İsrail, Lübnan’da “İkinci Bir Gazze” Oluşturmanın Peşinde

Arap dünyasının tanınmış analistlerinden biri, İsrail rejiminin Lübnan’ı ikinci bir Gazze’ye dönüştürmek istediğine inanıyor. Ancak şu anda Lübnan toplumu birleşiyor ve tüm kesimlerin direnişe olan desteği artıyor. Tarih İsrail rejimi için tekerrür edecek ve bu rejim Lübnan’dan çıkarılacaktır.

Arap dünyasının ünlü analisti Abdulbari Atvan, YouTube’daki “Sout” kanalına verdiği mülakatın bir bölümünde, “İsrail rejimi neden Lübnan’da cinayetler işliyor ve Müslümanların tarihi mirasını yok ediyor?” sorusunu gündeme getirerek şunları söyledi:

“Bu belki de Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri‘ye verilen bir mesajdır. Bu mesajla ona ‘Lübnan’ı yıkabiliriz’ demek istiyorlar. Çünkü Nebih Berri, Güney Lübnan’ın işgalden kurtarılmasının yıldönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada oldukça dikkat çeken ifadeler kullandı. Lübnanlıların 2000 yılında topraklarını savunmasını ‘Küçük Cihad’ olarak niteledi; şimdi ise Lübnan’ın egemenliğini korumayı ve her türlü işgale son vermeyi ‘Büyük Cihad’ olarak tanımladı. Bu çok güçlü bir konuşmaydı. Bu nedenle işgalci rejim, Lübnan’ın tarihi mirasına ve tarihi eserlerine saldırarak Nebih Berri’ye; senin doğum yerini, seçim bölgeni ve Şii Emel Hareketi’nin en temel kalesini hedef alıyoruz mesajı veriyor. Sur şehrine yapılan saldırı, aslında milyonlarca Lübnanlıya göre ‘Lübnan’ın akil insanlarının lideri’ sayılan Nebih Berri’ye yapılan bir saldırıdır. Lübnan’da hükümetin kurulmasını sağlayan onun sağduyusu olmuştur. Hizbullah’ı Lübnan hükümetini tanımaya ikna eden de odur.”

Atvan, açıklamasının bir diğer bölümünde, Pentagon’da üç Lübnanlı, üç İsrailli ve üç Amerikalı subayın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya değinerek şöyle devam etti:

“Bu toplantının Pentagon’da düzenlenmesi, askeri müzakerelerin devam ettiğini ve askeri çatışmaların müzakere masasına taşındığını göstermektedir. Görünüşe göre bu müzakerelerle Hizbullah silahsızlandırılmaya çalışılıyor. İsrail rejimi ve ABD, Lübnan ordusunu Hizbullah’ı silahsızlandırmak için harekete geçmeye zorlamak istiyor. Bu bir İsrail planıdır. Amacın sınırların belirlenmesi olduğu söyleniyor; oysa bu doğru değil. Sınırlar geçmişte çizilmiştir, yeniden belirlenmesine veya askeri heyetlere ihtiyaç yoktur.”

Lübnan’ın güvenliğini sağlamak için kararları Lübnanlıların kendisinin alması gerektiğini ve bu hususta Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına gerek olmadığını belirten Atvan; “İsrail rejiminin saldırıları nedeniyle bugüne kadar 3 bin 500’den fazla insan şehit oldu, 10 binden fazlası ise yaralandı. Lübnan hükümeti, Lübnanlıları bu tür saldırılara karşı korumalıdır. Bu tür müzakerelere son vermeli, İsrail rejiminden kuvvetlerini Lübnan’dan çekmesini ve saldırılarını durdurmasını talep etmelidir. Herkes barıştan yanadır; ateşkes anlaşmalarını yok sayan ise İsrail rejimidir. Dolayısıyla böyle bir düşmanın dizginlenmesi gerekir,” dedi.

Atvan şunları vurguladı:

“İsrail rejiminin saldırılarına karşı Lübnan’ı savunan Hizbullah’ı silahsızlandırmak akılkârı değildir ve bu konuda hiçbir müzakere yapılmamalıdır. Lübnan’a yönelik saldırılar derhal son bulmalıdır. Lübnan içinde koordinasyonu sağlamak ve İsrail rejimine karşı güç uygulamak amacıyla müzakereler yürütülmelidir. Lübnan’ın güvenliğine ve egemenliğine saygı duyulmadığı sürece barış ve uzlaşı müzakerelerinin bir anlamı yoktur. İsrail rejiminin Lübnan’a saldırıları arttıkça halkın direnişe olan eğilimi de güçleniyor ve insanlar ‘İsrail rejimi neden Lübnan’ı bombalamalı?’ diye soruyor.”

Sınır yakınlarında insansız bir tampon bölge oluşturma çabalarına da değinen ünlü Arap analist, şunları kaydetti:

“Bu, İsrail’in yayılmacı bir planıdır. İsrail rejimi bu bölgeyi ikinci bir Gazze’ye dönüştürmek istiyor. Netanyahu, ‘Gazze Şeridi’nin %70’ini kontrolümüz altına almalıyız’ açıklamasını yapmıştı. Bu strateji şimdi Lübnan’da da izleniyor. Gazze’de toplu katliamlara ve insanları aç bırakmaya başvurarak ilerlediler; şimdi bu stratejiyi Lübnan’da uygulamak istiyorlar.”

Atvan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Lübnan’da askeri üs kuruyorlar. İsrail rejimi Lübnan’a nüfuz ediyor ve bu nüfuz diplomasi ile askeri yöntemlerle engellenmelidir. Şu an Lübnan toplumu birleşme sürecindedir ve tüm kesimlerin direnişe olan desteği artmaktadır. Sünniler bile İsrail rejiminin Gazze’deki cinayetlerini ve bunun Lübnan’da tekrarlanışını görerek direnişi destekliyor. Lübnan’ın onurlu Hristiyanları da İsrail rejiminin işgal politikasından öfkelidir. Lübnan Dürzi lideri Velid Canbolat da İsrail rejiminin Lübnan’ı yıkmak istediğini ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi. Lübnan Özgür Yurtsever Akımı Lideri Cibran Basil de Lübnan’da kimliğin yok edilmesine ve soykırıma son verilmesi gerektiğini belirtti.”

“Rai Al-Youm” gazetesinin genel yayın yönetmeni Atvan, konuşmasının son bölümünde ise şu değerlendirmede bulundu:

“Lübnan şu anda 2000 yılı öncesindeki koşulları yaşamaktadır. Tarih İsrail rejimi için tekerrür edecek ve bu rejim Lübnan’dan sökülüp atılacaktır. Lübnan, bundan sonra direnişi Siyonistlerin pençesinden kurtulmanın tek yolu olarak görecektir.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın