1978 senesinde Pehlevi rejimine karşı gerçekleştirdiği tarihi ayaklanmasının
yıl dönümü münasebetiyle bu kentin farklı kesimlerini temsil eden vatandaşlarla
bir araya geldi.
İmam Hamanei’nin bu görüşmede yaptığı konuşmanın önemli
başlıkları şöyle:
Halkın Rolü Unutulmamalıdır
Büyük olaylarda insanların oynadığı rolü unutmamalıyız. Bunu
kendi hayatımızda da tecrübe ettik, hem kendimiz unutmamalı hem de bu deneyimi
başkalarına yansıtmalıyız.
Bugün Gazze’yi düşünün. Büyük bir olayda, küçük bir grup,
sınırlı bir insan, örneğin iki milyon kişi gibi dünyanın bir yerindeki
insanların direnişi, sahnedeki varlığı ve oynağı rol o büyüklükteki bir Amerika’yı
ve onun uzantısı olan Siyonist rejimi aciz bırakmıştır. İnsanların varlığının
gücü bu demektir.
Kum olayı bunun çok ötesinde bir olaydır. Neden? Çünkü 9
Ocak’ta Kum halkı sokaklara çıktı, şehit oldu, dövüldü, bazıları hapse girdi ama
bunlar, bu ülkeye hâkim olan müstekbir ve zalimlere bağımlı bir rejimi yaklaşık
bir yıl gibi kısa bir sürede devirmeyi başaran bir hareketin başlangıcıydı.
Herkes Halkın Sahnede Var Olması İçin Çalışmalıdır
Sesi, dili, hitabeti, muhatabı ve nüfuzu olan herkes halkın
katılımı için çalışmalıdır.
Ülkenin doğru yönetilmesi, ilerlemesi, inkılabın sonuç ve
hedeflerine ulaşması için gerekli şartlardan biri olan halkın varlığı
meselesinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Sesi, dili, hitabeti, muhatabı ve
nüfuzu olan herkesin bu alanda çalışması gerekiyor.
Bu herkesin görevidir. İnsanları meydanda bulunmaya, direniş
göstermeye ve bunun için gerekli olan şeylere alışmaya zorlamalıyız.
İmam mucize yaratan sahnedeki varlığı halka gösterdi ve mucize
yarattı.
İmam bize bunu öğretti. İnsanlara sahnedeki varlığın mucizevi
olduğunu gösterdi, öğretti.
İmam (r.a), 1962 ve 1963 yıllarında bunu tüm İran halkına
eylemleriyle, sözleriyle, mantık ve delillerle göstermiştir.
Eğer ilerlemek istiyorlarsa, istenilen sonuçlara ulaşmak
istiyorlarsa sahada bulunmaları gerektiğini, geri çekilmenin, ona buna
güvenmenin, köşeye saklanmanın bir faydası olmadığını ve sahanın ortasına
gelmeleri gerektiğini onlara anlattı ve kendisi de meydanın ortasına geldi.
İmam (r.a) o dönemde orada bulunan parti ve gruplarla,
siyasi hareketlerle, ünlü siyasi şahsiyetlerle oturmak yerine, gelip halkın arasına oturdu.
Halk Kitlesi Çok Etkili ve Önemlidir
İmam Ali (a.s) Malik Eşter’e yazdığı mektupta şöyle buyurdu:
‘Tehlike günlerinde dini koruyacak olan bu
insanlardır, halkın rızası sağlanmalı, onlara eziyet edilmemeli ve iyi
yönetilmelidirler.”
İmam Ali (a.s) kendi
halkına buyuruyor ve bu hitap bizi de kapsıyor. Siz de İslam toplumusunuz, İslam’ınızın
dayanağı ümmettir, halktır.
Düşman karşısındaki bu
birikim kimlerdir. Ümmettir. Yani halk kitleleri. Bundan birkaç yıl önce
yetkililere İmam Ali’nin (a.s) bu mektubunun bazı kısımlarını sunmuştum. Orda
İmam (a.s) özel ve genel kavramlarını karşılaştırıyor. Özel yani göz nuru
olanlar ve genel de yani halk kitleleridir. İmam (a.s) özel ve genel halk
kitleleri hakkında çok etkileyici açıklamalarda bulunuyor.
İmam (a.s) halk
kitlelerine güvenin buyuruyor. Evet halk kitlelerine. Bir cumhurbaşkanı halk
kitleleriyle etkileşime girdiğinde, konuştuğunda, onların arasında
çalıştığında, halkın içine girdiğinde birileri kalkıp bunun popülizm olduğunu
söylüyor, hakaret ediyorlar. Hayır, bu demokrasidir. Bu, asıl noktayı hedef
almaktır. Halk kitlesi çok önemli ve etkilidir.
İmam Hamanei’nin ABD’nin
Kendisine Bağlı Bir Darbe Rejimi Olan Pehlevi Rejimini Meşrulaştırma Girişimine
İlişkin Açıklamaları
22 Behmen’de (11 Şubat)
İran halkı tarafından devrilen ve bu pak topraklardan kovulan bu rejim, bağımlı
ve bir darbe rejimiydi.
Bugün bazı insanlar kırk
yıl sonra buna inanmak istemiyor. Amerikalıların ve Amerikalılara bağımlı
olanların ve onların etrafında dolaşanların eylemleri tuhaftır, onlar
politikacı ve diplomattır ama bu konuda son derece saftır. 45 yıl önce halktan
tekme yiyerek bu ülkeden kovulan bir rejimin yüzünü yine yanlış bir hesapla
meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
Seçimlere Katılmamak İnkılap
Düşmanlarının ve Amerika’nın Stratejik Politikasıdır
Halkı sahneye çıkarmak ve
mücadele bayrağını halkın eline teslim etmek İmam’ın (r.a) stratejik
politikasıydı. Bu politikanın aksine bir başka stratejik politika daha var, o
da ABD’nin, dünya güçlerinin, Siyonistlerin ve dünyanın dört bir yanındaki
Siyonist sömürge şirketlerinin politikası olan insanları sahneden çıkarma,
insanları sahneden, rekabet ve mücadele alanından dışarı sürükleme politikasıdır.
Bu politika ülkede 40
yıldır devam ediyor ve bugün bu politika son derece rezalet bir şekilde
işliyor. Buna dikkat etmeniz gerekiyor, insanları sahneden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.
Seçimlere katılmamak
inkılap düşmanlarının ve Amerika’nın stratejik politikasıdır.
İran Halkının
Sahnedeki Varlığı Gücümüzün ve İlerlememizin Etkenidir
İran’ın ilerlemesinin ve
bu bölgede önemli bir güç olarak tanınmasının ve ülke için tüm bu stratejik
derinliğin ortaya çıkmasının nedeni, İranlıların sahnedeki varlığıdır.
Düşman, halkın sahnedeki
varlığını engelleyebildiği yerde kazandı. Düşmanın yaptığı şeylerden biri,
insanları gelecek konusunda umutsuzluğa düşürmektir. Düşmanla bağlantılı bu
medyanın insanları gelecek konusunda nasıl umutsuzluğa düşürdüğünü görüyorsunuz.
Siyasi faaliyetlere katılmanın ne faydası var? Seçimlere katılmanın ne faydası
var? Bunu teşvik ediyorlar, bunun üzerinde çalışıyorlar. Ekonomik konulardaki
eksiklikleri ve zorlukları gösteriyorlar. Evet, çeşitli zayıflıklar oldu ve bu
zorluklar devam ediyor.
Birkaç konu
incelendiğinde bu ekonomik zayıflıkların çoğunun insanların sahnede
olmayışından kaynaklandığı görülüyor.
Kirman Faciasının Asıl
Faillerini Bulup Bastırma Konusunda Israr Ediyoruz
Devlet yetkilileri şunu
bilmelidir ki halk hazırdır, görevleri ağırdır.
İnsanlar hazır. Bunun nedeni
nedir? Bunun nedeni Kasım Süleymani’nin şehadetinin dördüncü yılında bu kadar
büyük bir kalabalığın toplanmasıdır. Nedenlerden biri budur. Halkın 22 Behmen’deki
(11 Şubat) varlığı, Ramazan ayının son Cuma günündeki varlığı, 9 Ocak’taki varlığı
ve çeşitli günlerdeki varlığı nedenlerden biridir.
Şimdi de Kasım Süleymani’nin
şehadet yıldönümündeki halkın varlığı. İnsanlar onun kabrini ziyaret etmek için
çok uzaklardan geliyorlar. Bu facia yaşanıyor ama yarın halk yine aynı
yoğunlukla, aynı güçle, aynı motivasyonla yola devam edecek. Yani insanlar
hazır. Organize olmalıyız, yardım etmeliyiz. Yolu açmamız lazım, zemini
hazırlamamız lazım.
Halkı yasa boğan Kirman’da
yaşanan bu üzücü ve vahim olayda biz şunu ya da bunu suçlamakta ısrar
etmiyoruz. Ama biz bu olayın perde arkasındaki gerçek failleri bulup bastırma
konusunda ısrarcıyız.
Gazze halkının direnişi
karşısında Amerika’nın ve onun uzantısı olan Siyonist rejimin acizliği halkın
varlığının gücünün bir tezahürüdür.
Pek Çok Güvenlik
Sorununda İnsanlar Güvenlik Araçlarının Yardımına Koştu
Pek çok güvenlik
sorununda insanlar güvenlik araçlarının yardımına koşmuş ve sorunu çözmüştür.
Kirman’da yarattıkları
felaketin benzeri birçok şeyi yapmak istiyorlardı. İnsanlar dikkat etti ve
güvenlik teşkilatları da bunu fark ederek engellendi. Düşmanın yaşananlardan
onlarca kat fazlasını yapmak istediği ama bunların engellendiği söylenebilir. Bunların
birçoğu insanların yardımı sayesinde oldu.
Melun Siyonist Rejim Gazze’de
Yeniliyor
Gazze meselesinde
dünyadaki basiretli insanların Filistin direnişinin zaferine ve melun Siyonist
rejimin yenilgiye uğratılacağına dair öngörüsü gerçekleşiyor.
Gazze konusunda öngörüler
yavaş yavaş kendini gösteriyor. Başından beri dünyanın basiretli insanları, kazananın
Filistin direnişi, kaybedecek olanın ise melun Siyonist rejim olacağını
öngördüler, bu gerçekleşiyor ve bunu herkes görüyor.
Siyonist rejim üç aydır
suç ve cinayet işliyor. Birincisi, bu suçlar tarihte kalacaktır. Siyonist rejim
yıkılıp yok olduktan sonra ve Allah’ın izniyle yeryüzünden silindikten sonra
bile bu suç ve cinayetler unutulmayacaktır, kitaplar, bir gün bir grubun bu
bölgede iktidara gelip böylesine suç ve cinayetler işlediğini birkaç hafta
içinde binlerce çocuk ve kadını öldürdüğünü yazacak.
Herkes Gazze’nin Sabrının
ve Direnişinin Siyonist Rejimi Geri Çekilmeye Zorladığını Anlayacaktır
Bu unutulmayacak, o
halkın sabrının ve Filistin direnişinin kararlılığının bu rejimi geri çekilmeye
zorladığını herkes anlayacaktır.
Aslında Siyonist rejim neredeyse
yüz gündür işlediği suçların ardından hiçbir amacına ulaşamadı. Yenilgi ne
demek? Yenilginin anlamı budur. Hamas’ı yok edeceğiz dediler ama başaramadılar.
Gazze halkını göndereceğiz dediler ama başaramadılar. Direnişin eylemlerini
durduracağız dediler ama başaramadılar.
Dinamik, canlı ve hazır bir
direniş, yorgun, aşağılanmış ve pişman bir rejime tokat attı. Bugün mevcut olan
durum budur. Bu bir ibrettir.
