Lübnan siyonist rejimin tehdidi altında olduğu sürece Hizbullah’ın bağımsızlık
mücadelesinin kalbinde ve merkezinde kalacağını vurguladı.
Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah Cuma akşamı
son siyasi gelişmeler hakkında konuştu.
Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının başında, tüm
Lübnanlıların Bağımsızlık Bayramı’nı kutladı ve Allah-u Teâlâ’dan Lübnan
halkına kendi hükümetlerinin özgürlüğünü ve egemenliğini destekleme gücü
vermesini istedi.
Lübnan’ın bağımsızlığını korumalıyız
Hizbullah Genel Sekreteri şu ifadelerde bulundu:
‘Bağımsızlığın doğası hakkında her zaman tartışmalar vardır. Bağımsızlık gerçek
miydi yoksa kusurlu muydu? Ancak Lübnan’ın bağımsızlıktan sonra bir devlet
haline geldiğine şüphe yok ve bağımsızlıklarını korumak Lübnanlıların
görevidir.
Bağımsızlığı, egemenliği, özgürlüğü ve haysiyeti korumak,
devam etmesi gereken bir savaştır. Bağımsızlığı elde edebilirsiniz, ancak onu
korumanız gerekir.
Lübnan’ın bağımsızlığı eksik ise bunu gerçek bağımsızlığa
dönüştürmek gerekir.’
Seyyid Hasan Nasrallah, 2000 yılında işgal altındaki Lübnan
topraklarının kurtarılmasına atıfta bulunarak, “Bu zafer Lübnan’ın
bağımsızlığı ve egemenliği içindi” dedi.
Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin merkezinde olmaya
devam edeceğiz
Hizbullah Genel Sekreteri şunları söyledi: ‘Hala
bağımsızlık, egemenlik ve özgürlük mücadelesinin kalbinde ve merkezindeyiz ve
birçok aşamada kazandık. Önümüzde daha fazla zafer olacağına ve anavatanımıza
tartışmasız egemenlik hakkını ve gerçek özgürlüğü getireceğimiz günün
geleceğine eminiz.
Bazı ülkelerde direniş hareketlerinin, grup ve üyelerinin,
bazen de tüm hareketin terör listesinde olduğunu görüyoruz. Bu, devam eden ve
devam edecek olan bir yoldur.
Hizbullah’ı terör listesine almak, bölgedeki gelişmelerle
veya parlamento seçimleriyle bağlantılıdır.
Normalleşme yolu da dâhil olmak üzere en son batıda şahit
olduğumuz gibi birçok yola tanık oluyoruz ve direnişi destekleyen herkes için
darboğazlarda ve baskılarda bir artış görüyoruz.’
Terör listesinde olmak direnişin kararlılığını
etkilemiyor
Seyyid Hasan Narallah konuşmasına şöyle devam etti:
‘Direnişi terör listesine almanın, direnişin kararlılığı veya direnişin
bulunduğu ortamlardaki uyanıklığı üzerinde hiçbir etkisi yoktur.’
Hizbullah Genel Sekteri, Lübnan’daki koranvirüs salgınına
değinerek şunları söyledi: ‘Koronavirüse yakalananların ve bu salgın nedeniyle
hayatını kaybedenlerin sayısındaki artış tehlikeli bir konuydu ve biz bu
salgının başında bir plan açıkladık ve onu başarılı bir şekilde uyguladık ve bu
gece bu istisnai durumda bu planı %100 bir şekilde bir kez daha uygulamaya
karar verdik.’
Lübnan hükümeti döviz spekülatörlerine karşı cesur bir
tavır almalıdır
Hizbullah Genel Sekreteri, bu ülkedeki artan döviz
fiyatlarının durumuna atıfta bulunarak şunları söyledi: ‘Hükümet, spekülatörlere
ve döviz fiyatıyla oynayanlara karşı cesur bir tavır almalı ve ulus da
hükümetin yanında durmalıdır.’
Nasrallah konuşmasında, Beyrut limanındaki patlamayı
soruşturma sürecini eleştirdi ve bu sürecin gerçeğin ortaya çıkmasına yol
açmayacağını söyledi.
Seyyid Hasan Nasrallah ayrıca, çok sayıda Lübnanlının şehit
olduğu ve yaralandığı el-Tayuna’da protestoculara yönelik saldırı olayının
soruşturma sürecini eleştirdi ve şunları söyledi: ‘Siyasi grupların bu davayla
ilgili yargıçlara yaptığı baskı şehitlere, yaralılara ve ailelerine
saygısızlıktır.’
Hizbullah Genel Sekreteri, siyasi grupların bu davada
yargıçlar üzerindeki baskısının, kurbanların ailelerinin kendilerinin kan
davasını almalarına neden olacağı konusunda uyardı.
Seyyid Hasan Nasrallah sözlerine şöyle devam etti:
‘El-Tayuna cinayetinin üzerinden kırk gün geçti ve şehitlerin aileleri
geçtiğimiz günlerde “Lübnan Güçleri’nin” silahlı kişileri tarafından
el-Tayuna’da şehit edilen yakınlarının 40’ı için merasim düzenledi.’
Nasrallah, bu ülkedeki akaryakıt krizine de değinerek
şunları söyledi:’ Kontrol noktalarındaki aşağılayıcı kuyruklar, karaborsa ve
akaryakıt eksikliği karşısında, durum aynı kalırsa, durumu iyileştirmek için
benzin ve motorin almak için İran’a döneceğimizi açıkladık.’
Halkın acısını azaltmak için İran’dan yakıt ithal ettik
Hizbullah Genel Sekreteri şu ifadelerde bulundu: ‘Benzin ve
motorin şu anda piyasada mevcut ve bu konuda bir kuyruk yok. Bunu insanların
mağduriyetini azaltmak için yaptık.
Lübnan’ın petrol türevleri şirketlerini değiştirmek
istemiyoruz, istediğimiz şey, Lübnan krizini azaltmaya katkıda bulunmaktı.
ABD’nin hükümet üzerindeki baskısı, bizi tüm zorluklara
rağmen Suriye’den dizel getirme seçeneğine yönlendirdi.
Onlarca akaryakıt tankerini Baniyas’tan (Suriye) Baalbek’e
(Lübnan) taşıdık, bu yani 250 kilometre anlamına gelmektedir ama tankerler
(İran) el-Zahrani veya Trablus’a gelseydi durum daha iyi olurdu.
Motorin ithalatına yönelik projemizin ilk etabı Eylül’de
başlayıp Kasım’da bitti, ikinci etabı ise önümüzdeki günlerde başlayacak.
Geçtiğimiz iki ayda 80 huzurevi ve yetimhaneye, su kuyusu
kurmaları için 320 belediyeye ve 22 devlet hastanesine ve 71 itfaiyeye mazot
yardımı yaptık.’
İran’dan ithal edilen yakıt Lübnan ulusal para biriminde
satılmaktadır
Hizbullah Genel Sekreteri sözlerine şöyle devam etti:
‘Lübnanlı hanelere bir varil mazot resmi fiyatı olan bir milyon liranın altında
satılacak. Ödeme lira olacak ve bu projeden yüz binlerce Lübnanlı ailenin
faydalanacağını tahmin ediyoruz.
Önümüzdeki günlerde bir gemi daha gelecek ve yavaş yavaş
işbirliği yapmak istiyoruz, çünkü tüm amacımız insanların acılarını
hafifletmek. Hanelerin ihtiyaç duyduğu yakıtın büyük bir kısmı Lübnan
topraklarına girdi, bir kısmı da Suriye rezervlerinde bulunuyor ve bu da yine
aktarılacak.’
Hizbullah’a yönelik saldırılar son aylarda yoğunlaştı
Seyyid Hasan Nasrallah şunları söyledi: ‘Geçtiğimiz
haftalarda ve aylarda Hizbullah’a karşı yeni olmayan büyük bir saldırı oldu,
ancak yeni olan şey, bu saldırıların yoğunluğuydu.’
Nasrallah, son haftalarda Hizbullah’a karşı yayınlanan
belgeleri “sahte” olarak nitelendirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Bu
sahtekârlığı yapan kişi profesyonel ve Lübnanlı biri değildi ve bu belgelerin
içeriği çok utanmazcaydı.
Bazılarının bu sahte belgelerden alıntı yapması üzücüdür.’
