Irak’ın Yeni Başbakanı ABD–İran Güç Mücadelesi Arasında

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen yeni başbakanın, ülke içindeki geniş siyasi çevrelerle iyi ilişkilere sahip olmasına rağmen, Washington ve Tahran tarafından nihai olarak nasıl değerlendirileceğini belirleyecek temel unsurun, milis güçlere yönelik tutumu olacağı belirtiliyor.

New York Times gazetesinde yayımlanan analizde, Irak’ta hükümet kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’nin karşı karşıya olduğu iç ve dış baskılar ele alındı.

Siyasi arenada fazla tanınmayan bir isim olan Ali ez-Zeydi, yeni koalisyon hükümetini kurmakla görevlendirilmiştir. Daha önce siyasi veya uluslararası alanda deneyimi bulunmayan Zeydi, ABD ile İran arasındaki çatışmanın ortasında bulunan Irak’ta oldukça zorlu bir süreçle karşı karşıyadır.

Zengin bir iş insanı olan ve popüler bir televizyon kanalı ile gıda tedarikine yönelik büyük kamu ihalelerine sahip bulunan Zeydi’nin adaylığı, aylar süren siyasi tıkanıklığın aşılmasını sağlamıştır. Ayrıca adaylığının, en azından başlangıçta, Trump yönetimi tarafından açık bir itirazla karşılanmadığı ifade edilmektedir.

Londra merkezli Chatham House düşünce kuruluşundan Irak analisti Renad Mansour, Zeydi’nin klasik “uzlaşı adayı” profilinin dahi dışında olduğunu belirterek, siyasi deneyiminin olmamasının birçok kesim için şaşırtıcı olduğunu vurgulamıştır.

ABD baskısı ve çelişkili profil

Zeydi’nin adaylığı, ABD’nin Irak’ta İran etkisini sınırlamaya yönelik artan baskısı dikkate alındığında bazı yönleriyle çelişkili görülmektedir. Kendisine ait “El-Cenub İslam Bankası”, 2024 yılında ABD’nin baskısıyla Irak Merkez Bankası tarafından dolar işlemlerinden men edilmiş; banka, özellikle İran ve İran’a yakın milislerle bağlantılı para aklama faaliyetleri şüphesiyle gündeme gelmiştir.

Buna rağmen Zeydi’nin, hem Washington’a hem de Tahran’a yakın siyasi aktörler dahil olmak üzere Irak’taki farklı siyasi kesimlerle iyi ilişkilere sahip olduğu ifade edilmektedir. Ancak 30 gün içinde hükümet kurup kuramayacağı belirsizliğini korumaktadır.

Bu durum, Irak’taki en büyük siyasi blok olan ve Şii çoğunluğu temsil eden “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki derin anlaşmazlıkların da bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

Irak: ABD–İran rekabetinin sahası

2003’teki ABD işgalinden bu yana Bağdat yönetimi, Washington ile komşu İran arasında denge kurmaya çalışmaktadır. Ancak son dönemde ABD ile İran arasındaki çatışmaların artması, Irak’ı doğrudan bir mücadele alanına dönüştürmüş ve bu dengeyi daha da kırılgan hale getirmiştir.

ABD, savaş öncesinde dahi Irak hükümetine İran yanlısı milisleri kontrol altına alması yönünde baskı yapmaktaydı. Çatışmaların başlamasıyla birlikte bu milis gruplar İran’a destek vermiş; Irak’taki ABD hedeflerine, diplomatik noktalara ve hatta bazı durumlarda Irak güvenlik güçlerine yönelik saldırılar düzenlemiştir.

Söz konusu Şii milisler, başlangıçta ABD işgaline karşı İran desteğiyle kurulmuş, 2014’te DEAŞ’a karşı yürütülen mücadeleyle birlikte güç kazanmış ve zamanla siyaset ile ekonomi içinde etkili aktörler haline gelmiştir.

Artan baskılar ve kırılgan ortam

Irak hükümeti, milis saldırılarını durduramaması veya durdurmak istememesi nedeniyle ABD’nin yoğun baskısı altındadır. Washington’un geçtiğimiz hafta Irak güvenlik güçlerine sağlanan finansmanı askıya aldığı ve ülkeye dolar akışını kestiği belirtilmektedir.

Buna rağmen, ABD’nin aradığı bir milis liderinin, başbakan adayının belirlendiği siyasi toplantıda yer alması dikkat çekmiştir.

Iraklı siyasetçi Gayth Şaba, bazı çevrelerin hükümet kurulmasını bir “koruyucu kalkan” olarak gördüğünü belirterek, ülkenin kurumsal bir yapıdan çıkıp hesaplaşma alanına dönüşmesinden endişe duyulduğunu ifade etmiştir.

Washington’un beklentisi: Milislere karşı adım

Eski ABD Dışişleri yetkililerinden Victoria Taylor, Washington’un Zeydi’nin adaylığını kabul etmeye hazır göründüğünü ve yeni hükümeti, milislere karşı daha kararlı adımlar atmaya zorlamak için bir fırsat olarak değerlendirdiğini belirtmiştir.

Zeydi’nin medya ve ekonomi alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan gibi etkili isimlerle yakın ilişkileri bulunduğu ifade edilmektedir.

Belirleyici unsur: Haşdi Şabi

Her ne kadar Zeydi farklı siyasi çevrelerle iyi ilişkiler kurmuş olsa da, hem ABD hem de İran’ın nihai değerlendirmesinin, onun “Haşdi Şabi” gibi silahlı gruplara yönelik yaklaşımına bağlı olacağı vurgulanmaktadır.

Bağdatlı siyaset bilimci Sermed el-Beyati, yeni başbakanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunun, silahların devlet kontrolüne alınması ve milis güçlerin sınırlandırılması olduğunu belirterek, bu konunun Zeydi’nin en kritik sınavı olacağını ifade etmiştir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın