İmam Hamenei, son zamanlarda yaptığı konuşmalarında Filistin sorununun çözümü için bazı görüşler ortaya atmıştır. Onun görüşlerinin boyut ve çerçevesinin açıklanması, Filistin ve Kudüs sorununun çözümünün asli anahtarı ve yol haritası unvanıyladır. Eğer onun önerilerini bir araya getirirsek bu krizde yol haritasını ve zaferi planını açık bir şekilde belirleyebiliriz. Batı Şeria’nın silahlandırılması siyasetinin Rehber tarafından ilan edilmesinin dâhili ve batı medyasında birçok yankısı oldu. Siyasi stratejisiler ve analizcilerin her biri, kendilerine has pencerelerden olaya bakarak konuyu el aldılar ve onun boyutlarını incelediler. Bu yazıda ilk önce şu konuları ele alacağız: Batı Şeria’nın Silahlandırılmasının Filistin sorununun çözümünde pratik bir mekanizma olarak uygulanması, bu çözüm yolunun uygulanabilirliği ve bunun nasıl olacağı, silahlandırmanın ne kadar önemli oluşu vb. Sonra mantıklı ve insani bir çözüm yolu olan tüm Filistin halkının katılımıyla referandum yapılması konusu incelenecektir. Sonunda geleceği belirleme hakkı konusu ve “Tüm Filistin tüm Filistin halkı için” temelinde yapılan planın bu krizin çözümü için pratik bir mekanizma unvanıyla İslam İnkılabı Rehberinin görüşleri çerçevesinde değerlendirmesi yapılacaktır.
1. Batı Şeria’nın Silahlandırılması; Filistin Sorununun Çözümü İçin Bir Mekanizma:
Bir müddettir Batı Şeria’nın silahlandırılması meselesi söz konusu edilmektedir ve dikkatleri kendine celp etmiştir. Gazze ve Batı Şeria’nın silahlandırılması propaganda amaçlı bir strateji değildir, aksine Filistin sorununun çözümü ve kurtarılması için ortaya konmuş pratik bir projedir ve İslam dünyası Filistin’in kurtarılması için tüm diplomatik ve askeri kapasitesini kullanmalıdır.
Siyonist rejim, Gazze’ye yaptığı saldırıların hedefinin Filistinlilerin füzelerini yok etmek ve işgal topraklarına nüfuz etmek için kazdıkları tünelleri tahrip etmek olduğunu açıkladı. Diğer taraftan Batı açıkça Siyonist saldırıları desteklemekle birlikte demişlerdir ki Gazze’nin silahlardan arındırılması bu bölgedeki krizin çözümünün bir parçası olmalıdır. Gerçekte Batının siyasi girişimlerinin ve Siyonist askeri güçlerinin saldırılarının ortak amacı, Gazze’deki direniş güçlerinin silahlarının ellerinden alınmasıdır.
Bu konuya İslam İnkılabı Rehberi tarafından Filistin sorununun çözümü için ortaya atılan çözüm planlardan biri olarak işaret edilebilir. Ayetullah Hamanei, Gazze savaşı sırasında Filistin halkının silahlandırılmasını İslam dünyasının vazifesi bildi: “Onların silahtan arındırılmasını istiyorsunuz; böylece tüm bu cinayetler karşısında vurdukları bir miktar darbeyi de vuramasınlar. Biz bunun aksini diyoruz; tüm dünya ve özellikle İslam dünyası, Filistin halkını donatmakla görevlidirler.
Elbette İslam İnkılabı Rehberi üniversite öğrencilerine yaptığı konuşmada Siyonist rejime karşı silahlı direnişe vurgu yaparak şunları söyledi: “Bizim inancımıza göre Batı Şeria da Gazze gibi silahlandırılmalıdır. Kudret gereklidir. Filistin’in geleceği ile ilgilenenler, bir şey yapabilirlerse, bunu yapsınlar; orada da halkı silahlandırsınlar. Filistinlilerin bu mihnetini azaltacak tek şey kudretli olmalarıdır, güçlerini gösterebilmelidirler; yoksa ram olmakla, itaatkar ve uzlaşmacı tavırla Filistin halkının yararına hiçbir şey gerçekleşmeyecektir, bu kurt sıfatlı, pislik ve gaddar varlığın haşinliğinden hiçbir şey azalmayacaktır.”
Konunun incelenmesini yaparken şunu demek gerekir ki Siyonist rejim, 1949 yılında Filistin’e saldırdığında Filistin’in % 78 kadarını işgal etti ve 6 günlük savaşta da Batı Şeria ve Gazze’nin geri kalan bölümünü işgal etti. Ama Rehber tarafından önerilen bu projenin önemi ancak bu bölgenin stratejik konumuna göz attığımızda belli olur. Batı Şeria’da Siyonist rejim tamamen hâkimdir ve direniş grupları Gazze’de olduğu gibi orada oluşmamıştır. Evlerin ve çiftliklerin sahiplerinin ellerinden alınması, İşten çıkarma, hapse atma vs. Siyonist rejimin bu bölgede yaptığı günlük sıradan işlerdendir ve hatta Filistin polisi özerk hükümetin kontrolü altındadır ve Siyonist rejime karşı faaliyette bulunanları onlardan taraf tutuklayıp hapse atmaktadırlar.
İlk bakışta şunu diyebiliriz; bu bölgenin halkının silahlandırılması bir intifadaya dönüşecektir. Ama şu soru söz konusu edilmektedir ki acaba bu bölgenin halkı böyle bir intifadayı istemekte midirler?
Son gerçekleşen olaylarda intifada ruhunun Gazze’den diğer Filistinli bölgelere, özellikle batı Şeria, Kudüs ve diğer bölgelere sirayet ettiğini görüyoruz. Elbette unutulmamalıdır ki Mescidu’l Aksa intifadası Batı Şeria’dan başladı ve beş yıl sürdü. Ama bu intifada ruhunun sürmesi için bazı donanımlar gereklidir. Elbette şu nokta gözden kaçmamalıdır ki Batı Şeria’yı silahlandırma fikri önceden de vardı, ama bu bölgenin silahlandırılması birkaç nedenden ötürü daha zor gözükmektedir ve şimdiye kadar gerçekleşememiştir. Birinci olarak bu bölge özerk hükümetin kontrolü altındadır ve bu hükümet Amerika ve Siyonist rejim ile güvenlik anlaşmaları imzalamıştır. İkinci olarak orada Siyonist rejimin istihbarat birimleri faal haldedirler. Üçüncü olarak Amerika ve Siyonist rejim ile işbirliği içinde olan Ürdün Batı Şeria’ya komşudur. Bu konular dikkate alındığında Batı Şeria’nın silahlandırılması imkânsız gözüküyor. Ama Gazze’yi silahlandırın iç ve dış aktörler Batı Şeria’yı nasıl silahlandıracaklarını biliyorlar. Batı Şeria’nın şartları Gazze’den pek de farklı değildir. Bu bölge de Siyonist rejim, Mısır ve denizden muhasara altındadır; ama kendi iradeleriyle silahlandılar. Batı Şeria da irade ederse silahlanabilir.
1.1. Batı Şeria’nın Silahlandırılması ve Bölgedeki Güç Dengeleri Üzerindeki Etkileri:
Ürdün Nehrinin Batı yakası 5879 km kare yüzölçümü ile Ürdün ve Filistin arasında bulunmaktadır ve nüfusun çoğunluğunu Filistinliler oluşturmaktadır. Bu bölgenin nüfusunun üç milyona yakın olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca 500 bin civarında Siyonist yerleşimcinin yaşadığı tahmin edilmektedir.
Siyonist rejim arasında Batı Şeria için şu terim kullanılmaktadır: “Siyonist rejimin zarar görebilecek yanı”. Birçok askeri uzmana göre eğer savaşın coğrafyası Batı Şeria’ya kadar uzanırsa Siyonist rejim Batı Şeria ile çatışmaya giremez; Batı Şeria ve onun silahlandırılmasının önemi derk edilmek istenirse, şu noktaya dikkat edilmesi yeterlidir ki Gazze’nin bir tarafında deniz ve diğer tarafında Mısır vardır ve deniz kanallarının bulunması da bu bölgeye teknoloji aktarımında çok yardım etmiştir.
Fakat Batı Şeria’nın coğrafi şartları tamamen farklıdır; Batı Şeria coğrafi konumu itibari ile Kudüs’e üç ve Tel Aviv’e 10 km uzaklıktadır ve Ürdün de onun komşusudur. Bu bakımdan Batı Şeria, Siyonist rejim ve Ürdün arasında bulunan bu üç bölgenin anayoludur. Bu konu ve Gazze Şeridi ile Siyonist rejim arasında süren savaş, direniş güçlerinin askeri buluşlarıyla onlarca kilometre tünel kazıldığı nazara alındığında, bu tüneller Batı Şeria ve Siyonist rejim arasında kazılırsa Siyonist rejim yok olmakla karşı karşıya kalacaktır. Buna ilaveten Batı Şeria’nın üç milyon nüfusu bulunmaktadır ve silahlı direnişin Batı Şeria’ya aktarılması Siyonist rejimin dağılması manasındadır ki bu Batı Şeria’nın silahla donatılmasında kendini gösteren önemli noktadır. Mescidu’l Aksa intifadasında 1100’den fazla Siyonist Batı Şeria’daki direniş güçleri tarafından öldürüldü ve Siyonist rejim güvenlik duvarı yaparak bu sorundan kurtuldu. Ama bu duvar birkaç metrelik tünel kazılarak aşılabilir ve bu şunu gösteriyor ki şartlar iradeler karşısında değişmemiştir.
1.2. Silahla Donanım ve Filistin’e Yardım Konusunun Gerekliliği:
“Bugün Gazze İslam dünyasının ilk meselesidir. Bu yüzden Peygamber (s.a.a) buyurmuştur ki: Kim sabahlar ve Müslümanların işlerine önem vermezse Müslüman değildir. Bu işe önem vermek, İslam dünyasının en önemli işlerinin başında gelmelidir. Halkın her biri, milletler, özellikler devletler, ülkelerin sorumluları ve devletlerin sorumluları bu konuda program yapmalıdırlar. İki iş yapılmalıdır: Birincisi mazluma yardım; mazluma yardım onların hayati ihtiyaçlarını temin etmek manasındadır. Bugün onların gıda maddesine, ilaca, hastaneye, suya, elektriğe, evlerinin ve şehirlerinin onarımına ihtiyaçları vardır ve İslam dünyası bunları temin etmekle mükelleftir. Onların silaha da ihtiyacı var; düşman onların ellerinin silahtan boş olmasını istiyor ki ne zaman isterse, en küçük bir bahaneyle veya hiçbir bahane olmadan onlara saldırabilsin ve bunlar onlar karşısında hiçbir şey yapamasınlar; düşman bunu istemektedir. Düşmanın bu haksız isteği karşısında İslam dünyasının azmi kendini göstermelidir. Bu birinci iştir; yani mazluma yardım edilmesi gerekir. “Mazluma yardım edin”. Bu tüm Müslümanların görevidir. Biz Müslüman devletlere şuradan söylüyoruz: Gelin Gazze halkına yardım ulaştırma ve Siyonist rejimin icat ettiği engelleri kaldırma konusunda birlik olalım ve işbirliği yapıp birlikte çalışalım ve her türlü yardımı yapalım.”
2. Filistin’in Geleceği için Referandum Yapılması:
Uzun yıllardır İran İslam Cumhuriyeti hukuki ve barışçıl yollardan Filistin sorununun çözülmesi için uğraşıyor. Filistin sorununun sakin ve barışçıl yoldan çözülmesi için İslam Cumhuriyetinin önerisi Filistin halkının genelinin oylarını kullanabileceği bir referandumun yapılmasıdır. Bugün Filistin halkının hakkının ispatı için en mantıklı, demokratik ve mili yol referandum yapılmasıdır. Bu konunun açıklanmasında İslam İnkılabı Rehberi şunları söyledi: İmam Humeyni buyurduğu gibi Siyonist rejim yok edilmelidir; elbette gerçek çözümün tek yolu olan Siyonist rejimin yok edilmesi, bu bölgenin Yahudi halkının yok edilmesi anlamında değildir. Bu sorunun çözümü için mantıklı pratik yol vardır ve İran İslam Cumhuriyeti bunu uluslararası topluma sunmuştur. Milletlerin de beğendiği bu çözüm planına göre, bu bölgede yaşayan halk ve bu bölgeye ait insanlar yapılacak bir referandum ile istedikleri hükümeti seçsinler ve bu yolla gasıp ve yapmacık rejim yok olacaktır.”
Uluslararası kuruluşların bu plana teveccüh etmemeleri ve Siyonist rejim ve destekçilerinin Filistinlilerin geleceklerini belirleyecekleri bir referanduma karşı olmaları İslam İnkılabı Rehberinin bu konumunu belirlemesinde etkili olan delillerdendir.
“Filistin sorununun çözümü, zorlama ve yapmacık bir çözüm yolu değildir. Filistin sorununun tek çözüm yolu Filistin’in gerçek halkının –gasıp ve işgalci göçmenler değil- ister Filistin içinde olanlar ve ister Filistin dışında olanlar, kendilerinin ülkelerinin hâkim rejimini seçmeleridir. Eğer bir milletin oylarına dayanma dünyada demokrasi iddiasında bulunanlar bakımından doğru bir sözse, Filistin halkı da bir millettir ve karar vermeleri gerekir. Şuan Filistin topraklarında iş başında olan rejimin bu topraklarda hiçbir hakkı yoktur; yapmacık, yalan ve zalim güçlerin eliyle yapılmış bir rejimdir. Bu yüzden Filistin halkından bu rejimi resmen tanımalarını beklememeleri gerekir.”
Hatta Mayko Pild, Siyonist rejimin üst düzey generallerinden birinin oğlu, Filistin ve Siyonist rejim devletlerinden oluşacak iki devletin kurulmasına karşı çıkarak İran rehberinin Filistin’de referandum yapılması önerisini tek çözüm yolu olarak açıklamıştır.
Buna göre Filistin’in gerçek halkının, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşan içerideki ve dışarıdaki tüm Filistinlilerin katılacağı bir referandum düzenlenmesi ve istedikleri nizamı seçmeleri gerekir. İslam İnkılabı rehberi basiretle davranarak Filistinli olmayan muhacirlerin durumunu Filistin halkının seçtiği hükümete bıraktı. Gazze krizine dikkatle ve cinayetle beslenen Siyonist rejimin huyunun daha çok ortaya çıkmasından sonra İslami devlet ve milletler İslam İnkılabı rehberinin planını uygulamak için işe koyulmalıdırlar ve yıllar sonra gerçek barış ve huzuru Filistin’e döndürmelidirler.
3. “Filistin Tüm Filistinliler İçin” Planı Krizin Tek çözüm Yolu:
Üzülerek belirtmeliyiz ki son yıllarda Siyonist rejimin Filistin halkına karşı alçakça işlediği geniş düzeydeki cinayetler sürekli bir siyaset halini almıştır. Bu arada uluslararası toplum özellikle batı dünyası, Siyonist rejimin bu cinayetlerine sadece sessiz kalmayıp mali, siyasi, askeri ve medyatik olarak da destekliyorlar. Bu ülkenin iki devlet planı kalıbında barış için yaptığı çabalar da bu rejimin güvenliğini sağlamak için Filistin halkının birincil haklarını bile göz ardı ederek yürüttüğü bir siyasettir; bu yüzden Siyonist rejim kurulandan beridir bu bölge savaş ve çatışmaya şahit olmaktadır.
Bu arada en iyi çözüm yolu ve belki de Filistin’de savaşı bitirmek ve barışı sağlamak için kâmil ve kapsamlı tek çözüm yolu İran İslam İnkılabı Rehberi tarafından önerilmiştir. Ayetullah Hamanei 2011 yılında “Beşinci Uluslararası Filistin İntifadasına Destek Oturumu”nda bir plan önerdiler ki “Filistin Tüm Filistinliler İçin” Planı unvanıyla tanındı. Ayetullah Hamanei, Batının öncülüğünde, Avrupalı sömürge devletlerinin işbirliği ve uzlaşmacı grupların himmetli olmayışı ile uygulamaya konan birçok plana işaret ederek şunu söylediler: “ Bu anlaşmaların itibarsız olduğu çabucak belli oldu ve Siyonistler ile destekçileri defalarca ispat ettiler ki imza edilmiş anlaşmalara değersiz kâğıt parçaları olarak bakıyorlar; onlar fakat Filistinliler arasında ikilik yaratmak ve İslami direnişi yok etmek için çalışıyorlar.” İran İslam İnkılabı Rehberi bu İslami hedefin gerçekleşmesi için gerekli temel yolları açıkladılar, ama bu çözüm yolunun açıklamasından önce iki noktaya vurgu yaptılar:
-Müslüman milletler, Tüm Filistin’in kurtarılmasını istiyorlar, Filistin’in bir bölümünü değil.
-Bu önemli hedefin gerçekleşmesi çaba, direniş, sabır ve tedbir gerektirmektedir.
Filistin hakkında hazırlanan her uygulamaya yönelik plan “Filistin Tüm Filistinliler İçin” temeli üzerine kurulmalıdır; çünkü Filistin, nehirden denize kadardır; hatta bir karış bile daha az olamaz. Filistin devletini, Birleşmiş Milletlere üye ederek tanıma kılıfı altında hazırlanan iki devlet planı, Siyonistlerin isteklerine teslim olmaktan başka bir şey değildir; çünkü bunun manası Filistin topraklarında Siyonist devleti kabul etmektir.
İmam Hamanei, İran İslam Cumhuriyetinin Filistin için sunduğu bu adaletli, mantıklı ve açık planının açıklamasında şunları söyledi: “Biz İslami orduların klasik savaşlarını önermiyoruz, muhacir Yahudilerin denize dökülmesini de istemiyoruz, birleşmiş milletlerin veya uluslararası diğer kuruluşların da hakemlik yapmasını istemiyoruz; biz dünya kamuoyunda kabul görmüş siyasi bir öğreti temeline göre olan referandumu Filistin halkı için Filistin sorununun çözümü için öneriyoruz. Filistin milleti de diğer milletler gibi kendi geleceğini belirleme ve ülkesinin hakim nizamını seçme hakkına sahiptir.
Son Söz:
İslam dünyasının bugün çektiği acıların nedeni, cihat ve direnişten başka çözüm yollarını seçmiş olmasıdır. Birçok Arap ülkesi ve Filistinli bazı direniş hareketleri barış görüşmelerini sürdürdüklerinde Siyonist rejime üstün geleceklerini ve Siyonist rejimin her gün artan isteklerinin önüne bir set çekebileceklerini sanıyorlardı. 1993 yılından bugüne kadar 23 yıldır Siyonist rejimle görüşmeler başlamasına rağmen hiçbir sonuç alınamamıştır. Ama Hamas, İslami Cihat ve Filistin’deki diğer halk hareketleri direniş mihveri ülkelerinin destekleriyle, özellikle İran ve Hizbullah’ın destekleriyle, üçüncü intifadayı başlattılar ve yine görüşmelerin çözüm yolu olmadığını ve dolayısıyla Filistin sorununu çözemeyeceğini ispat ettiler. Şimdi 51 günlük üçüncü Gazze savaşından sonra ki vahşiyane ve eşit olmayan bir savaştı, Siyonist rejim çocukları, kadınları ve sivilleri katletmekten başka ne elde etti?
Direnişin kazanımları tüm dünyanın özellikle Arap ve İslam dünyasının ve Filistin’in geleceğiyle ilgilenen diğer kimselerin gözleri önündedir. Bu kazanımlara teveccüh edildiğinde şu konu iyice anlaşılır ki Siyonist rejim karşısında tek direniş yolu Batı Şeria’nın tamamen silahlandırılmasıdır. Çünkü sulta mantığına sultayla cevap verilebilir. Tüm Müslümanlar mazlum Filistinlilerin yardımına koşmalıdırlar ve İslam devletleri tüm siyasi ve gayri siyasi ihtilaflarını bir kenara bırakarak İslam dünyasının sorunlarını giderme bağlamında iki önemli görevi yerine getirmelidirler; birincisi Gazze halkı için yaşamsal olanakların tedarik edilmesidir ve ikincisi katil Siyonist rejim ve destekçileri karşısında güçlü ve münasip bir tepkinin koyulması. Bu tepkilerden biri, Batı Şeria’nın tamamen silahlandırılmasıdır. Tekit edilecek diğer bir iş ki belki de bugün en mantıklı ve demokratik çözüm yoludur, referandum yapılmasıdır; ama gerçek Filistinlilerin katılımıyla, bu toprakları işgal etmiş olan gasıp muhacirlerin katılımıyla değil, hem de tüm Filistinlilerin katılımıyla hem Filistin’in içindekiler ve hem de dışında bulunan Filistinlilerin katılımıyla düzenlenmelidir. Onlar kendilerine hükümet edecek nizamı belirleyebilirler. Gazze krizine dikkatle ve cinayetle beslenen Siyonist rejimin huyunun daha çok ortaya çıkmasından sonra İslami devlet ve milletler İslam İnkılabı rehberinin planını uygulamak için işe koyulmalıdırlar ve yıllar sonra gerçek barış ve huzuru Filistin’e döndürmelidirler.
abna
