Uluslararası ilişkiler uzmanı Seyyid Rıza Sadrulhüseyni, Londra’da düzenlenen «Yahudi-Kürt» toplantısına ve İsrail rejimi ile Kürt ayrılıkçı çevrelerle bağlantılı kişilerin katılımına değinerek: “Bu toplantı, İsrail’in İran İslam Cumhuriyeti’nin çevre kapasitelerini kullanarak nüfuzunu artırma ve ülke üzerindeki baskıyı yoğunlaştırma çabaları kapsamında değerlendirilmelidir” dedi.
Son dönemde Londra’da “Kürt Yahudileri Ağı” ev sahipliğinde, yurt dışındaki Kürt aktivistler ve siyonist rejimin siyasi yapısıyla bağlantılı figürlerin katılımıyla iki günlük “Yahudi-Kürt” konferansı düzenlendi. Görüşmede siyasi ve güvenlik alanındaki iş birliğinin artırılması ve bu akımlar arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesi vurgulandı.
Toplantıda siyonist rejimdeki Kürt Yahudileri Topluluğu Başkanı Yehuda Ben-Yosef, savaş riskini göze alma ve bölgesel değişimlerin önemine dikkat çekti; bu tutum, siyonist rejimin İran çevresindeki nüfuzunu güçlendirme ve “Davut Koridoru” gibi projeleri ilerletme çabaları çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Seyyid Rıza Sadrulhüseyni, Fars Haber Ajansı muhabirine verdiği demeçte, ABD ve siyonist rejimin İran çevresindeki etnik gruplardan ve ayrılıkçı yapılardan faydalanma arayışına dikkat çekti:
“Amerikalılar, geçtiğimiz yıl İran’ın çevre coğrafyasındaki bazı etnik unsurları ve iç bağlantı noktalarını bir darbe planını ilerletmek için kullanmaya çalıştıklarını resmi olarak beyan ettiler. Donald Trump da daha sonra Amerikalıların Kürtlere sağladığı silahlar hakkında açıklamalarda bulunmuş ve bu askeri imkanları iyi kullanamadıklarını iddia etmişti; bu durum bazı Kürt çevrelerin tepkisine ve durumu reddetmelerine yol açmıştı.”
İç Bağlantılar Vasıtasıyla Darbe ve Bölünme Planı
Sadrulhüseyni sözlerine şöyle devam etti:
“Mevcut veriler, 18-19 Dey 1404 (Ocak 2026) darbe teşebbüsü döneminde, İran çevresindeki bazı etnik odakların yerel uzantılar üzerinden Amerikalıların yardımıyla bir darbe planını uygulamaya ve ülkenin çevre bölgelerinde bölünme zeminini hazırlamaya çalıştığını göstermiştir.”
İran İslam Cumhuriyeti’nin Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesine yönelik operasyonlarına değinen uzman: “İran’ın son yıllarda Irak’taki Kürt bölgesine düzenlediği saldırıların önemli bir kısmı —Bağdat hükümetinin bilgisi dahilinde— doğrudan Mossad merkezlerine ve siyonist rejime bağlı odaklara yönelikti. Geçtiğimiz iki yıl içinde gerçekleştirilen operasyonlardan birinde, son derece korunaklı kale benzeri bir binada bulunan üst düzey bir Mossad yetkilisi, terörist ve ayrılıkçı grup üyeleriyle birlikte etkisiz hale getirildi” şeklinde konuştu.
Siyonist Rejim İran Çevresindeki Kapasiteleri Kullanmak İstiyor
Sadrulhüseyni, bu konunun uzun süredir İran istihbarat ve medya organlarının takibinde olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Siyonist rejimin Tel Aviv, Londra ve Washington merkezli kurumları ve İran’ın çevre ülkelerindeki şubeleri vasıtasıyla bu projeden vazgeçmeyeceği açıktır. 7 Ekim sonrası aldığı darbeler, iç siyasi krizler, Batı Şeria’da intifada ihtimali, Gazze ve Lübnan’daki başarısızlıklar ve en önemlisi ABD ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü savaşta hedeflerine ulaşamaması siyonist rejimi ağır bir sıkıntıya sokmuştur. Böyle bir ortamda siyonist rejim, İran çevresindeki tüm potansiyeli harekete geçirebilmek için Kürtler ve Yahudiler temalı konferanslar düzenleme yoluna gitmektedir.”
Doğrudan Savaşın Riski Artmış Durumda
İsrail’in İran ile doğrudan bir savaşa girmesinin giderek zorlaştığını vurgulayan Sadrulhüseyni: “Siyonist rejim için İran ile doğrudan savaşın riski son derece yükselmiştir; zira rejim, 12 Gün Savaşı’nın yarattığı tahribatı henüz atlatamamış, başta Mossad merkezleri olmak üzere birçok hassas tesisi ağır hasar görmüştür. Bu nedenle doğrudan adımların yanı sıra İran’ın çevre coğrafyasındaki imkanları kullanmaya ve ‘Davut Koridoru’ gibi projeleri medyada öne çıkarmaya çalışmaktadır” dedi.
“Davut Koridoru” Suriye’de Ciddi Engellerle Karşı Karşıya
Sadrulhüseyni, “Davut Koridoru” adı verilen planla ilgili olarak ise şu değerlendirmede bulundu:
“Siyonist rejim bu hattı Suriye ve Irak’ın bazı bölümleri üzerinden yürütmeye çalışmakta ve bunu propaganda malzemesi yapmaktadır. Ancak Suriye’deki mevcut saha koşulları nedeniyle bu proje siyonistlerin beklediği hızda ilerleyememektedir.”
