Rand Corporation’ın Türkiye Raporu

rasthaber
Rasthaber –  ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) yakınlığıyla bilinen
Rand Corporation’ın Türkiye’ye yönelik yeni raporu Türkiye’nin ABD, Avrupa,
Rusya, İsrail, İran gibi ülkelerle ilişkilerine dair önemli başlıklar
barındırıyor.

“Türkiye’nin milliyetçi rotası” başlığını taşıyan raporda
hala güçlü bir NATO müttefiki olan Türkiye’nin Ortadoğu’da, Basra Körfezi’nde,
Kafkaslar’da ve Orta Asya’da daha büyük bir rol oynamaya çalıştığı ve olayları
etkilemeye yönelik ciddi bir kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.

Suriye’deki gelişmelere ve Kürt sorununa dair ABD ve Türkiye
arasında fikir ayrılıklarının yaşanmasının, Türkiye’nin komşularıyla yaşadığı
gerginliklerin, terör tehdidinin artmasının ve Türkiye siyasetinin
otoriterleşmesine yönelik ABD’nin duyduğu kaygıların bir bütün olarak iki
ülkenin ortak hareket etmesini sınırladığı ve karşılıklı güveni zedelediği öne
sürülüyor.

Raporun “Türkiye bir yol ayrımında” başlığını taşıyan ikinci
bölümünde, Türkiye’nin son dönemde ciddi siyasi ve sosyal karışıklıklar
deneyimlemesinin yanı sıra ülkede yönetsel açıdan da temel bir takım
değişikliklerin yapıldığı öne sürülüyor. Mevcut eğilimlerinin devam etmesi
ihtimalinin Türk dış politikasının ve savunma politikalarının çeşitli
düzeylerde ABD’nin ve diğer NATO ülkelerinin çıkarlarıyla çelişmesine neden
olacağı varsayımında bulunuluyor.

Raporda sonuç olarak Türkiye’nin zor ve zaman zaman
tereddütlü bir ABD ve NATO müttefiki olmaya devam edeceği fakat NATO
görevlerine sadık kalmaya devam edeceği tahmininde bulunuyor. Öte yandan
muhalefet liderinin veya koalisyonunun 2023’ten sonra Erdoğan’ı mağlup
edebileceği ve Türkiye’nin Batı’yla daha uyumlu güvenlik politikası ve dış
politika izleyebileceği ifade ediliyor.

Uluslararası açıdan genellikle değişken koalisyonlar kurduğu
belirtilen Türkiye’nin Avrupa ve ABD’yle tansiyonun kırılma noktasına ulaştığı
durumda, resmen NATO’dan ayrılarak Avrasya ve Ortadoğu’da çeşitli ortaklıklar
arayabileceği ifade ediliyor. Raporun Türkiye’nin dış ilişkilerini
değerlendiren bölümlerinden öne çıkanlar ana başlıklarıyla şöyle:

İran-Türkiye ilişkileri gerilimlere gebe: Suriye savaşı iki
ülke arasında ciddi ayrım yarattı ancak son dönemde Esad rejiminin görünüşte
mutlak bir zafere yaklaşması ve Türkiye’nin PKK’ya ve Suriye’nin kuzeyinde
özerk bir Kürt bölgesine dair artan endişesinin gerilimi yumuşattı. Ayrıca
genişleyen İran ekonomisi ve Türkiye’nin komşularının enerji kaynaklarına
yönelik ilgisi ilişkileri iyileştirmede yardımcı olacak. Ancak iki ülke
ilişkileri gelecek gerilimlere gebe ve ilerde daha iyi tanımlanabilir. Türkiye
kendisini pek çoğu Şii olan Türkmenlerin koruyucusu olarak görürken, Irak’ın
kuzeyindeki İran etkisinden rahatsızlık duyuyor. Öte yandan, Arap devletleri
için Türkiye, İran’a karşı oluşturulan “Sünni denge”de daha önemli
bir hale geldi. İran’ın Irak’ta ve Suriye’de etkisini artırmasının ve Bağdat’ta
Sünni rejiminin devrilmesinin de bunda payı var. Ancak Ankara, bu bağlamda Arap
devletlerinin isteklerini her zaman karşılamıyor.

İsrail’le derin ayrılıklar: İki ülke bölgesel konularda
derin ayrılıklar yaşıyor. Bunlar arasında İsrail’in Filistin’e yönelik
uygulamaları, Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı ve Suriye’nin savaş sonrası
mahiyeti yer alıyor. Binyamin Netanyahu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın arasında
derin bir güvensizlik var.

Türkiye-Rusya ilişkileri açısından yeni bir paradigmanın
oluştuğunu düşünmek için henüz erken: Rusya-Türkiye ilişkisine dair 5 ana
başlık kapsamında (karşılıklı ticaretin ve enerji bağının genişlemesi, Batılı
kurumların zayıflatılması, otoriterliğin desteklenmesi, bölgesel özerkliğin
Karadeniz bölgesinde korunması ve Ortadoğu’da etkinin artması) bazı faktörler
iki ülkeyi yakınlaştırmaya devam etse de, ilerleyen dönemde önemli
uyuşmazlıklar ve çıkar çatışmaları yaşanabilir. Türkiye-Rusya ilişkilerine dair
yeni bir paradigmanın oluştuğunu düşünmek için henüz çok erken.

AB’yle ilişkiler ticaret, terörle mücadele ve göç başlığında
yoğunlaşacak: Bir süredir devam eden gerilimli AB-Türkiye ilişkileri dar
anlamda daha çok serbest ticarete, göç başlığına ve terörle mücadeleye
yoğunlaşacak.

Uluslararası açıdan genellikle değişken koalisyonlar kurduğu
iddia edilen Türkiye’nin Avrupa ve ABD’yle tansiyonun kırılma noktasına
ulaştığı durumda, resmen NATO’dan ayrılarak Avrasya ve Ortadoğu’da çeşitli
ortaklıklar arayabileceği öne sürüldü.

Kaynak: Independent Türkçe

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın