İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurultayı’nın Tahran’da düzenlediği ‘Vahdet
Diplomasisinin Stratejik Uygulaması’ sempozyumunda yaptığı konuşmada şunları
söyledi: ‘İslami toplumlarda gücün geliştirilmesi ideali, iki temel unsurdan
neşet bulmaktadır; birincisi, İslam dini gelişen, ilerleyen, içtihat ve kıyasa
dayanan, diri, yaşayan ve faal bir dindir. İkincisi ise hakikatleri inceleme,
işleme ve bunlara dayalı olarak ilerleme gücüdür. Ümmetin mevcut durumdan kurtulabilmesi için
geçmişle avunmak, ümitsizliğe düşmek ve çabalamamak yerine, harekete geçmemiz
ve azimli olmamız gerekir.
Filistin’in özgürlüğüne kavuşması kesindir ve bu ilahi bir
vaattir. Ancak bunun gerçekleşme koşulu ise kişisel güç ve değişime sahip
olmakta gizlidir. Filistin Direnişi, Allahu Teala’nın lütfu ve yardımıyla
Filistinli gençleri silah hazırlama ve depolama konusunda yetiştirmeyi
başarmıştır. Böylelikle her zaman ileri doğru gitmiş ve belirlenen hedeften de
sapılmamıştır.
Filistin Direnişi, bugün kapsayıcı bir savaşta, müstekbir
güçlerin karşısına dikilmiştir ve dost düşman bunu hesaba katmaktadır. Ümmet
ise Filistin’in özgürlük savaşında onun arkasında durmuştur. Ümmet arasındaki bütünlük ve dayanışma,
istikbar güçleri karşısında Filistin direnişi için bu zorlu ve karmaşık yolda
gerçek bir motive unsuru olmuştur. Eğer ümmet ortak düşmana, yani Siyonist
düşmana karşı ittifak oluşturursa, hiç şüphesiz eski parlak günler tekrar geri
dönecektir. İran İslam Cumhuriyeti, geçmişten günümüze, Filistin halkının destekleyicisi
olmuş ve hiç bir yardımı da esirgememiştir.’
Kaddumi konuşmasında, İran’ın Ayetullah Humeyni’den (ra) bu
yana ve kendisinden sonra İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei döneminde
Filistin davasına çok yönlü destek verdiğini belirterek, ‘Diplomasi Şeyhi’
olarak tanınan Hüseyin Şeyhu’l İslam ve General Kasım Süleymani gibi dava
adamlarının Filistin ülküsüne yardımlarını zikretti. Kaddumi ayrıca şunları ifade etti: “İran,
her zaman mezhebi taassupları ve ihtilafları bir kenara bırakmaya çalışmış ve
İslam ve Arap ümmetinin birliği yolunda çabalamıştır. İslam Mezheplerini
Yakınlaştırma Kurultayı da bu alanda etkin rol oynamıştır.”
Kaddumi, tüm ümmetin özellikle de alimlerin Dünya Kudüs
Haftası programları ve faaliyetlerine katılması, Müslüman halkların Filistin’i
desteklemeye teşvik edilmesi ve ortak düşmana yani Siyonist düşmana karşı
mücadele edilmesi çağrısında da bulundu. Kaddumi, konuşmasını şu tavsiyelerle
bitirdi:
1- Ümmet arasında pratik projelerin yürütülebilmesi için
siyasi, diplomatik, toplumsal, dini ve ekonomik alanlarda işlev gören bölgesel
güvenilir ağların kurulması.
2- Alimlerin konumu ve rolüne gerekli önemin verilmesi, zira
bu, ümmetin iş birliği ve gelişimi için temel rol oynayabilir. Bazı bölge
ülkelerinin Siyonist düşman ile ilişkileri normalleştirme kararının incelenmesi
ve bu uğursuz kararın önüne geçilmesi için çaba gösterilmesi.
3- Ümmetin gençlerinin gücüne önem verilmesi, farklı
alanlardaki bilimsel projelerinin desteklenmesi, müstekbirlerle mücadele için
gerekli gücün hazırlanması ve ümmet gençlerinin değerli proje ve planlarının
desteklenmesi için fon oluşturulması.
4- Ümmet arasında oluşturulan durağanlığın ortadan kalkması
için kültürel farklı projelerin icrası, ümmet arası diyaloğun sağlanması,
özellikle de mevcut koşullarda, maddi ve mekansal kısıtlamalar olmaksızın,
ümmet vahdeti bağlamında stratejik ve önemli konferanslar düzenlenebilir.’
kudusgunu
