Pandemiyi Bitirmenin Önündeki Engel: Küresel Aşı Adaletsizliği

rasthaber
Rasthaber –  Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Basın Sözcüsü Tarik Jasarevic,
Kovid-19 salgınının geleceği hakkında DSÖ’in oynadığı rolü ve aşı erişimindeki
eşitsizliği değerlendirerek :

“Salgın her yerde bitene kadar hiçbir yerde bitmeyecek.
Aşılara erişimdeki şok edici küresel eşitsizlik, pandemiyi sona erdirmenin en
büyük risklerinden biri olmaya devam ediyor” dedi. Küresel aşılamayı, ilk
başta en zenginlerin erişebildiği ve fiyatın zamanla ama kademeli olarak
düşerek en yoksulların yararlandığı ‘damlama etkisine’ (Trickle-down) benzeten
Jasarevic “Damlama etkisiyle aşılama, ölümcül bir solunum virüsüyle
savaşmak için etkili bir strateji değildir. Halk sağlığı önlemleri ve
aşılamanın (biri ya da diğeri değil) bir kombinasyonu ile hayatları ve geçim
kaynaklarını kurtarmak, pandemiden çıkmanın tek yoludur.” ifadelerine yer
verdi.

DSÖ’nün pandemiyi bitirmek için çabaları hakkında bilgi veren
Jasarevic, ülkelerin aşı üreticileriyle ikili anlaşmalar yaptığına dikkat
çekerek “Aylar önce, hatta aşılar seri üretim sürecine girmeden önce ikili
anlaşmalar yapan asıl ‘en zengin’ ülkeler dışında, diğer bazı yüksek gelirli
ülkeler COVAX çalışmalarına kaydolan bir dizi şirketle ikili anlaşmalar yaptı.
Şirketlerin, bu ilk tedarik kısıtlamaları döneminde COVAX AMC ülkelerine (92
alt ve orta gelirli ülke) gitmiş olabilecek (aşı) partilerin tedarikini
kaçınılmaz olarak etkileyen ikili anlaşmalara öncelik verdiğini gördük. DSÖ’nün
koordineli bir küresel planı savunmasının nedeni budur” dedi. Bu hali hazırda
parça parça aşı alımlarının en çok ödeyebilene ayrıcalık tanıdığını belirten
Jasarevic, bu durumun birçok ülkenin sağlık çalışanlarını ve yüksek risk gruplarını
aşılamaya bile başlamamışken bazı popülasyonların daha genç insanları
aşılamasına yol açtığını belirtti. Jasarevic “Olağanüstü önlemler ve küresel iş
birliği gerektiren aşılara adil erişimi sağlamamız gerekiyor: ülkelerin dozları
paylaşması, C-TAP ile ilişki kuran şirketler, aşı üretimi için kritik
malzemelerin ücretsiz ihracatına izin verilmesi, teknoloji paylaşımı ve bilgi
üretimi aşılara eşit erişimin sağlanmasında kritik olacaktır” dedi.

 ‘Sürü bağışıklığı’
hakkında bilgi veren DSÖ Sözcüsü, “Nüfus bağışıklığı olarak da bilinen
‘sürü bağışıklığı’, bir popülasyonun aşılama yoluyla bağışık olduğu veya önceki
enfeksiyon yoluyla geliştirilen bağışıklık kazandığında meydana gelen bulaşıcı
bir hastalığa karşı dolaylı korumadır” ifadelerine ek olarak DSÖ’ün aşılama
yoluyla ‘sürü bağışıklığına’ ulaşmayı desteklediğini belirtti.

Gereksiz vakalara ve ölümlere neden olacağından, bir
hastalığın nüfusun herhangi bir kesimine yayılmasına izin verilmemesi
gerektiğini ifade eden Jasarevic sözlerine şöyle devam etti:

“Koronavirüse karşı sürü bağışıklığı, insanları hastalığa
neden olan patojene maruz bırakarak değil, aşılama yoluyla koruyarak elde
edilmelidir. Aşılar, tıpkı bir hastalığa maruz kaldığımızda olduğu gibi,
‘antikorlar’ olarak bilinen hastalıklarla savaşan proteinler oluşturmak için
bağışıklık sistemlerimizi eğitir, ancak- en önemlisi – aşılar bizi hasta
etmeden çalışır. Aşılanmış kişiler, söz konusu hastalığa yakalanmaktan ve
herhangi bir bulaşma zincirini kırarak patojeni bulaştırmaktan
korunurlar.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın