günlerde bazı çevreler tarafından yeniden alevlendirilmeye çalışılan mezhepsel
kavgaya en güzel cevap araştırma raporundan geldi. UGSAM, hazırladığı son
raporunda, her iki ülkenin mezhep ayrılığı ile mücadele etmeleri gerektiğinin
altı çizilirken, bunun ümmetin birlikteliği açısından oldukça önemli olduğu
belirtildi.
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) bünyesindeki Uluslararası
Gençlik Strateji Araştırma Merkezi (UGSAM) son dönemlerde kimi çevreler
tarafından yeniden kaşınmaya başlayan mezhep tartışmaları ile ilgili
hazırladığı “Son Dönemde Türkiye-İran İlişkilerinin Seyri” raporunda dikkat
çeken değerlendirmelerde bulunuldu. İki ülkenin dış politika anlayışlarının
analiz edilmesi ile başlanan raporda, “Her iki ülke için hayati öneme sahip
olan bu ilişkilerin durgunluğunu sürdürebileceği şüphe konusudur. Çünkü aynı
coğrafyada birbiriyle sınırdaş olan iki ülke de bölgesel hatta küresel anlamda
etkinliğini artırma çabasındadır. Buna Osmanlı ve Safevi Devletleri arasında
yıllar süren güç mücadelesi de bir anlamda tanıklık eder. Kısacası bölge iki
devlete dar gelmiştir” değerlendirmesinde bulunuldu.
SİYONİST İŞGAL İKİ ÜLKEYİ YAKINLAŞTIRMIŞTIR
Siyonist İsrail’in Filistin’e işgal girişimlerinin Türkiye
ile İran’ı birbirlerine yaklaştıran önemli bir etken olduğuna dikkat çekilen
raporda, “Her ne kadar Türkiye, Filistin konusunda İsrail ile ilişkilerinden
vazgeçmeme çabasındaysa da birkaç ay önce İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz’ın
yaptığı ‘Filistin meselesinde Türkiye’nin İran ile birlikte hareket ederek
meselenin çözümünü engellediği’ açıklaması Türkiye’nin bölgedeki rolünü ortaya
koymaktadır” ifadelerine yer verildi. Türkiye-İran ilişkilerinin İslam ümmeti
açısından büyük önem arz kaydettiği belirtilen raporda, “Türkiye ve İran’ın
ilişkileri aslında İslam dünyasının mezhep ayrılığı ile doğrudan bağlantılıdır.
Türkiye Sünnilerin bir temsilcisi, İran da Şiilerin temsilcisi olarak ikili
ilişkileri olumlu bir yönde geliştirdikleri ve bunun ardından mezhep ayrılığı ile
mücadele ettikleri takdirde ümmetin birliği açısından oldukça ümit verici
gelişmeler yaşanacaktır” denildi.
ÜMMET BAZINDA İRAN ALGISINDA BİR DEĞİŞİKLİĞE İHTİYAÇ
VARDIR
Türkiye ve diğer Sünni ülkelerin kamuoylarındaki İran
algısının mezhep kavgasının ortadan kaldırılması konusunda önemli olduğunun
vurgulandığı raporun sonunda şunlar kaydedildi: “Söz konusu algı nedeniyle
Şiilerin merkezi durumundaki İran’a mezhep dolayısıyla olumsuz duygular
beslendiği doğrudur. Bu duygulardan dolayıdır ki ‘İrancı’ kavramı Sünni
Müslümanların literatürüne yerleşmiştir. Bu algılar ve bunlardan dolayı oluşan
duygular, kamuoyu için bir bahane konumundadır. Çünkü İslam Devrimi’nden önce
İran’ın Şii olması kimse tarafından umursanmamıştır. Etnisitenin de burada
büyük bir ehemmiyeti yoktur. İran topraklarındaki Türk nüfusunun çokluğu
bilinmektedir. Bu yüzden ümmet bazında İran algısının bir değişime ihtiyacı
vardır. Kısacası ümmetin birliğine en büyük engel olarak öne çıkan mezhep
kavgasının yegâne çözümü, hem Türkiye’nin hem de diğer İslâm ülkelerinin
İran’la olan siyasi ve kültürel ilişkilerini bir kez daha gözden geçirmesinde
yatmaktadır.”
milligazete
