İmam Humeyni’nin (r.a.) tutuklanması, büyük coşku ve destan niteliğinde olan 15 Hordad kıyamını beraberinde getirdi. Her ne kadar bu kanlı ayaklanma vahşice bastırılsa da, dini güçlerle Pehlevi rejimi ve Amerikan nüfuzu arasında uzlaşmaz bir mücadelenin başlangıcı oldu ve bu mücadele günümüze kadar devam etti. Ramazan Savaşı’ndaki zaferlerde de bu Aşura ruhlu kıyamın bereket ve etkileri görülmektedir.
Bazen tek bir gün, bir asırlık tarihin yükünü omuzlarında taşır. 15 Hordad 1342 (5 Haziran 1963) da bu günlerden biridir. Aradan altmış yılı aşkın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, onu yalnızca “tarihi olaylar” arasında değerlendirmek mümkün değildir.
Bugün, İran’ın siyasi dengelerini kalıcı biçimde değiştiren ve ülkenin dini-toplumsal mücadelesine yeni bir yön veren bir dönüm noktasıydı. Bu kritik dönemi anlayabilmek için resmi analizlerin dar çerçevesinden çıkıp şu soruları sormak gerekir: Hangi etkenler dini çevrelerin ve medreselerin tepkisini ulusal bir halk ayaklanmasına dönüştürdü ve o gün sıkılan kurşunlar neden bu hareketin ateşini söndüremedi?
Dayatılan Reformlar
15 Hordad kıyamının arka planını, Muhammed Rıza Pehlevi’nin yürürlüğe koyduğu “Beyaz Devrim” projesinde aramak gerekir. 1960’lı yılların başında kendisini gücünün zirvesinde gören Şah, bir referandum eşliğinde bir dizi ekonomik ve sosyal reformu halka sundu.
Toprak reformu, ormanların millileştirilmesi ve kadınlara seçme hakkı verilmesi gibi uygulamalar görünüşte modern ve ilerici adımlar olarak sunulsa da, uygulanış biçimi sarayın dengeli bir kalkınmadan çok geleneksel rakipleri olan büyük toprak sahipleri ve din adamları sınıfını zayıflatmayı hedeflediğini gösteriyordu. Taklit mercileri 6 Behmen 1341 referandumunu boykot edince, iktidarla toplumun etkili kesimleri arasındaki ayrılık derinleşti.
Pehlevi Komandolarının Feyziye Medresesi’ne Baskını
1342 yılının Ferverdin ayında rejim komandoları Kum’daki Feyziye Medresesi’ne baskın düzenledi ve silahsız birçok talebeyi kanlar içinde bıraktı. Güvenlik teşkilatı SAVAK açısından bu olay yalnızca muhalif din adamlarına verilmiş bir gözdağı olarak düşünülmüş olabilir, ancak gerçekte toplumdaki öfkenin üzerine benzin dökmekten başka bir işe yaramadı.
Bu tarihten sonra protestolar, mektuplar ve bildiriler düzeyinden çıkıp sokaklara taşındı. Feyziye baskını, ilim havzasının bedeninde açılan ve bir daha kapanmayan bir yara haline geldi; her konuşma, her taziye merasimi ve her bildiri bu yaranın derinliğini daha da artırdı.
Aşura Günü Yapılan Uyarı
Olayların fitilini ateşleyen son kıvılcım, İmam Humeyni’nin 13 Hordad Aşura günü yaptığı tarihi konuşması oldu. O gün İmam, eşi görülmemiş bir açıklıkla Şah’a hitap ederek şöyle dedi:
“Efendi, sana nasihat ediyorum; bu yaptıklarından vazgeç… İran milletinin seninle ne işi var?”
Bu sözler artık geçmişteki nasihatlerden farklıydı; tam anlamıyla siyasi bir meydan okumaydı. Pehlevi rejimini Yezid yönetimine benzetmesi, uzlaşma ihtimalini tamamen ortadan kaldırdı.
Konuşmanın ses kayıtları kısa sürede şehirler arasında yayıldı ve Tahran çarşısının kapanmasına yol açtı. Dün kendisini mutlak güç sahibi gören rejim, bir anda örgütsüz ama köklü bir halk öfkesiyle karşı karşıya kaldı.
İmam’ın Nasihatine Rejimin Cevabı: Tutuklama
Pehlevi yönetiminin cevabı, 15 Hordad sabahının erken saatlerinde geldi. Güvenlik güçleri İmam Humeyni’yi Kum’da tutuklayarak Tahran’daki bir cezaevine götürdü.
Yönetim, hareketin liderini ortadan kaldırarak olayların sona ereceğini düşünüyordu. Ancak sonuç tam tersi oldu. Tutuklama haberinin yayılmasıyla Kum, Tahran, Veramin ve birçok şehirde insanlar sokaklara döküldü.
Göstericilerin çoğu sıradan halk ve esnaftı. Belki toprak reformlarının ayrıntılarını bilmiyorlardı ama dini liderlerinin tutuklanmasını kendi onurlarına yapılmış büyük bir hakaret olarak görüyorlardı. Böylece bu hareket sıradan bir protesto olmaktan çıkıp tam anlamıyla halk ayaklanmasına dönüştü.
Veramin ve Bakıraabad Köprüsü Trajedisi
Bu kıyamın en acı ve en çarpıcı sahnesi Veramin’deki Bakıraabad Köprüsü’nde yaşandı. Ellerinde hiçbir silah olmadan, yalnızca liderlerinin özgürlüğünü talep etmek için Tahran’a yürüyen köylüler ve çiftçiler, yolun ortasında rejimin tankları ve silahlı birlikleri tarafından durduruldu.
Yaşananlar bir çatışma değil, tam anlamıyla bir insanlık trajedisiydi. Sherman tankları acımasızca savunmasız kalabalığın üzerine sürüldü. Bugüne kadar yapılan araştırmalara rağmen 15 Hordad kıyamında hayatını kaybeden ve yaralananların kesin sayısı tespit edilemedi. Görünüşe göre SAVAK’ın gizli belgelerinde bile kurbanların tam listesi hiçbir zaman kayıt altına alınmadı. Ancak bir araştırma komisyonuna göre olaylarda 86 kişi hayatını kaybetmiş, 193 kişi yaralanmıştır.
O günden sonra Bakıraabad Köprüsü, bir halk hareketinin mazlumluğunun ve Pehlevi rejiminin acımasızlığının sembolü haline geldi. O Aşura ruhlu kıyamda dökülen şehit kanları tarihin derinliklerine işlendi.
Geride Kalan Miras: Bir Bastırma Hareketi Nasıl Bir Devrime Dönüştü?
15 Hordad kıyamı, İslam Cumhuriyeti’nin kurulma sürecinde üç temel dönüşümün yolunu açtı.
Birincisi, İmam Humeyni’yi yalnızca bir dini merci olmaktan çıkarıp karizmatik bir halk hareketinin liderine dönüştürdü. Türkiye’ye ve ardından Necef’e sürgün edilmesi, onu silmek yerine daha da efsaneleştirdi.
İkincisi, din adamları kurumu ile Pehlevi monarşisi arasındaki bağlar tamamen koptu. Artık “yöneticiye nasihat” siyasetine geri dönüş mümkün değildi ve “İslami yönetim” düşüncesi mevcut düzenin ciddi bir alternatifi olarak ortaya çıktı.
Üçüncüsü ise, kasetlerden şehitlerin kırkıncı gün anmalarına kadar uzanan ve ülke genelinde kültürel direniş ağını genişleten ortak bir direniş hafızasının doğması oldu.
Sonuç olarak, Pehlevi rejimi o gün askeri açıdan kazanmış gibi görünse de, bu kanlı zafer aslında onun en büyük siyasi yenilgisine dönüştü. Bu yenilgi, 11 Şubat 1979’da İslam Cumhuriyeti’nin emperyalizme bağlı monarşik rejimin yerini almasına zemin hazırladı ve bugün de Ramazan Savaşı’nda görülen gelişmelerle, o tarihi kıyamın etkileri ve bereketleri olarak değerlendirilmektedir; bunun sonucu ise Amerika’nın İran halkı karşısında yaşadığı ağır başarısızlık olarak gösterilmektedir.
