bir konuşma yaptı.
İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei’nin konuşmasının metni
şöyledir:
“Siyonistler işgal
altındaki Filistin’i terör üssüne dönüştürdüler. İsrail bir ülke değil,
Müslüman milletlere karşı bir terör üssüdür.
Filistin meselesi İslam Ümmeti arasında her zaman olduğu
gibi en önemli meseledir.
Acımasız kapitalist sistemin politikaları, toprakların asıl
sahiplerini topraklarından mahrum bırakıp terörist rejim unsurlarını o bölgeye
oturttu.
Siyonist rejimin kuruluşunun boş mantığından daha zayıf ve
temelsiz olan nedir?
Avrupalılar Yahudilere zulüm edildiğini iddia ediyorlar, bu
yüzden bir ulusu yerinden ederek ve o ülkede korkunç bir katliam yaparak
Yahudilerden intikamını alıyorlar. Batılı ülkelerin kendi mantıklarıyla
dayandıkları mantık budur, dolayısıyla onların insan hakları ve demokrasi
konusundaki tüm iddiaları yalan ve sahtedir ve onlar insan haklarını ihlal
etmektedir.
Siyonistler işgal altındaki Filistin’i terör üssüne
dönüştürdüler. İsrail bir ülke değil, Müslüman milletlere karşı bir terör üssüdür.
Bu zalim rejimle savaşmak, zulüm ve terörizmle savaşmaktır
ve bu herkesin görevidir.
Bu gaspçı hükümet 1948 yılında kurulmasına rağmen, İslam
coğrafyasındaki bu hassas nokta için hazırlıklar yıllar önce başlamıştı. Bu
yıllar, Batı’nın İslam ülkelerine kör laikliği ve milliyetçiliği dayatmak ve
diktatörlük rejimlerini kurmak için müdahalesi ile aynı zamana denk geliyor.
O yılların incelenmesi, İslam Ümmetinin zayıflığının ve
bölünmesinin Filistin’in gasp edilmesine yol açtığı acı gerçeğini ortaya
koyuyor.
O dönemde hem kapitalizm hem de komünizm kamplarının
Siyonist Karunlarla birlikte olması ibret vericidir. İngiltere komployu
planladı ve Siyonist kapitalistler bunu para ve silahla gerçekleştirdi ve
Sovyetler Birliği, gayri meşru Siyonist devletin kurulmasını resmi olarak
tanıyan ve oraya çok sayıda Yahudi gönderen ilk hükümet oldu.
Bu gaspçı rejim, bir yandan İslam dünyasındaki bu durumun,
diğer yandan Avrupa’nın saldırısının bir ürünüydü.
Bugün dünya artık eskisi gibi değil. Bu gerçeği daima
aklımızda tutmalıyız. Bugün güç dengesi İslam dünyası lehine değişti.
Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çeşitli siyasi
ve sosyal olaylar, Batı’nın idari ve ahlaki zayıflıklarını dünyaya ifşa etti.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçim olayları, bir yıldır
ABD ve Batı ülkelerinde korona ile mücadeledeki başarısızlıklar ve son yıllarda
Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşanan kargaşa ve kaoslar, Batı kampının
düşüşünü göstermektedir.
Öte yandan, en hassas İslami bölgelerde direniş güçlerinin
büyümesi, savunma ve saldırı yeteneklerinin artması, Müslüman milletlerde
bilincin ve umudun artması, Kuran şiarlarına eğilimin büyümesi ve bilimin
gelişmesi, mübarek bir geleceğin işaretleridir.
Filistin meselesi ve Kudüs’ün kaderi tüm ümmetin temel
meselesidir. Bu nedenle İmam Humeyni (ra) Ramazan ayının son Cumasını Dünya
Kudüs Günü olarak adlandırmıştır.
Kudüs ekseninde Müslümanların yükselişi, Siyonist düşmanın
ve onun Amerikalı ve Avrupalı destekçilerinin korkulu rüyasıdır. Yüzyılın
anlaşması adlı başarısız plan ve ardından birkaç zayıf Arap hükümeti tarafından
normalleşme girişimi, bu kabustan kurtulma girişimleridir. Kesinlikle bu
eylemlerin hiçbir yere varamayacağını söylüyorum.
Siyonist düşman rejiminin çöküşü ve düşüşü başladı ve
durmayacak. Geleceği iki önemli faktör belirler. Bunlardan ilki ve en önemlisi
Filistin topraklarında direnişin ve şehadet hattının devamı, ikincisi ise tüm
ulusların Filistin’e desteğidir.”
İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, Dünya Kudüs günü
münasebetiyle yaptığı konuşmaya Arapça olarak devam etti ve Arap gençlere hitap
ederek şu ifadelerde bulundu:
“Arap gençleriyle biraz kendi dillerinde konuşmak istiyorum.
Başta gençler olmak üzere tüm özgür Araplara ve Filistin ve
Kudüs halkına selam olsun.
Direniş şehitlerine ve bu yolda canlarını feda eden
mücahitlere, özellikle bereketli bir yaşamdan sonra şehadetleriyle direnişte
önemli etkiler bırakan Şehit Ahmed Yasin’e, Şehit Seyyid Abbas Musevi’ye, Şehit
Feti Şişaki’ye, Şehit İmad Muğniye’ye, Şehit Abdülaziz Rantisi’ye, Şehit Ebu
Mehdi el-Mühendis’e ve son olarak direnişin en önemli siması Şehit Hacı Kasım
Süleymani’ye selam olsun.
Filistinlilerin mücadelesi ve direniş şehitlerinin saf kanı,
bu mübarek bayrağı dalgalandırmayı ve Filistin cihadının iç gücünü yüzlerce kat
artırmayı başardı.
Bir zamanlar Filistinli bir genç taş atarak kendini
savunurken bugün düşmana hedefi vuran füze atarak karşılık veriyorlar.
Kuran-ı Kerim’de Filistin ve Kudüs’e Kutsal Topraklar
denilmektedir. Onlarca yıldır, bu pak toprak en pis ve kötü insanlar tarafından
işgal edildi ve onlar, bu onurlu insanları kana buladı.
Yetmiş yıldan fazla bir süredir toprakların asıl sahiplerine
işkence, cinayet, yağma ve hapisle eziyet eden ırkçılar, Allah’a hamd olsun ki
bu halkın iradesini kıramadılar.
Filistin yaşıyor ve cihada devam ediyor ve Allah’ın izniyle
habis düşmanı yenebilecektir.
Kudüs ve tüm Filistin buranın halkına aittir ve Allah’ın
izniyle onlara geri dönecektir.
Filistin meselesi konusunda tüm Müslüman devletlerin ve
milletlerin bir sorumluluğu vardır, Direniş ekseni, bugün ülke içinde ve
dışında yaklaşık 14 milyonu bulan Filistinlilerin kendisidir ve bu büyük grup
çok büyük işler başaracaktır.
Birlik, bugün Filistinlilerin en büyük silahıdır.
Filistin’in birlik ve beraberliğinin düşmanları Siyonist rejim, ABD ve diğer
bazı güçlerdir. Ama Filistin toprakları içeriden kırılmadıkça dış düşman hiçbir
şey yapamayacaktır.
Bu birliğin ekseni iç cihat ve düşmana güven vermemek
olmalıdır. Filistin’in ana düşmanı olan ABD, İngiltere ve Siyonistler Filistin
siyasetinin temeli olmamalıdır.
Siyonistler ister Kudüs’te ister Batı Şeria’da, 1948
topraklarında veya kamplarda olsun, herkes bir birim oluşturmalı ve bir
bağlantı stratejisi benimsemelidir.
Her bölüm diğer bölümleri savunmalı ve onlara baskı yaparken
elindeki araçları kullanmalıdır.
Bugün zafer umudu her zamankinden daha büyüktür. Güç
dengesi, fazlasıyla Filistinlilerin lehine değişmiştir.
Kendini asla mağlup edilmeyecek bir ordu olarak tanıtan
Siyonist ordusu, 3 günlük, 22 günlük ve 8 günlük savaşlar yaşadıktan sonra
zaferin rengini asla görmeyecek bir ordu haline gelmiştir.
Bu rejimin siyasi durumu, iki yılda 4 seçime mecbur
kalmıştır ve güvenlik durumu sürekli olarak başarısızlığa uğramaktadır ve
Yahudilerin ters yönde bir göçe olan isteği bu iddialı rejimin skandalı
olmuştur.
Birkaç Arap ülkesinin yardımıyla ABD destekli normalleşme
girişimi, onların zayıflıklarının bir işaretidir.
Bunlar, onlarca yıl önce de Mısır ile ilişki kurdular. O
zamandan beri bu rejim çok daha savunmasız hale geldi. Şimdi birkaç zayıf ve
aşağılanmış ülke ile ilişki kurmak bu rejime yardımcı olabilir mi?
Elbette bu gerçekler başkalarının ağır görevini de
unutturmamalıdır. Müslüman ve Hıristiyan alimler normalleşmeyi haram ilan
etmeli ve aydınlar ve özgürler, Filistin’in sırtına bir hançer olan bu ihanetin
sonuçlarını herkese anlatmalıdır.
Buna karşılık, işgalci rejimin gerilemesi ve düşüşü ve
Direniş Cephesinin yeteneklerinin, savunma ve askeri gücünün artması,
Mücahidlerin etkili silahları, özgüvenleri ve gençlerin bilincinin artması ve
direnişin Filistin’de ve ötesinde yayılması, son dönemde Mescid-i Aksa’yı
savunmak için yaşanan ayaklanma ve Filistin halkının mücadelesi ve onlara
yapılan zulmün dünyanın birçok yerinde kamuoyuna eş zamanlı yansıması, parlak
bir geleceği müjdeliyor.
İran İslam Cumhuriyeti tarafından BM belgelerinde kaydedilen
Filistin mücadelesinin mantığı da çok etkileyicidir. Bu belgelere dayanarak,
Filistinli mücahitler, tüm Filistin sakinleri ve bölgenin asıl halkı tarafından
bir referandum düzenleyebilirler. Bu referandum, ülkenin siyasi sistemini
belirleyecek ve yerinden edilmiş olanlar da dahil olmak üzere her etnik köken
ve dinin ana sakinleri buna katılacaklardır ve bu siyasi sistem yerinden
edilmişleri geri getirecek ve yabancı yerleşimcilerin kaderini belirleyecektir.
Bu, dünyada kabul gören hâkim demokrasiye dayanır ve hiç kimse onun
ilerlemesine zarar veremez.
Filistinli mücahitler, Siyonist rejimin bu taleplerini kabul
etmeye mecbur kalması için bu rejime karşı meşru ve ahlaki mücadelelerine güçlü
bir şekilde devam etmelidir.
Allah’ın adıyla ileriye doğru hareket edin ve unutmayın,
“Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder.”
Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.”
