Milletten Iban İstemesi Gereken İktidar Iban Gönderdi

rasthaber
Rasthaber –  Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gündeme
ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Millet ekonomik sıkıntılarla boğuşurken iktidarın ise
yaşanan ekonomik sıkıntıyı maskelemenin derdinde olduğunu ifade eden Saadet
Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye’nin ekonomik açıdan
durumunun hiç iç açıcı olmadığını belirtti. Türkiye’nin brüt dış borç stokunun
450 milyar dolar olduğunu aktaran Karamollaoğlu, “Türkiye’nin kredisi kalmadığı
için bunu normal bir yolla tedarik etmek mümkün değil. Yol IMF’yi gösteriyor
ama IMF’ye gidemiyorlar. IMF’nin en tehlikeli yanı bir ülkeye el uzattığı zaman
o ülkenin bütün politikalarını kendi belirlemesidir” dedi.

CAMİLERİN AÇILMASI ELE ALINMALI

Salgın sürecinin sonuna yaklaşıldığını söyleyen Saadet
Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, “Mutlaka iyi bir planlamaya ihtiyaç var.
İkinci bir dalganın gelmesinden açıkçası endişe ediyoruz. İktidarın kendi şahsi
görüşü doğrultusunda değil, Bilim Kurulu tavsiyeleri yönünde karar
verilmelidir. AVM’lerin açılması önemli ama adalet mekanizmasının açılması da
bir o kadar önemli. Bu sebeple adliyeler açılmalıdır. Camilerin açılması da
dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır. Uzun zamandır ezanları dinliyoruz ama
camide namaz kılamıyoruz. Özellikle Cuma namazlarını eda edememenin hüznü var
milletimizde” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gündeme
ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Partisinin Balgat Eğitim Merkezi’nde
gerçekleşen basın toplantısında konuşan Karamollaoğlu, Soma maden faciasının
üzerinden 6 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Hayatını kaybeden 301 vatandaşımıza
Allah’tan (C.C.) rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum.   Aradan 6 yıl geçmiş olmasına rağmen
ailelerin acısı hâlâ taze, hepsine tekrar sabrı cemil niyaz ediyorum. Esas olan
bu faciaların tekrar etmemesidir. Sorumlular yetkililer gerekli tedbirleri
alırsa bu faciaların önüne geçilebilir. 
Eğer önlem alınmazsa bu tür faciaların sorumluluğu direk olarak yetkili
kişilere aittir.  Öbür tarafta bakınız
İstanbul’da olası bir depremin getireceği sıkıntılar dile getiriliyor.  Bu büyük riske rağmen deprem toplanma
alanlarının ne kadar vahim olduğunu görmekteyiz.  Bu konularda da yetkililerin gerekli
tedbirleri alması gerekmektedir” dedi.

BİZE DÜŞEN UZMANLARIN TAVSİYELERİNE UYMAK

Koronavirüse karşı alınan önlemleri değerlendiren
Karamollaoğlu, vaka sayılarının azalmasının umutları arttırdığını belirterek,
“Eğer biz bu adımları atarken dikkatli olmaz ve yanlış yerlerden başlarsak o
zaman pişmanlık duymak bize fayda getirmez. 
Özellikle bugün için AVM’ler açıldı ama AVM’lerdeki açılış neye vesile
olacak onu göreceğiz.  Burada esas olan
Bilim Kurulu’nun tarafsız karar verebilmesine zemin hazırlamaktır. Bu noktada
bizlere düşen sağlık çalışanlarının ve uzmanların tavsiyelerine uymak, tedbiri
elden bırakmamaktır.  Ben sağlık
çalışanlarımıza bir kere daha huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.
Gerçekten muazzam bir gayret ortaya koydular” diye konuştu.

YOL IMF’Yİ GÖSTERİYOR AMA GİDEMİYORLAR

Ekonomide gidişatın hiç iç açıcı olmadığının altını çizen
Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Dolar 7 lirayı geçti, tekrar 7’nin altına
düştü. Ama doların 7 liranın altına düşmesi ekonominin düzeldiği manasına
gelmez. Türkiye’nin yurt dışında itibarı kalmadı, ekonomide alınan kararlar
Türkiye’nin ekonomide kendi kendine yetmeyecek bir ülke olduğunu
gösteriyor.  Türkiye’nin brüt dış borç
stoku 450 milyar dolar. 160 Milyar dolar taksidi var ödenmesi gereken.  Türkiye’nin kredisi kalmadığı için bunu
normal bir yolla tedarik etmek mümkün değil. Yol IMF’yi gösteriyor ama IMF’ye
gidemiyorlar. IMF’nin en tehlikeli yanı bir ülkeye el uzattığı zaman o ülkenin
bütün politikalarını kendi belirlemesidir. 
Kim ne derse desin bu iktidar iş başına geldiği zaman 2002 yılında yapılan
övgüleri hatırlıyoruz. O övgüler iktidarın IMF politikalarına yakın olduğunu
gösteriyor.”

BELEDİYELERİN YARDIMLARI ENGELLENİYOR, BU MANTIK DOĞRU DEĞİL

* Türkiye’nin ayağa kalkmasının yolunun kutulaşmayı ortadan
kaldırmak olduğunu belirten Karamollaoğlu, “Bugün hâlâ ‘Şehir Hastaneleri yapılmasa
salgınla baş edemezdik’ diyorsunuz. Siz bu türküyü istediğiniz kadar söyleyin,
Şehir Hastanelerinin mali yükünü neyle izah edeceksiniz? Hâlâ belediyelerin
yardımlarını engelliyorsunuz, Allah’tan korkun ya. Böyle çifte standart olur
mu? Muhalif belediyelerin hesaplarına el konuluyor. Maaşlarına ödemelerine
fırsat verilmiyor. İktidar maliyeden gidecek paralara, iller bankasından
gidecek paralara el koyuyor. Bu mantık doğru değil” ifadelerini kullandı.

RAKAMLARLA İNSANLARI KANDIRAMAZSINIZ

* İşsizliğin arttığını ancak iktidarın Mart ayının değil,
Şubat ayının rakamlarını açıkladığını belirten Karamollaoğlu, “Siz bu
rakamlarla insanları kaldıramazsanız, unutmayın bu algılar çabuk değişir.
Bakınız TÜİK’in son rakamlarını aktarmak istiyorum. Bu rakamlar ayar verilmiş
rakamlar olmasına rağmen tablo ürkütücü! Enflasyon yüzde 12, işsizlik yüzde
13,6, genç işsizlik yüzde 24,4 (Şubat Ayı). Ekonomideki kötüye gidiş tahmin
edilenin çok daha ötesinde. Biz ‘fert başı 1000 lira verilsin’ dedik gittiler
hane başı verdiler. Esnafa bankaların yolunu gösterdiler. Esnaf  yüzde 13–14 faizle kredi almaya zorlanıyor.
Esnaf zamanı gelince bu borcu nasıl ödeyecek? Bu iktidarın esnafın yanında
durması şart, bu borçların ödenebilmesi için nakdi yardım yapılması şart” dedi.

MİLLETTEN IBAN İSTEMESİ GEREKEN İKTİDAR IBAN GÖNDERDİ

Yap-işlet-devret modelinin ülkemizi büyük bir sıkıntının
içine soktuğuna vurgu yapan Karamollaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu
iktidar parayı yıllarca betona gömdü, ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyerek israfın
önünü kesmedi. Sonuç ne? Bu krizde milletten İBAN istemesi gereken iktidar
millete İBAN gönderdi. Böyle yaparsanız ekonomik problemi çözemezsiniz.  ABD’nin paketi 4 trilyon doları geçti. Biz ne
yaptık? 200 milyar liradan bahsettik nasıl kullanılacağı yönünde düzgün
projelendirme yapılmadı. Ne yazık ki bu para da yetersiz, en az 500 milyar lira
olması lazımdı.  Toplanan para ne kadar?
2 milyar liraya ancak ulaşmış.  Peki; 29
Nisan’da yap-işlet-devret projeleri kapsamında ödenen garanti tutarı ne kadar? 3.2
milyar lira! Allah’tan korkmak lazım, bu milletin parası bu kadar kolay çarçur
edilmemeli. Bakınız sadece Körfez köprüsü ve Gebze-İzmir Otobanı ödemesi 2.6
milyar lira.”

MİLLET EKONOMİK SIKINTIYLA BOĞUŞUYOR

* Millet ekonomik sıkıntılarla boğuşurken iktidarın ise
yaşanan ekonomik sıkıntıyı maskelemenin derdinde olduğunun altını çizen
Karamollaoğlu, “Neymiş efendim, ‘askeri darbe söylentileri varmış, kenetlenmek
lazımmış!’ Sanki böyle bir şey varmış gibi televizyonlarda herkes bunu
konuşuyor. Darbe konuşularak önlenemez, darbe olma ihtimalini şahsen
görmüyorum. Birilerinin çıkıp ‘15 Temmuz’daki gibi gafil avlanmayacağız
kimlerin hakkından geleceğimizi sitemizin içinde liste yaptık’ demesi kadar
büyük bir alçaklık olmaz. İktidar bununla alakalı tek bir adım atmış
gözükmüyor. Hemen sorgulama başlatılmalı, katliamdan bahsediyoruz katliamdan…
‘Liste yaptık biz kimleri katledeceğimizi biliyoruz’ diyor. Bu ne biçim bir
insanlık? Ne yazık ki bizim savcılarımız elleri kolları bağlı bekliyor” diye
konuştu.

AVM’DEN ÖNCE ADLİYELER AÇILMALIYDI

Salgın sürecinin sonuna yaklaşıldığını söyleyen
Karamollaoğlu, “Mutlaka iyi bir planlamaya ihtiyaç var. İkinci bir dalganın
gelmesinden açıkçası endişe ediyoruz. İktidarın kendi şahsi görüşü
doğrultusunda değil, Bilim Kurulu tavsiyeleri yönünde karar verilmelidir.
AVM’lerin açılması önemli ama adalet mekanizmasının açılması da bir o kadar
önemli. Bu sebeple adliyeler açılmalıdır. Bir normalleşme varsa önce adalet
kurumunun işleyişi rayına oturtulmalıydı. Camilerin açılması da dikkatli bir
şekilde ele alınmalıdır.  Biz topluma
zarar verecek tarzda camileri doldurmanın doğurabileceği zararların ele
alınması söz konusu elbette ama tedbirler gevşerken camilerimizi içinde gerekli
tedbirler ele alınmalıdır.  Uzun zamandır
ezanları dinliyoruz ama camide namaz kılamıyoruz. Özellikle Cuma namazlarını
eda edememenin hüznü var milletimizde” dedi.

AİLEYİ KORUMAK TOPLUMU KORUMAKTIR

Son günlerde çokça tartışılan İstanbul Sözleşmesi’ne de
değinen Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Aile bizim toplumumuzun
temelidir.  Aileyi korumadan toplumun
sağlıklı bir yapıya kavuşması mümkün değildir. Aile bir erkek ve kadından
meydana gelir. Kadın ve erkek birbirinin tamamlayıcısıdır. Cinsiyetsizlik diye
bir şey yoktur. Biz kadına şiddetin karşısındayız biz öyle bir inanca sahibiz
ki; ‘cennet annelerin ayakları altındadır’ buyrulmuştur. Bu sebeple biz kadına
en büyük değeri vermek zorundayız.  Ama
siz bir sözleşme düşünün beyiyle alakalı en ufacık bir şikâyette bulunduğu takdirde
kocasının ifadesi dahi alınmıyor, evinden uzaklaştırılıyor. Buna razı gelemeyiz
bu adalet değil, bu aileyi korumaz. 
Unutmayınız aileyi korumak toplumu korumaktır.  Bu konu hassasiyetle ele alınmalıdır, kadına şiddete
izin verilmeden ailenin korunmasına mecburuz. Aileyi koruyacağız.  Ne yazık ki Macaristan ve Rusya bu konuda
bizden daha hassas davranıyor.  Kimse
toplum yapısını bozacak bir anlayışı hâkim kılmaya çalışmamalıdır.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın