İran Güven Artırıcı Adımlar Olmadan Müzakerelere Girmeyecek

Devrim Muhafızları Ordusu eski Komutanı Orgeneral Muhammed Ali Caferi, İran halkının sahada eşsiz varlığı, İran’ın ABD ile müzakere şartları ve diğer konular hakkında Tesnim Haber Ajansı’na önemli açıklamalarda bulundu.

Orgeneral Caferi, savaş tüm cephelerde sona ermediği, yaptırımlar kaldırılmadığı, bloke fonlar serbest bırakılmadığı, savaştan kaynaklanan zararlar tazmin edilmediği ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkı tanınmadığı sürece başka bir müzakere olmayacağını vurguladı.

Orgeneral Caferi’nin bu röportajdaki önemli açıklamalarından bazıları şu şekildedir:

“ABD, müzakerelerdeki kötü niyetinin bedelini ödemelidir.

İran, müzakerelerin ortasında iki kez düşmanın askeri saldırısına uğradı.

Düşmanın bu tekrarlanan ahdi bozmalarının ve sözünden dönmelerinin bizim için açık sonuçları olmuştur. Biz düşmana karşı tamamen güvensizlik içindeyiz ve tüm dünya bu konuda bize hak vermektedir.

Halkımız, bu düşmana artık güvenilemeyeceği konusunda tam bir fikir birliğine varmıştır. Şimdi, düşmanın müzakerelerin ortasında savaşı başlatarak işlediği bu güvensizlik, kötü niyet ve ahdi bozmaların onun için bir bedeli olmalıdır.

Düşmanın davranışı, bizim temel bir stratejik değişiklik yapmamıza ve müzakere ve etkileşim konusundaki stratejimizi değiştirmemize neden oldu. Bu strateji değişikliği, bu kez müzakere için ön koşullar koymamız anlamına geliyor; başka bir deyişle, düşman bir dizi güven artırıcı adım atmalıdır.

Bugün sistemin açıkladığı ve üzerinde durduğu şey tam olarak budur. Bu hususların bir kısmı ön koşul şeklinde olabilir; yani düşman yazılı taahhüt vermeli, imzalamalı ve bazı eylemleri (savaşın sona erdirilmesi ve askeri tehdidin olmaması gibi) tekrarlamayacağını garanti etmelidir.

Bir diğer kısmı ise fiilen yapılmalıdır; İran’ın bloke fonlarının serbest bırakılması gibi.

Dolayısıyla bugün müzakere yaklaşımımızda önemli bir değişiklikle karşı karşıyayız; daha önce var olmayan bir değişiklik. Geçmişte müzakerelerde bu şekilde ön koşullar veya güven artırıcı adımlar gündeme gelmiyordu. Ancak şimdi düşman bu kadar güvensizlik yarattığı ve bu durum tüm dünya için de kanıtlandığı için, bu tür ön koşulları öne sürmek bizim hakkımızdır.

Mantığımız şudur: Önce güven artırıcı adımlar atılmalı, ardından nükleer konular hakkında müzakere etmek ve karar vermek için bir sonraki aşamaya geçilmelidir. Bu adımlar atılmadığı sürece sonraki aşamalara geçmenin bir anlamı yoktur.

Savaş Yeniden Başlarsa Düşmana Daha Önce Vurmadığımız Sert Darbeler Vururuz

Cumhurbaşkanı ve müzakere heyetinin başkanı, Yüce Lider’e tam bir itaat içindedir.

Biz (İran) şu anda düşmanla doğrudan müzakere etmiyoruz. Bu ilk aşamada, aslında Pakistan gibi üçüncü bir ülke aracılığıyla, kendi ön koşullarımızı ortaya koymak ve açıklamak ve ardından düşmandan taahhüt almak için mesaj alışverişinde bulunuyoruz. Eğer taahhüt verirse, ancak o zaman diğer konular hakkında müzakere aşamasına geçeceğiz.

Bu yeni bir stratejidir; bence çok belirleyici olacak ve inşallah çözüm getirebilecektir.

Hamdolsun, yetkililerimiz de -özellikle saygıdeğer Cumhurbaşkanı ve saygıdeğer Meclis Başkanı (ki kendisi aynı zamanda müzakerelerden sorumludur) – Yüce Lider’e olan itaatleri doğrultusunda hareket etmektedir. Onların Yüce Lider’e itaatleri kanıtlanmıştır ve herkes bunu kabul etmektedir.

Sistem bir karara vardığında ve bu koşullar ve ön koşullar sistemde, Yüksek Milli Güvenlik Kurulu’nda ve müzakere heyetinde onaylanıp tasdik edildiğinde, hiç kimse bu kararın esasına karşı çıkmaz. Uygulama yöntemleri ve operasyonel prosedürler hakkında farklı görüş veya yaklaşımlar olabilir, ancak ana konuda, hamdolsun, süreç iyi ilerlemektedir.

Şimdi düşman bu koşulları kabul edebilir veya etmeyebilir. Eğer kabul etmezse, doğal olarak ya savaş devam eder ya da üzerinde baskı kurulmalıdır. İran İslam Cumhuriyeti’nin henüz uygulamadığı o sert darbeler, düşmanın aptallığının devam etmesi halinde, sonraki aşamalarda ona vurulabilir.

Savaşın olmasının iyi olduğunu söylemiyorum, ancak eğer düşman tekrar aptallık eder ve savaşı yeniden başlatırsa, kesinlikle İran İslam Cumhuriyeti’nin daha sert ve ağır darbeleriyle karşılaşacaktır.

ABD’nin İran’ın Meşru Taleplerini Kabul Etmekten veya Savaşa Devam Etmekten Başka Çaresi Yoktur

Doğal olarak ABD, İran’ın üzerinde durduğu hususlardan dolayı öfkelenir ve bunları kolayca kabul edemez. Ancak bence, bu gerçekleri kabul etmekten veya savaşa devam etmekten başka çaresi yoktur.

Elbette savaşın bize de maliyeti vardır, ancak şüphesiz savaşın devamının maliyeti ve zararı düşman ve bölgesel müttefikleri için bizimkinden çok daha fazladır.

Eğer onlar bu savaş yolunun kendi çıkarlarına olduğunu ve kendilerine bir kazanç sağladığını hissetseydiler, asla savaşı durdurma ve müzakerelere yönelme yoluna gitmezlerdi. Bu yola girmiş olmaları bile, savaşın devamının kendileri için zararlı olduğunu göstermektedir/tesnim

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın