızın ve hatta
herhangi bir uyarıda bulunmadan gerçekleştirmiş ve Lübnan büyükelçisini sınır
dışı etmiştir; Bütün bunlar Suudilerin Lübnan ile ilişkilere ihanetinin bir
örneğidir.

Lübnan hiçbir şey yapmadı ve hiçbir şeyden sorumlu değildir,
bu yüzden geri adım atmamalı veya özür dilememelidir, ama özür dilemesi ve geri
adım atması gereken Suudi Arabistan’dır, çünkü bu skandal ve rezalete Riyad
neden olmuştur.

Suudi Arabistan ve diğerleri ile her zaman normal
ilişkilerimiz oldu, ama onurumuzu koruyarak. Koşullu veya dikte edilmiş
ilişkileri kabul etmiyoruz. İlişkiler iki bağımsız ülke arasında olmalıdır.
Eğer bugünün Lübnan’ını tanımıyorlarsa, Lübnan bugün, güçlü, özgür, bağımsız,
topraklarını kurtarmış, başı dik ve İsrail ve tekfircileri çıkarmış bir
ülkedir.’

Şeyh Naim Kasım, Lübnanlı bazı yetkililere hitaben şunları
söyledi: ‘Müstekbirlere boyun eğmeyin, çünkü hiçbir şey onları tatmin etmez.
Eğer onlara bir şey verirseniz daha fazlasını isterler, Onlar hak ve doğru
değiller.

Sorumluluk Suudi Arabistan’a aittir ve her halükarda Suudi
Arabistan, önceki hükümetin Saad el-Hariri tarafından kurulmasından memnun
olmadığı gibi ne Başbakan Necib Mikati’den ne de tüm Lübnan hükümetinden memnun
değildir, çünkü Suudi Arabistan’ın elinde Lübnan hükümetinin başbakanı yapmak
istediği biri vardı ama yapamadı.’

Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı, direniş meselesini en
şerefli mesele olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: ‘Siyonist düşmanla
ilişkileri normalleştirenler Filistin davasına ihanet ettiler. İlişkileri
normalleştirerek ülkeleri ve geleceklerini koruduklarını sanıyorlarsa
yanılıyorlar. Çünkü ‘İsrail’ rejimi bir yerdeki kontrolü ele geçirmedikçe o
ülkeye girmez ve yakın gelecekte İsrail’in bir emiri nasıl devirdiğini veya bir
kralı nasıl değiştirdiğini duyacağız.’

Şeyh Naim Kasım açıklamalarının devamında Beyrut limanının
bombalanması olayının müfettişi Tarık el-Bitar’ın tutumunu belirli bir grubu
hedef alan siyasileşmiş bir tutum olarak nitelendirdi.’

Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı şu açıklamalarda
bulundu: ‘Beyrut’un Tayuna bölgesinde “Lübnan Kuvvetleri “ Partisinin çıkardığı
fitne, el-Bitar’ın davranışlarının sonucudur ve bu sorunun çözülmesi için bir şeyler
yapılmalıdır.

Hizbullah, seçimlerin zamanında yapılmasını desteklemekte ve
başarılı olması için çaba göstermektedir.

Kim, ordu, millet ve direniş üçlüsüyle birlikte olursa,
seçimlerde ve diğer tüm konularda başarılı olacaktır.’

Lübnan ile bazı Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan
arasındaki son kriz, Lübnan Enformasyon Bakanı George Kordahi’nin bakanlık
öncesi konuşmasında Yemen’e karşı yürütülen savaşın beyhude olduğunu açıklaması
ve buna son verilmesi çağrısında bulunmasıydı.

Bu açıklamaların ardından Suudi Arabistan, Beyrut
büyükelçisini çağırdı ve Lübnan’ın Suudi Arabistan büyükelçisinden ülkeyi terk
etmesini istedi.

BAE, Kuveyt ve Bahreyn de benzer şekilde Beyrut’taki
büyükelçilerini çağırdılar ve bu eylemlerinin Suudi Arabistan ile dayanışma
içinde olduklarının göstergesi olduğunu açıkladılar.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın