İran’ın BRICS’teki Geleceği

rasthaber
Rasthaber –  İran’da İslam İnkılabının zafer kazanmasından sonra,
bölgesel ve küresel güçlerin siyasi ve ekonomik saldırılarına maruz kalmıştır.
Ülkenin iç ve dış siyasi yapısındaki değişiklik yaşanırken yeni düzen için
bölgede yükselen güçlerin yanı sıra aynı seviyedeki diğer güçlerle işbirliği ve
yakınlaşma ihtiyacı duymuştur. Bazı nedenlerden dolayı faydalı olduğu görünen
girişimlerden biri de BRICS grubuna resmi üye olmaktır.

Günümüz dünyasında jeopolitik rekabetlerin yoğunlaşması ve
Batı cephesinde yer almayan güçlerin Batı’nın tekelindeki ekonomik ve siyasi
yapılardan görece bağımsızlaşma eğiliminin artması nedeniyle, BRICS’in küresel
arenadaki etkisi giderek artıyor.

Ortak bir ödeme sistemi oluşturup bankalarda ABD dolarına
bağımlılığı azaltan dövizler ve ulusal para birimlerinin kullanılmasını
amaçlayan BRICS’e Tahran’ın katılması da bu örgütün İran’a sunacağı en
önemli fırsatlardan biridir.

Fardin Eftekhari de bu bağlamda Şark’ul Avsat haber sitesinde kaleme
aldığı yazısında İran’ın BRICS’teki geleceğine değindi. Birgün Gazetesinde yer
alan yazıda şu ifadelere yer verildi:

İran İslam Cumhuriyeti ilk kez, Haziran 2022’de Çin Halk
Cumhuriyeti’nin daveti üzerine ilgili BRICS Liderler Zirvesi’ne katıldı.
Zirvede konuşan İran Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi, BRICS’e ve üyelere tam
desteğini açıklamış ve petrol, transit taşımacılığı, enerji ve eğitimli insan
kaynaklarına sahip İran’ın BRICS’e üye olmak istediğini bildirmişti. Reisi
ayrıca, Hindistan’a sunduğu resmi başvuruyla İran’ın söz konusu gruba üye
olması için destek talebinde bulunmuştur.

Batı, son 40 senedir uyguladığı yalnızlaştırma politikasıyla
Tahran’ın küresel finans sistemine erişimini engelliyor. Tahran yönetimi
BRICS’e katılmanın dış ticarette yeni olanaklar getireceğini, dolara ve Batılı
finans kuruluşlarına bağımlılığı azaltacağını düşünüyor.

İran, BRICS’e katılmak için geçtiğimiz yaz resmen başvuruda
bulunduğunda kimse davet mektubunun bir sene içinde gelmesini beklemiyordu.
Neticede Şanghay’ın İşbirliği Örgütü’ne katılması 15 yıl sürmüştü.

BRICS’e katılmak için başvuruda bulunmak, İran devlet
başkanı İbrahim Reisi tarafından “stratejik” bir karardı. Mevcut hükümetin bu
tür kararları pragmatik ve gerçekçi bakış açısıyla ele aldığı biliniyor.
Neticede İran’ın BRICS blokunun ekonomik potansiyelini göz önünde bulundurduğu,
birliğe katılım sürecini iç politikada siyaset malzemesi etmeyeceği
değerlendirmeleri yapıldı.

Reisi hükümeti Batı ile ilişkileri onarmak adına, önüne
çıkan uluslararası ve bölgesel ittifak olanaklarını da geri çevirecek durumda
değil. Güney Afrika’daki BRICS zirvesine katılan Reisi, İran’ın “dış
politikayı, iç siyasete alet etmeyeceğini” söyledi ve “Ulusal çıkarlarımızı güvenceye
alma niyetindeyiz… yaptırımların kaldırılması ve komşu ülkelerle
ilişkilerimizin iyileştirilmesi de bunlara dahil” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Ali Bagheri ülkesinin
“doğuda ve batıda ulusal çıkarlarını gerçekleştirmeye çalıştığını” söyledi ve
“dünyanın tek bir bölümüne yoğunlaşılmaması gerektiğinden” bahsetti.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan ise BRICS
üyeliği sayesinde İran’ın küresel ölçekte “çok taraflılığı” destekleyen bir
pozisyona geldiğini söyledi.

Söylemlerin ötesine geçtiğimizde de İran’ın BRICS’in
“dolardan arınma” programını desteklediğini görüyoruz. Küresel güneyin yükselen
güçleriyle yakın işbirlikleri kuruyor, Amerikan güdümündeki küresel finans
kuruluşlarıyla arasına mesafe koyuyor.

Reisi, BRICS zirvesinde yaptığı konuşmada İran’ın “eşsiz
becerilere sahip” bir ülke olduğundan söz etti ve “BRICS’in başlıca
fonksiyonlarından üçüne doğrudan katkı yapmaya açık olduklarını” söyledi. Bu üç
ekseni “politika-güvenlik, ekonomik-finansal ve sosyal” olarak tarif etti. Sözlerine
devam ederken, “Eşsiz transit konuma, zengin enerji kaynaklarına, üstün
bilimsel ve mühendislik becerilerine sahip olan İran, BRICS üyeleri ile ortak
ekonomi ve yatırım projelerinde işbirliği yapmaya açıktır” dedi.

BRICS zirvesinin arka planında imzalanan bir anlaşma ile
İran’ın Güney Afrika’da beş rafineri inşa etmesi için imzalar atıldı. Tahran
yönetimi ayrıca BRICS’in Yeni Kalkınma Bankası’na katılmak için de görüşmelerde
bulundu. Bu adım hayata geçirilirse, Hindistan ve Rusya’yı İran üzerinden
birbirine bağlayacak Kuzey-Güney Koridoru projesi gibi kritik altyapı projeleri
için aranan finansal kaynak bulunabilir.

ŞANTAJ POLİTİKASI

Son 40 senedir İran’ı yalnızlaştırma politikası yürüten ABD
ve Avrupa ülkeleri Tahran yönetiminin küresel finans sistemine erişimini
engelliyorlar ve tek taraflı ABD yaptırımları vasıtasıyla Batılı olmayan
ülkeleri de Washington’ın şantaj siyasetine ayak uydurmaya zorluyorlar.

Yaptırımların kalıcı olarak yürürlükten kaldırılmasını olası
görmeyen Tahran yönetimi, BRICS’e katılmanın dış ticarette yeni olanaklar
getireceğini, dolara ve Batılı finans kuruluşlarına bağımlılığı azaltacağını
düşünüyor. Reisi hükümeti aynı zamanda ülkenin finansal ve ekonomik
ilişkilerini küresel güney ülkelerini kapsayacak şekilde çeşitlendirmek
istiyor, Pekin ve Moskova yönetimlerine “haddinden fazla” bağımlı hale gelmek
istemiyor.

İran hükümetine yakın düşünce kuruluşları, İran’ın BRICS
konusunda “gerçekçi” davranması gerektiğini vurguluyor ve birliği “batı karşıtı
bir güç” gibi algılamamak gerektiğini söylüyorlar. BRICS’te üyeler arasında
siyasi ve stratejik koordinasyon sağlayacak bir sistem tam olarak kurulmuş
değil. Çin ve Hindistan gibi ülkeler arasında görülen “üyeler arası rekabet”
olgusu da gerçekliğini koruyor ve ABD’nin grubun önüne taş koyması için eşsiz
bir fırsat olmayı sürdürüyor.

BRICS içinde şu günlerde hüküm süren baskın düşünce, mevcut
uluslararası düzene “ayak uydurma” eğilimi. Ülkeler geleneksel ekonomik ve
siyasi yapılarla “doğrudan çekişme” yoluna gitmiyorlar. Örneğin, Rusya Devlet
Başkanı Vladimir Putin, Güney Afrika’da yapılan son zirveye katılmadı çünkü
Uluslararası Ceza Mahkemesi hakkında tutuklama kararı çıkardı. Yeni Kalkınma
Bankası da batı yaptırımlarını hesaba katarak şu an için Rusya ile yeni
projelere imza atmayacaklarını ifade etti.

Dahası, Hindistan-ABD arasındaki stratejik ilişkiler ve
İsrail, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan “I2U2”
gibi jeoekonomik ortaklıklar, Yeni Delhi yönetimi için batılı müttefiklerin
halen önem arz ettiğini gösteriyor.

BRICS’in Brezilya ve Hindistan gibi bazı kurucu üyeleri ya
da BAE ve Suudi Arabistan gibi yeni üyeleri ABD’nin “geleneksel müttefikleri”
olarak göze çarpıyor. Bu ülkeler ABD güdümündeki finansal ve ekonomik
standartların yerine bir tür BRICS sistemi inşa edilmesini önermiyor. Diğer
yandan, Riyad ve Abu Dabi yönetimlerinin Çin ve Hindistan gibi ülkelerle
“dolarsız ticaret” yapmak için adımlar attığını da görüyoruz.

Şu an için İran ile bu ülkeleri doğrudan temasa sokan tek
platform BRICS. Fakat tekil anlaşmalar ve ticari standartlar ortaya konmadıkça,
Tahran yönetimi BRICS’in ülke içi ekonomisine ya da finansal ilişkilerine kısa
vadede derinden etki etmesini beklememeli.

Batı yaptırımlarının kaldırılmasına ya da azaltılmasına
yönelik müzakerelerin sürdürülmesi, bu esnada BRICS üyeleriyle ilişkilerin
ilerletilerek finansal işlemler için yeni mekanizmalar ve şeffaf kurallar
ortaya konması BRICS’in İran için “amaçlarına hizmet edecek yeni bir platform”
haline gelmesi için önemli ön koşullar oluşturuyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın