İnkılap Lideri’nin Önemli Uyarısının Şifreleri

28 Şubat 2026 günü sabah saat 9:40, Amerika ve Siyonist rejimin İran’a karşı topyekûn bir savaş başlattığı andı. Düşmanın tasavvuru açıktı; İran’ın nükleer ve füze altyapısını yok etmesi, İnkılap liderini ve askeri komutanları suikastla öldürmesi ve yönetim yapısında şok oluşturarak İran’ın çöküşü ve parçalanmasının yolunu açması gereken yıldırım bir operasyon. Hatta İran’ın stratejik adalarının işgali de onların senaryosunda görülmüştü. Ancak savaş, Washington ve Tel Aviv düşünce kuruluşlarının bütün hesaplarının aksine ilerledi. Üç ay sonra yalnızca İran’ın çöküşünden haber olmamakla birlikte düşman en temel hedeflerini gerçekleştirmede bile başarısız kalmıştı. İran bu asimetrik savaşta ayakta kaldı, darbe aldı ama yere düşmedi ve işte bu direniş zaferin yeni bir anlamını oluşturdu: “Ey kardeşlerim ve bacılarım! üçüncü kutsal savunma destanının bu noktasına kadar cesaretle söylenebilir ki siz kahraman İran milleti, bu meydanın kesin galibi oldunuz.”

Düşman, haftalar süren çatışma ve ağır maliyetlerin ardından şu sonuca vardı ki İran yalnızca askeri sahada yenilemez. Savaş tecrübesi gösterdi ki İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma gücü, caydırıcılık kapasitesi ve toparlanma kudreti onların ilk tahminlerinin çok ötesindedir. Tam da buradan düşmanın ikinci tasarım aşaması başladı; askeri sahadan toplumsal sahaya geçiş. Yani düşmanın ekonomik baskı, propaganda kuşatması ve psikolojik operasyon yoluyla İran’ın en önemli savunma kalkanı olan milli birliğe darbe vurmayı umut ettiği nokta: “Düşmanın kör planı ve tasarısı, dayatılmış savaş, ekonomik baskı ve propaganda ile siyasi kuşatmadan sonra, askeri sahadaki yenilgilerini telafi etmek ve milleti diz çöktürmek için ayrılık ve toplumsal parçalanma oluşturmaktır.”

Gerçekte düşman bugün İran topraklarını fethetmekten çok İranlıların ortak ruhunu kırmanın peşindedir. Onlar iyi anladılar ki İran’ın bu savaştaki direnişinin sırrı yalnızca füze ve askeri teçhizat değildi; tehlike anında anlaşmazlıkları bir kenara bırakan ve birbirinin yanında duran bir milletin bütünlüğüydü. Düşmanın İran toprağına saldırısı ve İnkılap’ın şehit liderinden mazlum Minab çocuklarına kadar yurttaşların şehit edilmesi, birçok siyasi ve toplumsal ayrılığın silikleşmesine neden oldu ve ülke genelinde eşsiz bir dayanışma oluştu. Halk her düşünce ve görüşle İran’ı savunma ve düşmanla mücadelede ortak bir noktaya ulaştı. Düşmanın planını başarısız bırakan işte bu birlikti ve bugün düşmanın medya ve psikolojik operasyonlarının ana hedefi de yine bu birliktir: “Düşmanın bir yolu onun medya operasyonudur ki bu günlerde özellikle halkın bir kısmının zihnini ve psikolojisini hedef alarak milli birliği ve bunun sonucunda milli güvenliği zedelemeyi amaçlamaktadır. Dikkatli olmalıyız ki ihmalkârlığımız ve kendi elimizle bu kötü amaç gerçekleşmesin.”

Düşmanın gözünde İran’ın yenilmezliğinin sırrı

Düşman biliyor ki İranlılar birbirinin yanında durduğu sürece kendi iradesini dayatma imkânına sahip olmayacaktır. Bu nedenle farklılıkları büyüterek, siyasi ve toplumsal kutuplaşmalar oluşturarak, umutsuzluk telkin ederek ve ekonomik baskıları artırarak bu milli bütünlüğü aşındırmaya çalışıyor. Bugünkü medya savaşı, dünkü askeri savaşın devamıdır; yalnızca araçları farklıdır. Dün İran’a darbe vurmak için füze ve İHA kullanılıyorsa bugün söylenti, tahrif, umutsuzluk ve ayrılık çıkarma aynı rolü oynuyor.

Böyle şartlarda milli birliğin korunması yalnızca ahlaki veya siyasi bir tavsiye değildir; İran’ın güvenliği ve geleceği için stratejik bir zorunluluktur. Bu bütünlük, İran milletinin en zor olayların içinde elde ettiği ilahi bir nimet ve tarihî bir sermayedir: “Şu anda siz yurttaşlar arasında dini, fikri, kültürel ve siyasi köken farklılıklarına rağmen oluşan şaşırtıcı birlik nedeniyle düşmanda kırılma meydana gelmiştir. Bunu yüce Allah tarafından gelen özel bir nimet bilmek gerekir ve hem dil ile hem kalpte hem de amelde buna çokça şükretmek gerekir.”

Eğer kıymeti bilinirse daha sağlam ve daha köklü olacak, eğer gaflet edilirse düşman ona darbe vurmak için bir an bile duraksamayacaktır: “Kaçınılmaz kurallardan biri şudur ki her ne zaman bir nimete şükredilirse, şükrün miktarı oranında kökü daha sağlamlaşır veya yükselir ve şükreden kişiye daha fazla inayet yönelir. Şu anda amelde gerekli olan şükür makamında yapmamız gereken, bu büyük nimeti yalnızca yüce Allah tarafından gelen bir rahmet bilmemiz ve mümkün olduğu kadar ondan iyi yararlanmamızdır. Böyle olursa bu bütünlük kesinlikle daha fazla ve daha çelikleşmiş olacak ve düşmanlarınız daha zelil ve aşağılanmış olacaktır.”

Bu büyük nimetin ameli şükrü, her şeyden önce işte bu dayanışmayı korumakta anlam kazanır. Bugün düşünce ve siyaset elitleri, medya ve toplumsal aktivistler ağır bir sorumluluk taşımaktadır. Onlar doğal siyasi ve toplumsal farklılıkların ayrılık ve çatışmaya dönüşmemesine dikkat etmelidir: “Milli birlik nimetinin şükrü, milletin bütün fertlerinin özellikle de Meclis temsilcileri dâhil düşünce ve siyaset elitlerinin bu birliği korumaya özen göstermesi ve boş siyasi anlaşmazlıklardan ve toplumsal farklılıkları büyütmekten kaçınmasıdır.”

Farklılıkları büyütmek, hizip hesaplaşmaları yapmak ve yıpratıcı ikilikleri körüklemek tam olarak düşmanın tasarladığı yolda hareket etmektir: “Genellikle sıkıntılı zamanlarda özel biçimde ortaya çıkan milletin fertleri ve kesimleri arasındaki birliğe zarar gelmemelidir. Bu iş, anlaşmazlık konusu olan noktaları görmezden gelmekle sağlanacaktır.” 1404/12/21

Milli birlik, İran’ın çelik kalkanı

Bugün her zamankinden daha fazla, İnkılaba, İslam’a ve İran’a gönül veren güçlerin birlik ve dayanışmanın sembolü olması ve anlaşmazlıkların toplumsal sermayenin aşınmasına ve ayrılığa dönüşmesine izin vermemesi gerekmektedir: “Kalbi İslam ve İnkılap ya da İran’ın bağımsızlığı ve yüceliği için atan fedakârların her biri bundan sonra daha fazla, milletin bütünleşmiş ve birbirine bağlı saflarının korunmasına önem vermeli ve gerekçesiz hatta gerekçeli anlaşmazlıkları çekişme ve ayrılığa dönüştürmemeli, söz ve eylemde milletin birlik ve bütünlüğünün sembolü olmalıdır.”

Bütün bunların yanında ülke yetkilileri de milli birliğin korunması ve güçlendirilmesinde belirleyici bir role sahiptir. Halk, yetkililerin onların geçim ve ekonomik sorunlarını çözmek için mücahitçe bir ruhla çalıştığını gördüğünde geleceğe daha fazla umut bağlar. Milli birlik nimetinin şükrünün en önemli örneklerinden biri halka samimi hizmet etmek ve onların hayatındaki düğümleri çözmektir. Eğer yetkililer toplumsal umudu güçlendirebilir ve ekonomik baskıları azaltabilirse milli bütünlük daha derin ve daha sağlam olacaktır: “Bugün milletin, devletin ve bütün İslam Cumhuriyeti kurumlarının birlik nimetine şükür; yetkililerin motivasyonunu güçlendirmede, daha fazla ve mücahitçe hizmette, özellikle ekonomik ve geçim alanındaki halkın mesele ve kaygılarını çözmektedir.” 1405/02/30

Bugün İnkılap Lideri’nin halktan, elitlerden, medya aktivistlerinden ve ülke yetkililerinden en önemli talebi milli birliğin korunması ve güçlendirilmesidir. Üçüncü dayatılmış savaş tecrübesi gösterdi ki İran’ı düşmanın askeri ve medya tasarımları karşısında koruyan şey yalnızca savunma gücü değildi; halkın birlik ve dayanışmasıydı. Düşman İran’ı içeriden çöküşe sürükleyebileceğini düşünüyordu ancak tehlike anında anlaşmazlıkları bir kenara bırakan ve birleşik duran bir milletle karşılaştı. Bu nedenle bugün düşman her şeyden çok milli birliği hedef almıştır. Onlar biliyor ki halk birlikte olduğu sürece ekonomik baskı, psikolojik savaş ve güvenlik tehdidi İran’ı yenemez. Milli birlik İran’ın çelik kalkanıdır; yakın savaştaki düşman planını başarısız bırakan kalkan.

Bu bütünlüğün korunması herkesin görevidir. Siyasi anlaşmazlıklar ve sahte kutuplaşmalar halkın dayanışmasını zayıflatmamalıdır. Elitler, medya ve siyasi aktivistler düşmanın oyun alanında oynamamaya dikkat etmeli; yetkililer de samimi hizmet ve geçim sorunlarını çözerek halkın umut ve güvenini güçlendirmelidir. Bugün düşman iyi anlamıştır ki İran’ın gücünün sırrı onun birleşik milletidir; öyle bir millet ki birlikte kaldığı sürece ne yaptırım, ne tehdit ne de savaş onu yenme gücüne sahip değildir. Birleşik İran, yenilmez İran’dır.

Not: Bu analiz Farsnews sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın