düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: ‘İran hükümeti, ABD tarafının anlaşama
hükümlerini uygulaması için gerekli güvenceyi aldı.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır
Kenani, bugün düzenlediği basın toplantısında dış politika alanındaki son gelişmelere
değindi.
Şah Çerağ’daki Terör Saldırısını Kınıyoruz
Nasır Kenani konuşmasının başında Şah Çerag’daki terör
eylemini şiddetle kınadı ve şunları söyledi: ‘Şiraz şehrindeki Şah Çerağ
türbesinde birçok kişinin ve türbe görevlisinin yaralanmasına ve şehit olmasına
neden olan Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyti’nin (a.s) mukaddes türbesine yapılan bu
terör saldırısını şiddetle kınıyoruz.
Saldırıyı gerçekleştiren kalbi körelmiş terörist saldırının
ilk anında yakalandı ve ilgili makamlar konuyu yakından takip ediyorlar.
Katil teröristler, İran İslam Cumhuriyeti’nin ve İran’ın
cesur ve fedakâr güçlerinin geçtiğimiz yıllarda terörizmin şer ve kirli ağacına
indirdiği ağır darbelerin intikamını İran’ın erkeklerinden, kadınlarından ve
vatandaşlarından almaya çalışıyor. Ehl-i Beyt’in mukaddes mekânlarında masum ziyaretçilere
saldırmak, İran’ın yiğit ve fedakâr güçlerinden savaş meydanlarında aldıkları
ağır darbelerin intikamını almak için suç teşkil eden bir eylemdir.
Şehitlerin ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifalar
diliyor, ülkenin güvenlik güçlerini selamlıyoruz.’
Amerika’dan Gerekli Garantiyi Aldık
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran’ın Güney Kore’deki
mali kaynaklarına erişimi ve Güney Kore’nin İran’a olan borcunun miktarı ilgili
bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Sizin gibi ben de medyadan takip
ettim ve ilgili yetkililer ve İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası yetkilileri
bu konuda gerekli açıklamalarda bulundular.
İran İslam Cumhuriyeti’nin nispeten uzun bir süredir yasadışı
yaptırımlar ve ABD hükümetinin diğer ülkeler ve farklı ülkelerin finans
kurumları üzerindeki baskısı nedeniyle bloke edilen mali kaynaklarının serbest
bırakılması ve bu mali kaynaklar üzerindeki blokajların ve kısıtlamaların
kaldırılması, son iki yıl da dâhil olmak üzere son yıllarda hükümetin ve
Dışişleri Bakanlığı’nın ciddi gündeminde yer alıyordu ve sürekli takip edilmesi
gereken önemli konulardan biriydi.
Diplomatik sistemin gereği olarak asılsız suçlamalar ve
bahanelerle ABD rejimi tarafından yasadışı bir şekilde gözaltına alınan ve
yargılanan İranlılar başta olmak üzere dünyanın her yerindeki İranlıların
haklarını ciddi bir şekilde aradık ve bu konuyu takip ettik. Geçtiğimiz
günlerde yaşananlar, milletin ve vatanın haklarını korumadaki ısrar ve
ciddiyetin sonucuydu. Ayrıntılara girmek istemiyorum. Detaylar ilgili İran
kurum ve kuruluşlarını ilgilendirmektedir.
Devlet ve diplomatik sistem, görevleri çerçevesinde,
diplomasinin kapasitesini güç, metanet ve tedbirle vatan ve milletin haklarının
yerine getirilmesinde kullandı ve kullanmaktadır. İran’a ait olan ve
Amerika’nın baskısıyla hukuka aykırı olarak bloke edilen paranın serbest
bırakılması ciddi olarak gündemimizdeydi. Bazı İran uyruklu vatandaşlar sahte
iddialarla ABD’de tutuklandı. Diplomatik sistem ve hükümet, ulusun hakları
karşısındaki doğal görevi olarak bu konuları takip etmelidir.
Müzakere süreci farklı dönemlerde iki yıl sürdü.
Tutukluların karşılıklı olarak serbest bırakılması ve İran hükümetine ve
milletine ait mali kaynakların serbest bırakılması süreci, mutabık kalınan
çerçevede tarafların anlaşmasına göre yürütülecektir. İran hükümeti bu
mutabakat hükümlerinin ABD tarafı tarafından uygulanması için gerekli güvenceyi
almıştır ve bu süreç kendi çerçevesinde ilerlemektedir. Hükümet, milletin
haklarının yerine getirilmesinde ciddidir ve milletin haklarını alma konusunda
zerre taviz vermeyecektir.
Karşı tarafın talep ettiği tutuklularla ilgili adli süreç
tamamlanmıştır ve takas anlaşması çerçevesinde ve yargı süreci yapılarak
gerçekleşecektir. Bu süreç, İran’ın İran milletinin haklarını yerine getirmek
için diplomatik kapasitelere ciddi şekilde başvurmasının sonuçlarının bir
parçasıdır ve bu süreci ciddiyetle sürdürecek ve bu yönde ek adımlar atacaktır.’
Şehit Süleymani’nin Terörle Mücadeledeki Rolü
Nasır Kenani, Şehit Kasım Süleymani ile ilgili bir soruya
yanıt olarak şunları söyledi: ‘Terörle mücadelenin kahramanının yüce ruhu şad
olsun. Dün gece Şah Çerağ türbesinde yaşanan trajik ve meşum olay ve suç, İran
ulusunu ve herkesi şehit generalin terörle mücadeledeki etkili ve eşsiz rolü ve
eğer bu büyük kahramanın yılmak bilmez mücadeleleri olmasaydı, IŞİD ve tekfirci
akımların ve bölgedeki büyük güçlerin maşalarının bölge halklarının başına kim
bilir neler getireceği konusunda bir kez daha bilinçlendirmiştir. Batı Asya’da
ve dünyanın farklı bölgelerinde güvenlik ve istikrarı bozan ana grup olan IŞİD,
faaliyet gösterdiği bölgelerde her türlü suçu feci bir şekilde işledi. Bazı
tanınmış rejim ve hükümetlerin desteği olmasaydı bu örgüt doğal olarak bu kadar
bölgeye yayılmayacaktı. Bazı aktörler ve güçler, terör gruplarını bölgede
varlık göstermek ve bölgede siyaset ve güvenlik mühendisliği yapmak için bir
araç olarak kullanmış ve bu meşum grupları bölge halklarının hayatına
sokmuştur.
Bu gruplara karşı yürütülen etkin ve kararlı mücadelenin
komutasında Şehit Süleymani’nin oynadığı rol belirleyici oldu ve tüm askeri ve
güvenlik uzmanları, o yüce şehidin rolünün farkındaydı. ABD rejiminin, doğrudan
o ülkenin başkanının emriyle Şehit Süleymani’ye suikast düzenleyerek gerçekleştirdiği
korkakça eylem, Şehit Süleymani’nin rolünün tanınmasından kaynaklanıyordu.
Trump liderliğindeki ABD hükümeti, Bağdat Havaalanında Şehit Süleymani’ye
suikast düzenleyerek kendinin, araçlarının ve IŞİD’in intikamını aldı.
Bugün Lübnan’da İslami Direniş günüdür. Şehit Kasım
Süleymani, IŞİD başta olmak üzere terör ve tekfirci gruplarla mücadelede
belirleyici ve eşsiz bir rol oynamış, ayrıca bölgede ve Lübnan’da anti-Siyonist
direnişin güçlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. ABD hükümetinin Şehit Süleymani
suikastındaki korkakça eylemi, teröre ve Siyonist rejim tehdidine karşı
mücadelede merkezi bir rol oynayan bir kişiye karşı doğrudan bir intikam
eylemiydi.
Şehit Süleymani ve yoldaşlarını saygıyla anıyoruz.’
Takas Yapılacak Beş Mahkûm?
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, takas
edilecek beş mahkûm hakkında sorulan soru üzerine şunları söyledi: ‘İkili bir anlaşma
çerçevesinde, Katar hükümeti de dâhil olmak üzere bölgedeki dostlarımızın rolü
ile nispeten uzun bir sürecin sonucu olan bu anlaşmayı gerçekleştirdik.
İran olarak bizim için iki konu önemliydi. Bunlardan biri,
ABD hükümeti tarafından asılsız suçlamalarla tutuklanan ve yargılanan İran
vatandaşlarının serbest bırakılması ve ABD hükümetinin baskısıyla bloke edilen İran
hükümeti ve milletinin mal varlıklarının bir kısmındaki blokajın kaldırılması
ve hükümetin ülkenin mali kaynaklarına erişebilmesiydi. Hem sonuçlar hem de
elde edilen başarılar bizim için önemlidir.
ABD hükümeti ile arabuluculuk yoluyla müzakere yaptık ve bir
anlaşmaya vardık ve her iki konunun da gerçekleşmesi için belirli bir zaman
çerçevesi belirlendi. Bu çerçevede, İran hükümeti ve diplomatik aygıtlar için
asıl olan, bu iki amacın gerçekleştirilmesi için gerekli ve yeterli
güvencelerin sağlanmasıydı. Bu alanda çaba gösterdik ve gerekli garantileri
aldık. Bunun belirli bir süreye ihtiyacı var.
Süreci anlaşmaya dayalı olarak takip etmek ve sonucu,
belirlenen hedefler ve yapılan anlaşmalar çerçevesinde almak istiyoruz. Taraflar
bu süreci medya süreci dışında takip etme konusunda anlaşmışlardı, biz
mutabakat çerçevesine bağlı kalıyoruz ve İran’ın iki hedefine de zaman çerçevesi
içinde ulaşılacağını umut ediyoruz.’
Afganistan’a Gönderilen Heyet
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran’dan Afganistan’a
heyet gönderilmesi hakkında şunları söyledi: ‘İran ile Afganistan arasında 1972
yılında imzalanan anlaşma çerçevesinde ve İran hükümeti diplomasi aygıtlarının
İran’ın su hakkını yerine getirmek için defalarca yaptığı takip dikkate
alınarak ve öte yandan Afgan tarafının yağmur yağmamasının su dağıtımını imkânsız
hale getirdiği yönündeki açıklamaları ve mesafe nedeniyle su salınsa bile bu
suyun muhtemelen İran sınırlarına ulaşmaması nedeniyle, İran tarafı baraj ve baraj tesislerini, gözlem
merkezini ve hidrometre istasyonunu ziyaret talebinde bulunmuştur.
Bu aşamada İran tarafının Dehraved olarak bilinen su ölçüm
istasyonunu ziyaret etme talebi, Afganistan’ın geçici hükümeti tarafından
onaylandı. Enerji Bakanlığı’ndan teknik uzmanlar ile Sistan ve Belucistan
vilayetlerinden bir takım mütevelli ve yetkililerden oluşan bir teknik heyet
Afgan makamlarının koordinasyonunda bu ülkeye gitti. Heyet, Afgan yetkililer ve
Afgan uzmanlarla birlikte bölgedeki durumu tanımak ve su ölçüm istasyonunu
ziyaret etmek için Nimruz vilayetine gitti ve heyet bu ziyaretin ardından
birkaç gün önce yurda döndü ve bu heyetin raporları uzmanların toplantılarında sunuluyor
ve görüş alışverişinde bulunuluyor. Bu heyetin ziyaret raporu hakkında ülkenin
ilgili makamlarına bilgi verilecek ve bir sonuca varılacaktır. Bu aşamada,
İran’ın bu su ölçüm istasyonunu ziyaret etme taleplerinden sadece biri
onaylandı ve cevaplandı.
Cumhurbaşkanı’nın Afganistan İşleri Özel Temsilcisi Kazimi
Kumi’nin de dediği gibi, bu, İran teknik heyetinin 1972’den beri Dehraverd su
ölçüm istasyonuna yaptığı ilk ziyarettir.’
Reisi’nin Suudi Arabistan Ziyareti
Nasır Kenani, İran Cumhurbaşkanı’nın Suudi Arabistan
ziyareti hakkında şunları söyledi: ‘Suudi Arabistan Kralı Cumhurbaşkanı’na bu
ülkeyi ziyaret etmesi için resmi davette bulundu. Bu ziyaret için bir tarih
henüz düşünülmedi. Bu ziyaret için iki ülke arasındaki siyasi irade
çerçevesinde, yapılan anlaşmalara dayalı olarak ilişkilerin ilerletilmesi için
uygun zamanda planlama yapılacaktır. İki ülke arasındaki ilişkiler adım adım
ilerlemektedir.’
Emir Abdullahiyan’ın Riyad Ziyareti
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü şunları söyledi: ‘Suudi
Arabistan’ın üst düzey yetkilileri ve Emir Abdullahiyan’ın mevkidaşı tarafından
yapılan davet kapsamında yakın gelecekte dışişleri bakanı tarafından Suudi Arabistan’a
bir ziyaret planlıyoruz. Bu ziyareti gerçekleştireceğiz ve ikili alanda çeşitli
konuları görüşeceğiz. İki ülke arasında bölgesel ve uluslararası alanda
müzakere ve istişarelerin ve iki ülkenin ekonomik konularının ilerletilmesi
süreci gündemdedir ve bu ziyaret, iki ülkenin kalkınma hedefleri doğrultusunda
bizi daha iyi sonuçlara götürebilir.’
Şah Çerağ’a Saldıran Teröristin Uyruğu
Nasır Kenani konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ‘Şah
Çerağ’daki acı olayı gerçekleştiren teröristin uyruğu hakkında teyitli bir
haber almadım. Bu konuda yorum yapacak durumda olmadığım şeyler duydum. Emniyet
yetkilileri bu konuda bilgi veriyor.’
IŞİD
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü başka bir soruya yanıt
olarak şunları söyledi: ‘IŞİD, bir terör örgütü ve bölgenin güvenliğine ve
milletlerine karşı kara bir suç geçmişi olan bir oluşum olarak son yıllarda
İran coğrafyasında suçlar işlemiştir. Bu, bu şeytani akımın geçmiş suçlarının
bir devamıdır. Taraflar ve ülkeler, IŞİD’i bir araç olarak kullanmak için bu
meşum gidişatı gizliden desteklemeye devam etmeyi planlıyor. Bu kara akımın Irak, Suriye ve İran ve çeşitli
ülkelerdeki uğursuz ve terör faaliyetlerine şahit oluyoruz. Bu ortak bir
tehdittir ve bu meşum ve terörist eğilimin ortadan kaldırılmasına karşı ortak
çaba gösterilmesi gerekmektedir.’
Bloke Edilen Paraların Serbest Bırakılması
Nasır Kenani, İran’ın bloke edilen paralarının serbest
bırakılması hakkında şunları söyledi: ‘Yapılan anlaşmaya göre İran bu konuda
gerekli garantileri aldı. İran, amaçlanan harcamalar ve kullanımlar için kendi
kaynaklarına tam erişim imkânına sahip olacak, bu kaynaklardan tüm yaptırımsız
mal ve ihtiyaçlarını ihtiyacı kadar tedarik edebilecek ve kalan miktarlar İran’ın
mevduatı olarak kalacak. İran, bu alanda yaptırımsız mal satın alma erişimine
sahip olacak.’
Nasır Kenani, başka bir soruya cevaben şunları söyledi: ‘İran’ın
mali kaynaklarının mübadelesi ve serbestleştirilmesi süreci Nükleer müzakereler
ile doğrudan ilgili değildir, ancak konular birbirini etkileyebilir. Bir
sürecin ilerlemesi tansiyonun düşürülmesine ve başka yolların açılmasına
yardımcı olabilir ve İran, her zaman ilan ettiği gibi, İran ulusuna yönelik
baskıcı yaptırımları kaldırmak için müzakere sürecinde diplomatik yola bağlı
kalıyor ve İran milletinin haklarını elde etmek için bu yola devam edecektir.’
İran Dışişleri bakanı Sözcüsü, Amerika’da tutuklanan İran
vatandaşlarının serbest bırakılması hakkında şunları söyledi: ‘Hükümet ve
diplomatik sistem otorite ile çalışmaya başladı ve Allah’ın izniyle İran halkı
belirlenen zamanda sonuçlara şahit olacaktır.’
Japonya’daki İran Varlıkları
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İran’ın Japonya’daki
varlıkları hakkında şunları söyledi: ‘İkili anlaşmalar çerçevesinde Japonya’da
mevcut olan önemli miktarda mali kaynağı farklı zamanlarda farklı şekillerde
aldık. İran’ın mali kaynaklarının sınırlı bir kısmı Japon bankalarında kaldı ve
bu konuda Emir Abdullahiyan’ın üst düzey Japon yetkililerle yaptığı son ziyarette
görüşmeler yapıldı. Müzakerelerin olumlu geçeceği ve İran’ın değerlendirdiği yöntemler
ve Japon tarafıyla yapacağımız mutabakat doğrultusunda Japonya’daki mali
kaynaklarımızı kullanmanın mümkün olacağı konusunda iyimseriz. İran’ın farklı
ülkelerdeki varlıklarının blokesinin kaldırılması diplomatik sistem için çok
önemli bir konu ve bunu ciddi bir şekilde takip ediyoruz. Diğer durumlarda
ilerleme kaydettik ve İran’ın bloke edilen varlıklarının bir kısmının farklı
zamanlarda serbest bırakılacağı konusunda iyimseriz ve sizi bu konuda
bilgilendireceğiz. Bu, diplomatik sistemin önceliklerindendir ve ilgili
birimlerle istişare edilerek ciddiyet ve titizlikle takip edilmektedir.’
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Afganistan ile sınır
duvarının arkasındaki tarım arazilerine ilişkin medyada gündeme gelen konuyla
ilgili bir soruya da yanıt verdi ve şunları söyledi: ‘İran egemenliğini
sınırları üzerinde kullanıyor. İran ve Türkiye arasında güvenlik bilgileri
alışverişi var.’
Suudi Büyükelçiliği’nin Açılışı
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Suudi Arabistan’ın Tahran
Büyükelçiliği’nin resmi olarak açılışına ilişkin şunları söyledi: ‘Resmi açılış
Suudi hükümeti tarafından duyurulmalıdır. Yapılan anlaşmalar çerçevesinde Suudi
Büyükelçiliği’nin gönderdiği resmi notaya istinaden geçtiğimiz Pazar günü
Tahran’daki Suudi Büyükelçiliği resmen faaliyete başlamış ve Dışişleri
Bakanlığı’na bilgi verilmiştir. Bu ülkenin Meşhed’deki Başkonsolosluğu da Suudi
tarafının resmi bilgilerine dayanarak geçen Cumartesi Meşhed’de göreve
başlamıştır. Bu, Suudi Arabistan’ın İran’daki iki siyasi ve diplomatik
misyonunun faaliyetlerinin yeniden başlaması için önemli bir adımdı ve bu süreç
devam edecektir. Resmi açılış töreni Suudi hükümeti ile ilgilidir.’
Münafıkların Arnavutluk’tan Kanada’ya Nakli?
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, münafıkların Arnavutluk’tan
Kanada’ya nakli hakkında şunları söyledi: ‘Bu haberi medyada gördük ama teyitli
bir bilgim yok. Arnavutluk hükümeti, Arnavutluk topraklarındaki bu terör
örgütüne karşı tedbirler almıştır. Bu örgütün ve onun terör niteliğinin
tanınması nedeniyle Arnavutluk hükümetinin bu grupla ilgili çalışmalarını
tamamlamasını umuyoruz ve onlarla mücadele konusundaki tüm eylemleri memnuniyetle
karşılıyor ve bu eylemleri, hükümetlerin terör hareketlerine karşı mücadele ve
onları kontrol altına alma konusundaki uluslararası sorumluluklarına uygun
olarak değerlendiriyoruz. Bazı batılı hükümetler ikili yaklaşımlarla bu grubu
ülkemize karşı kullanıyorlar ve uzun yıllar bu terör örgütünü siyasi,
istihbarat, güvenlik, mali ve manevi olarak desteklediklerine şahit olduk ve
Arnavutluk hükümeti geçtiğimiz yıllarda bu gruba ev sahipliği yaptı. Ne mutlu
ki bu ülke hükümetinin münafıklıklar terör örgütüne karşı bazı eylemlerine
şahit oluyoruz. Ülkelerin uluslararası açıdan sahip oldukları yükümlülükler ve
terör hareketleriyle mücadelede uluslararası haklar göz önüne alındığında,
Birleşmiş Milletler’e üye hiçbir ülkenin bu grubu desteklemeyeceğini,
ağırlamayacağını ve konferans düzenlemesine izin vermeyeceğini umut ediyoruz.
Suikastlar ve halka açık yerlere bombalı saldırı gibi açık
eylemler ve uluslararası hukuk açısından suç olarak kabul edilen kara para
aklama, siber operasyonların yürütülmesi ve örgüt üyelerine karşı insan
haklarına aykırı eylemlerde bulunmak ve üyelerin ailelerinin haklarını ihlal
etmek gibi eylemler uluslararası bakış açısıyla suç olarak kabul ediliyor ve
böyle bir örgüt desteğe layık değildir ve bu örgüte verilecek her türlü destek,
ülkelere hukuki sorumluluk getirecektir. Diğer ülkeleri geçmişteki hataları
tekrarlamamaları konusunda uyarıyor ve bu örgüte herhangi bir destekte
bulunmamaları çağrısında bulunuyor ve bu konuda herhangi bir eylemi ulusal
güvenliğimize karşı olarak değerlendiriyoruz.’
