Hüseyin Selami, Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlenen Şehit General Kasım Süleymani’yi
anma töreninde yaptığı konuşmada İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma gücüne
atıfta bulunarak; “Yapay zeka teknolojisiyle donatılan ve uzaktaki
okyanusların her noktasına uçarak stratejik öneme sahip noktaları etkileyecek
güce sahip insansız hava araçlarımız var. Elbette ki kimseyi tehdit etmiyoruz
ancak ulusal çıkarlarımızı savunacağız.” dedi.
Geçtiğimiz sene Tümgeneral Selami, Devrim Muhafızları
Ordusunun 7000 km menzile sahip insansız hava araçları geliştirdiğini
açıklamıştı.
Devrim Muhafızları Ordusu İHA’ları için 7000 kilometrelik
menzil bölgede Amerikan güçlerine meydan okumak anlamına gelir.
Tümgeneral Selami konuşmalarını İran Silahlı Kuvvetlerinin
İHA gücünün hızla arttığı süreçte yapmıştır. Bu alandaki ihtiyaçlarını
karşılamanın yanı sıra bölge genelindeki direniş güçlerini her türlü silah ve
İHA ile donatan İran İslam Cumhuriyeti, bölgedeki müttefikleri arasında entegre
bir İHA ağı oluşturmuştur.
Direniş Cephesi’nin entegre ağı, ABD ve bölgedeki
müttefikleri için ana sorunlardan biri haline geldi.
Amerikalıların itiraflarına göre, bu ağın insansız hava
araçlarının sayısız operasyonu nedeniyle ABD’nin bölgedeki hava üstünlüğünü
kaybetmesine yol açmıştır.
Yemen savaşı sırasında ABD’nin Suudi Arabistan ve Birleşik
Arap Emirlikleri (BAE) gibi müttefikleri ve aynı zamanda Lübnan Hizbullah
Hareketi ve Filistinli direniş gruplarıyla karşı karşıya gelen Siyonist İsrail,
hayati öneme sahip kaynaklarını savunamaz hale geldiği için Direniş Cephesinin
talepleri karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar.
Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti’nin son yıllarda direniş
gruplarını başta gemisavar füzeler olmak üzere her türlü seyir ve balistik
füzelerle donatarak Batı Asya bölgesindeki stratejik derinliğini güçlendirmeye
çalıştığı görülmektedir.
Bölge haritasına bakıldığında, İran’ın müttefiklerini
füzeler, insansız hava araçları ve diğer silahlarla donatma çabalarının boşuna
olmadığını ve dünyanın en önemli stratejik deniz ticaret yollarının İran ve
müttefiklerinin çevresinde bulunduğunu görebiliriz. Dünyanın büyük orandaki
enerji ve ticaretin yapıldığı su yollarının güvenli olup olmadığı, küresel
ticareti ciddi şekilde etkileyebilir.
Artık stratejik boğazlar, İran ve bölgedeki müttefiklerinin
entegre füze ve İHA ağının menzili içinde bulunuyor.
Bu nedenle İran İslam Cumhuriyeti, müttefiklerinin
yardımıyla Hürmüz Boğazı’ndan Babü’l-Mendeb Boğazı ve Süveyş Kanalı’na kadar
etkin güce sahiptir ve ulusal çıkarları ile müttefiklerine yapılan herhangi bir
tehdide karşılık vermek için bu kapasiteyi kullanabilir.
İran Ordusu’nun geçtiğimiz günlerde düzenlenen geniş
kapsamlı Zülfikar 1401 tatbikatında bu gücünün bir kısmını gösterdi. Bu askeri
tatbikatta işgal altındaki toprakların güneyindeki Eylat limanının temsili
maketi Araş intihar insansız hava araçlarıyla hedef alındı.
Daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından ülkenin
güneyinde düzenlenen “Büyük Peygamber (s.a.v) 17” adlı askeri
tatbikatta Siyonist İsrail’in Dimona Nükleer Tesisi’nin temsili maketi 16
balistik füze ve 5 insansız hava aracı (İHA) ile vuruldu.
Bu girişimleriyle Batı Asya’nın önemli bölgesindeki gücünü
ve nüfuzunu artıran İran’ın dünyanın en önemli su yollarını da etkileyebilecek
gibi görünüyor.
Daha önce Yemen savaşı sırasında Suudi Arabistan’a ait savaş
gemisinin Yemen halk güçleri tarafından hedef alınması ve 2006’da Lübnan’da
yaşanan çatışmada İsrail’e ait savaş gemisi Sair’in Hizbullah tarafından
vurulması direnişin etkisini göstermiştir.
Şimdi birkaç yıl sonra, daha gelişmiş silahlara sahip olan
direniş sahadaki gücünü gösterebilir./tesnim
