Komşularla ‘60 Km’ Sorun!

rasthaber
Rasthaber –   Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Irak’ta 60 kilometreye inen ve
buradan Suriye’ye geçerek Hatay’a kadar uzanan bir ‘huzur hattı’ kurulmasını”
istedi (AA, 16.1.2024)

Baştan belirtelim: 60 km derinlikteki “huzur hattı”, terörle
mücadelede kesin sonuç getirmez, tersine komşularla ilişkileri çıkmaza sokarak
“huzursuzluk hattı”na dönüşür. Çünkü:

JEOPOLİTİK İLE KOLEKTİF GÜVENLİK FARKI

Erdoğan’ın “terörü kaynağında kurutma” dediği ve 2016’dan
beri uygulanan strateji, “kolektif güvenlik” yerine “jeopolitik” yöntemle
uygulandığı için gittikçe çıkmaza giriyor.

Daha önce bu köşede birkaç kez açıkladığımız gibi bu iki
yöntem, birbirine zıttır.

Jeopolitiğin bugünkü halini alması, Alman Friedrich
Ratzel’in onu 1897’de Politische Geographie başlıklı çalışmasında bir yöntem
haline getirmesiyle başladı. Ortaya çıkışı, kapitalizmin emperyalizm aşamasının
doğumundadır. Çünkü 19. yüzyılın sonunda gelişmiş kapitalist devletler
emperyalist hedeflerine uygun olarak yayılmak, sömürgeler kurmak, sınırlarının
ötesine müdahale etmek, rakiplerini ve komşularını istikrarsızlaştırmak
istiyordu. Jeopolitik işte bunu sağlamaya uygundu. Alman emperyalizminin “yaşam
alanı” ve ABD emperyalizminin “tehdidi kaynağında yok etme” diye sunduğu
stratejiler, jeopolitiğin tipik uygulamalarıdır.

“Kolektif güvenlik” ya da “aktif kolektivizm” ise sorunları
komşularla çözme modelidir. Atatürk, dünyayı “emperyalistler ve mazlum milletler”
diye çözümlemişti. Bunun sonucu olarak da “tam bağımsızlık” ve “Yurtta barış,
dünyada barış” hedeflerini ortaya koymuştu. Bu hedeflerin gereği olarak
“kolektif güvenlik” modelini uyguladı. Yurttaki barış ile komşulardaki barış
arasında birbirini besleyen ve destekleyen diyalektik bir ilişki kuran bu
model, komşuların barış içinde olmasına özen gösteriyordu. Atatürk bu modelle
Türkiye’nin etrafında barış ve güvenlik kuşakları inşa etti.

30 KM OLMADI, 60 KM YAPALIM

İktidar başından beri “küresel düzenin altında alt bölgesel
düzen kurma” hedefine sahip. Bu nedenle sık sık “Misakı Milli” vurgusu yaparak
“alınamamış yerleri alma” amaçlarını ortaya koyuyor. Bunun için de “Lozan
hezimettir” diyor.

İktidar bu hedefine ulaşmak için önce “Türkiye’yi Kürtlerle
genişletme” stratejisini izledi. Bu elbette mümkün değildi çünkü Kürt
örgütlerini bu coğrafyada değerlendirme projesinin daha büyük bir sahibi vardı:
ABD.

İktidar bu nedenle Suriye’de “nüfuz alanları” oluşturma
stratejisi izlemeye başladı. Araç ÖSO’ydu. Irak’ta ise “terörü kaynağında yok
etme” stratejisine geçti. İktidar bunları kamuoyunda “Ankara’nın güvenliği
Afrin’den, Afrin’in güvenliği İdlib’den, İskenderun’un güvenliği Kıbrıs’tan,
Kıbrıs’ın güvenliği Libya’dan başlar” diyerek savundu. Tüm bu stratejiler
jeopolitikçiydi.

Nitekim jeopolitikçilik hep “daha” sonucunu doğurur,
pratikte de öyle oldu: Sınırın güvenliği komşunun topraklarından 5 km
derinlikte başlar, o 5 km’deki hat 30 km derinlikte savunulur, 30 km’deki
kalıcı üsler de 60 km’deki huzur hattından korunur! Ancak bu yöntemin bir sonu
yoktur. Yarın da 60 km’yi 100 km derinlikten koruma ihtiyacına dönüşür. Dahası
bu jeopolitikçi anlayış, kaçınılmaz olarak ülkemizi komşularla savaşa götürür.

60 KM DE YETMEZ, 100 KM İSTENİR

Oysa Atatürk’ün “kolektif güvenlik” anlayışı ile terörü,
yine kaynağında ama komşularla işbirliği içinde yok edebilmek mümkündür.

Kaldı ki terör başta tüm sorunların kaynağı, ABD
emperyalizminin bölgemizdeki varlığıdır. ABD askeri varlığını bu coğrafyadan
kovabilmek, sorunlara kesin çözümdür. Ve bugün, düne göre bunu sağlayabilmek
daha kolaydır. Ankara komşu topraklarında komşuya rağmen “huzur hattı”nı değil,
komşularıyla birlikte “huzur bölgesi”ni hedeflemelidir.
Ankara-Şam-Bağdat-Tahran işbirliği “tüm terör örgütlerinin” yok edilmesini
sağlar./  Mehmet Ali Güller /Cumhuriyet

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın