odası hükümetin enerji, altyapı ve sanayi tesisleri için ‘Acil Eylem
Planlarını’ açıklanmasını istedi.
ANKA’nın haberine göre, Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı
Bülent Pala, Kimya Mühendisleri Odası Kurulu Başkanı Ali Uğurlu, Maden
Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel ve Makina Mühendisleri Odası Başkanı
Yunus Yener tarafından imzalanan ortak açıklamada şunlara yer verildi:
“Yeterli şekilde mücadele edilmediği için günlerdir
süren ve halen şu an itibarıyla 6 ilde 13 yerde etkin olan orman yangınları,
doğal varlığımız olan on binlerce hektar ormanı ve yaban hayatını yok etmiş,
büyük oranda mal ve can kaybına neden olmuş, insanlar evlerinden,
topraklarından, geçim araçlarından mahrum kalarak can derdine düşürülmüştür. 19
yıldır yönetimde bulunan siyasi kadrolar, birçok önemli toplumsal soruna çözüm
bulmak bir yana bu sorunları derinleştirmiştir. Ağırlaşan ekonomik kriz,
yoğunlaşan işsizlik, yoksulluk, pahalılık vb. sorunlarla, ülkemiz genel anlamda
bir yangın yerine dönüşmüştür. Sorunları çözme niyet ve iradesi olmayan
sıkışmış durumdaki iktidar, baskı-şiddet, yasaklamalar ve toplumu birbirine
düşman edecek uygulamalara yönelmiştir. Bu duruma son günlerdeki yangınlar da
eklenmiştir. Yangınlara halktan insanların gönüllü olarak mücadele etmeleri,
görevlilere yardım etmeleri bile yasaklanmaya çalışılmaktadır.
İklim krizinin etkileriyle, son yıllarda orman yangınları
artmıştır. Yaklaşık olarak iki haftadır ağırlıklı olarak Antalya ve Muğla’da
süren orman yangınlarını söndürme konusundaki başarısızlık, iktidarın sorumlu
ve etkin bir kriz yönetimi sergilemediğini göstermiştir. Kamunun elindeki tüm
imkanları kullanarak, yangınları büyümeden söndürme için yeterli çaba
harcamayan; yurttaşların, hayvanların, ağaçların ölümünü, insanların yerinden
yurdundan olmasını, binlerce hektar ormanın yanmasını kayıtsız seyreden,
yönetemeyen bir yönetim söz konusudur.
Son yangınlarda gündeme gelen Türk Hava Kurumu’nun yangın
söndürme uçaklarının atıl bir şekilde hangarda tutulması, bakım ve onarımdan
geçirilerek hizmete sunulmaması, yeni uçaklar almak yerine başka ülkelerden çok
daha yüksek bedellerle uçak kiralanması da acı bir gerçekliktir. Türkiye’nin
havacılık kültürünün temellerini atan ve yangın söndürme uçakları ile önemli
hizmetler vermiş olan bir kurumun fiilen tasfiyesi ve yangın mahallerindeki
halkın havadan etkili müdahale istemlerinin yerine getirilmemesi, vicdanları
ciddi bir şekilde yaralamıştır.
Yangınları söndürme çalışmalarında beceriksizlikleri
kanıtlanmış mevcut yönetim yerine, geniş yetkileri ve kapsamlı karar alma erki
olan bir Acil Durum Müdahale Yönetimi olmuş olsaydı, durum farklı olurdu.
Yangınlara, kamunun elindeki tüm yangın söndürme araç ve ekipmanlarının yanı
sıra, Emniyet ve Jandarmanın araçları, Jandarma ve TSK’nın hava ve deniz
araçları ve insan gücü ile derhal müdahale eder, yangınlar büyümeden
söndürülürdü.
Ormanlardan sorumlu Bakanın 6831 sayılı Orman Kanunu’ndan,
bu Kanunun 69.maddesi uyarınca “Orman İdaresinin orman yangınlarını
önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapmakla yükümlü
olduğundan” habersiz olduğu, sorumluluğu yerel yönetimlere atma çabasıyla
ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki bu yaklaşım yönetimin bütün kademelerinde
mevcuttur.
Yangın bölgesindeki Kemerköy Termik Santralının yangından
etkilenmemesi için yeterli çalışma yapılmayışının yanı sıra gerek santral
sahibi şirketlerin gerekse Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kamuoyuna
yeterli bilgi vermeyişi manidardır. Yörede bulunan Yeniköy ve Yatağan termik
santralları ve açık kömür stok sahalarının yangından etkilenmemesi için ne tür
çalışmalar yapıldığı konusunda kamuoyu bilgilendirilmelidir.
Uzman meslek odaları olarak, yangının termik santrallerin
kömür stoklarına sıçraması durumuna karşı gerekli önlemlerin şimdiden alınması
gerektiğini bildiriyoruz. Yangının kömür stok sahasına sıçraması durumunda,
yanmanın durdurulması için su kullanımı kontrollü yapılmalıdır. Belirli nem
oranına kadar yanma artabilecek ancak yüksek oranda su kullanılarak, stokun
soğutulmasıyla yangın durdurulabilecektir. En basit ve temel önlem olarak yığın
üzerine nemli veya sulu uçucu kül püskürtülebilir.
Açık stok sahalarında oluşan yangınlarda açığa çıkan en
temel gazlar karbon monoksit, azot oksitler, karbon dioksit ve kükürt
dioksittir. Azot oksitler ve kükürt dioksit ile çıkan duman ve nano boyutlu
partiküller astım, bronşit, diğer solunum yolu ve akciğer hastalıklarına neden
olabilecektir. As, Hg ve Se gibi toksik elementler de insan sağlığı açısından
tehdit oluşturmaktadır. Daha ağır sorunlarla karşı karşıya kalınmaması için
halen yangın riski altında olan santrallara ve kömür stok sahalarına ulaşmadan
yangının kesin olarak söndürülmesi gerekir.
Kemerköy Santral yangını gerek bu santralın gerekse diğer
santralların, sanayi kuruluşlarının, büyük altyapı tesislerinin ve inşaatı
süren Akkuyu NGS’nin yangın, deprem, su baskını vb. harici risklere karşı Acil
Durum Planlarının bulunup bulunmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu
tesisler Acil Eylem Planlarını ivedilikle kamuoyuna açıklamalıdır. Bu tür
planları bulunmayan kuruluşların gerekirse faaliyetleri durdurulmalı ve
işlevsel Acil Eylem Planlarını hazırlamaları sağlanmalıdır. Kamu adına
yetkilendirilecek AFAD veya benzeri bir kamu kuruluşu da bu tip tesislerin
bulunduğu bölgeler için Genel Acil Durum Planları hazırlamalıdır. Riskli
bölgelerde yaşayanlar bu tip olaylar için bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir.
Ülkemizde giderek belirgin hale gelen siyasi iktidarın
yönetememe krizi, bu yangınlar sürecinde bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır.
Kamu yönetiminde liyakat yerine yandaşlığın prim yaptığı, hukuk normlarından,
demokratik değerlerden uzak, tek adam rejimi sürdüğü sürece, halkımızın bu tür
felaketlerle daha sık karşı karşıya kalacağının bilinmesini isteriz. Bu
nedenlerle ülkemiz siyasi yapısının evrensel insan haklarını temel alan,
hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir yapıya kavuşturulması acil bir
gerekliliktir.”
