Rusya’nın Ensarullah ile İlişkileri

Bin Selman’ın Zelenski hükümetiyle güvenlik alanındaki iş birlikleriyle eş zamanlı olarak Moskova da Ensarullah ile etkileşim yolunu seçmiş durumda.

Yemen’deki son gelişmeler, Ensarullah’ın bölgesel ve uluslararası denklemlerdeki konumunu her zamankinden daha belirgin hale getirdi. Bu hareketin Yemen’in batı kıyılarındaki tam kontrolü ve Babülmendep üzerindeki etkisini artırma kapasitesi, Yemen’deki gelişmelerin artık sadece Yemenli güçler ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. Artık Yemen durumundaki herhangi bir değişim Kızıldeniz güvenliğini, küresel ticareti, enerji ihracatını ve büyük güçlerin hesaplarını etkileyebilir. Bu süreçte Rusya’nın tutumu da Moskova’nın Riyad ve Sana ile eş zamanlı yürüttüğü ilişkiler sebebiyle önem kazanmaktadır.

Rusya politikası incelenmeden önce Ensarullah’ın konumunun önemi dikkate alınmalıdır. Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dünyanın en önemli deniz boğazlarından biridir. ABD Enerji Bilgi Yönetimi (EIA) verilerine göre, 2025’in ilk yarısında Babülmendep’ten günde yaklaşık 4,2 milyon varil ham petrol ve petrol ürünleri geçmiştir. Bu miktar 2023 seviyesinin yaklaşık yarısı olsa da, bu rotanın küresel enerji ticaretindeki yüksek önemini hâlen göstermektedir.

Böyle bir coğrafyada Ensarullah’ın kapasitesinin artması, dünyanın en önemli ulaşım hatlarından birinde bir Direniş aktörünün özgül ağırlığının artması anlamına gelir. Chatham House’un Eylül 2026 tarihli Yemen’in batı kıyısındaki gelişmelere ilişkin raporu da El-Moha ve Babülmendep çevresindeki bölgelerin kontrolünün Ensarullah’ın Kızıldeniz denklemlerindeki konumunu güçlendirdiğini vurgulamaktadır. Bu gelişmenin önemi, Ensarullah’ın çevre üzerindeki etkisini sadece füze ve İHA gücüyle sağlaması değil, uluslararası bir boğazın yakınındaki coğrafi varlığını da pekiştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

İşte bu değişim, dış güçlerin Yemen konusundaki hesaplarını neden gözden geçirmek zorunda kaldığını açıklamaktadır. Rusya da bu kuralın dışında değildir. Moskova son yıllarda Ensarullah ile temaslarını artırmıştır. Uluslararası Savunma Araştırmaları Merkezi (ICDS), Rus diplomatların Ocak 2024’te Ensarullah Sözcüsü Muhammed Abdulsalam ile görüştüğünü ve taraflar arasındaki iletişimin o tarihten bu yana devam ettiğini rapor etmiştir. Aynı zamanda merkez, Rusya’nın bölgede genel olarak Ensarullah’ın doğrudan bir destekçisi olarak tanınmadığını vurgulamaktadır.

Bu ilişki sadece “dış destek” kavramıyla açıklanamaz. Ensarullah, savaş yılları boyunca siyasi ve askeri yapısını korumayı başarmış ve kararları tüm taraflar için önem taşıyan bir aktöre dönüşmüştür. Carnegie’nin Rusya’nın Yemen’deki hedeflerine ilişkin analizi bile Moskova’nın ne Ensarullah’ı kontrol edebilecek ne de onu eylemlerinden vazgeçirebilecek bir konumda olduğunu belirtmektedir. Bu nokta iki taraf arasındaki ilişkiyi anlamak açısından önemlidir; zira Rusya’nın Sana ile iletişiminin, Ensarullah’ın bağımsız karar alma ve eylem kapasitesine sahip olduğu bir ortamda şekillendiğini göstermektedir.

Öte yandan Rusya, Suudi Arabistan ile ilişkilerini de sürdürmektedir. Bu ilişki özellikle enerji alanında önem taşımakta olup, iki ülkenin OPEC+ çerçevesindeki iş birliği Moskova ile Riyad arasındaki bağların ana sütunlarından birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla mevcut kanıtlar, Rusya’nın Yemen dosyasını Suudi Arabistan ile doğrudan bir karşı karşıya gelişe dönüştürme niyetinde olduğunu göstermemektedir.

Moskova’nın bu konudaki politikası daha ziyade farklı taraflarla iletişimi korumaya odaklanmıştır; nitekim Ensarullah ile temas kurarken, Riyad destekli hükümetle de ilişkilerini sürdürmüştür. Carnegie de bu yaklaşıma değinerek Rus yetkililerin uluslararası alanda tanınan hükümet, Ensarullah ve güneyli güçlerle temas halinde kalmaya devam ettiğini yazmıştır.

Ancak Riyad ile ilişkilerin korunması, Sana ile olan ilişkinin önemini ortadan kaldırmamaktadır. Aksine Ensarullah’ın yeni coğrafi konumu, bu ilişkinin Rusya için de daha fazla önem kazanmasına yol açmıştır. Rusya, Ukrayna savaşının başlamasının ardından enerji ihracatının büyük bölümünü Avrupa pazarlarından Asya’ya kaydırmıştır. Sonuç olarak, Hint Okyanusu ve Asya’ya bağlanan deniz rotaları Rus ekonomisi için daha hayati hale gelmiştir. ABD Enerji Bilgi Yönetimi verileri, Rusya’nın 2025’in ilk yarısında ham petrol ve kondensatını Süveyş ve Babülmendep rotasından en çok geçiren ülke olduğunu göstermektedir.

Daha da önemlisi, Ensarullah’ın saldırıları sırasında Rus gemileri nadiren hedef alınmış ve Rusya’nın 2024 ile 2025’in ilk yarısında Babülmendep ve Süveyş Kanalı’ndan geçirdiği petrol hacmi 2023 yılına kıyasla büyük bir değişim göstermemiştir. Bu veri, Kızıldeniz’de güvensizliğin artmasının Rusya’nın bu rotayı kullanmayı durdurduğu veya azalttığı anlamına gelmediğini ortaya koymaktadır. Nitekim Batılı gemilerin bir kısmı Ümit Burnu rotasını seçerken, Rusya ihracatı Kızıldeniz rotasından geçmeye devam edebilmiştir.

Uluslararası Savunma Araştırmaları Merkezi’nin çalışması da Kızıldeniz’in Rusya için artan önemini farklı bir açıdan ele almaktadır. Bu çalışmaya göre, Rusya’nın Süveyş Kanalı’ndan yapılan toplam petrol transferindeki payı Ocak 2022 ile Ağustos 2024 arasında %0’ın biraz üzerindeyken yaklaşık %70’e yükselmiştir. Bu değişim esas olarak, Ukrayna savaşının başlamasından sonra Rusya ihracat rotasının Avrupa pazarlarından Asya pazarlarına kaymasının bir sonucudur. Dolayısıyla Babülmendep ve Kızıldeniz, Rusya için sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda enerjisini yeni pazarlara ulaştırma ağının bir parçası ve Rus petrol sanayisine yönelik Batı Yaptırımlarıyla mücadelede önemli bir araç sayılmaktadır.

Bu koşullar altında Suudi Arabistan ile Ukrayna arasındaki ilişkiler de Rusya çevresindeki yeni değişkenlerden birine dönüşmüştür. Zelenski, Mart 2026’da Suudi Arabistan’ı ziyaret etmiş ve Muhammed bin Selman ile görüşmeden önce iki ülkenin savunma bakanlıkları bir savunma iş birliği anlaşması imzalamıştır. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin açıklamasına göre bu anlaşma; gelecekteki sözleşmelerin, teknoloji iş birliğinin ve yatırımların zeminini hazırlamakta olup Ukrayna; füzeler ve İHA’lar dahil hava tehditleriyle mücadele alanındaki tecrübe ve teknolojisini Suudi Arabistan’ın kullanımına sunacaktır.

Bu iş birliği ilerleyen aylarda da sürdürülmüş ve güvenlik ile savunma alanındaki daha geniş boyutlara taşınmıştır. Ukrayna, İHA’larla mücadele deneyimlerini aktarmak üzere Orta Doğu ülkelerinde 220’den fazla askeri uzmanının faaliyet gösterdiğini açıklamıştır. Bu konu Rusya için şu açıdan önem taşımaktadır: Moskova’nın enerji alanındaki önemli ortaklarından biri olan Suudi Arabistan, Rusya’nın doğrudan savaş halinde olduğu bir ülkeyle güvenlik iş birliğini geliştirmektedir. Buna rağmen, sadece bu gelişmeden yola çıkarak Rusya’nın Ensarullah’a yakınlaşmasının Suudi-Ukrayna iş birliğine doğrudan bir tepki olduğu sonucuna varılamaz.

Rusya çok katmanlı bir bölgesel ortamla karşı karşıyadır. Bir taraftan Suudi Arabistan ile ilişkileri korumak enerji iş birliği ve Riyad’ın petrol pazarındaki konumu nedeniyle önemliyken, diğer taraftan Ensarullah; Yemen’in batı kıyısının bir bölümündeki kontrolü veya nüfuzuyla Kızıldeniz güvenliği üzerinde doğrudan etkiye sahip bir aktöre dönüşmüştür. Moskova bu gerçeği göz ardı edemez ve aynı zamanda Sana ile ilişkilerini korumak adına Riyad ile olan ilişkilerini feda etmek için de bir nedeni yoktur.

Buna karşılık Ensarullah da Kızıldeniz’deki tutumunu ayarlarken tüm gemilere aynı gözle bakmadığını göstermiştir. Daha önce Ensarullah’a yakın kaynaklar, Çin ve Rus gemilerinin Babülmendep’ten geçişi için muafiyet tanındığından bahsetmişti. Bu durum, Rus petrolünün Babülmendep’ten kesintisiz geçişiyle birlikte değerlendirildiğinde, Kızıldeniz’deki durumun sadece “seyrüsefer aksaması” kavramıyla açıklanamayacağını göstermektedir. Şekillenen şey, gemilerin kimliğinin, aidiyetinin ve varış noktasının önem kazandığı yeni ve ayrıştırılmış bir deniz trafiği düzenidir.

Bu açıdan Ensarullah’ın Babülmendep üzerindeki etki kapasitesi, tüm dış aktörlerin politikasını etkileyen en önemli gerçekliktir. ABD ve Avrupa artan askeri ve güvenlik maliyetleriyle karşı karşıya kalmış; Suudi Arabistan savaşın kendi sınırlarına dönmesi ve deniz rotalarının tehdit edilmesi meydan okumasıyla yüzleşmiş; Rusya ise enerji ihracatı için deniz rotalarının önemi ile bölgesel aktörlerle olan ilişkileri arasında denge kurmak zorunda kalmıştır.

Sonuç olarak, Rusya’nın Yemen karşısındaki tutumunun önemi, Yemen’in kendi değişiminden daha büyük görülmemelidir. Moskova’nın politikasını değiştiren şey, her şeyden önce Yemen sahasında yeni bir gerçekliğin ortaya çıkmasıdır. Ensarullah bugün askeri gücü, coğrafi konumu ve uluslararası seyrüseferi etkileme kapasitesini eş zamanlı olarak elinde bulunduran bir aktördür. Bu nedenle Rusya, Kızıldeniz’deki çıkarlarını korumak adına bu kapasiteyi hesaplarına dahil etmek zorundadır; tıpkı Suudi Arabistan, ABD ve Avrupa ülkelerinin de bunu göz ardı edemeyeceği gibi.

Bu perspektiften bakıldığında, Rusya ile Ensarullah arasındaki ilişki, Kızıldeniz’deki güç dengesindeki daha büyük bir değişimin parçası olarak değerlendirilmelidir. Ensarullah sadece dış güçlerin politikalarının bir konusu değil, bu politikaların kendisini şekillendiren etkenlerden biridir. Sana’nın deniz taşımacılığı hesaplarını değiştirme, hedeflediği unsurlar üzerindeki baskıyı sürdürme ve aynı zamanda Babülmendep’ten gemi geçişlerini yönetme yeteneği; bu hareketin bir Yemen aktöründen bölgesel ötesi sonuçları olan bir güce dönüşmeyi başardığını göstermektedir. Rusya, Suudi Arabistan Batı’nın Yemen politikasının analizinde odak noktası olması gereken temel gerçeklik de tam olarak bu değişimdir.

Not: bu analiz tasnimnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın