San’a 9 İnsansız Hava Aracıyla Arabistan’ın Derinliklerine Saldırdı

rasthaber
Rasthaber –  Yemen Silahlı Kuvvetleri sözcüsü, Aramco tesislerini
ve Arabistan’ın hayati merkezlerini hedef alan dokuz insansız hava aracıyla,
Suudi Arabistan’ın derinliklerine insansız hava aracı saldırıları
düzenlendiğini açıkladı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri, Cuma günü
yaptığı açıklamada, işgalcilerin saldırılarının artması ve Yemen’e petrol
ürünleri ithal edilmesinin engellenmesine yanıt olarak kuşatmayı kırmak için
bir operasyon başlattığını duyurdu.

İşgalci Suudi-BAE koalisyonunun saldırılarını artırması ve
Yemen’e petrol ürünleri ithalatının engellenmesi üzerine kuşatmayı kırma
operasyonu gerçekleştirildi.

Riyad’daki Aramco rafinerisinin hedef alındığı Kuşatmayı
Kırma Operasyonu, Samad-3 İHA’sı da dahil olmak üzere dokuz İHA tarafından
gerçekleştirildi.

Cizan ve Abha bölgelerindeki Aramco tesislerine ve diğer
hassas merkezlere yönelik saldırı, 6 adet Samad- tipi İHA ile gerçekleştirildi.

Bu operasyonun, Suudi Arabistan’ın acımasız kuşatmasına
karşı meşru bir yanıt olduğunu vurgulayan bu Yemenli komutan, Yemen silahlı
kuvvetlerinin petrol ürünlerinin Yemen’e girişinin yasaklanmasına yanıt olarak
askeri operasyonlar yürütmeye sonuna kadar hazır olduğunu vurguladı.

Yahya Seri şunları söyledi: ‘İnançlı, sabırlı ve cihatçı
milletimize, Yemen silahlı kuvvetlerinin Yemen milletine yönelik baskıcı
kuşatmaya meşru bir şekilde karşılık vermekten çekinmeyeceğine dair söz
veriyoruz.

Silahlı kuvvetlerimiz, Yemen’e petrol ürünleri ithalatı
yasağına cevaben askeri hazırlıklarının zirvesindedir. Silahlı kuvvetler bu
kritik ve önemli aşamada, saldırılar durana ve kuşatma kaldırılana kadar
millete ve ülkeye karşı sorumluluklarını yerine getirmeye hazırdır ve bu
söylediklerimize Allah şahittir.’

Öte yandan, bu açıklamadan birkaç saat önce Suudi Enerji
Bakanlığı’ndan bir yetkili, başkent Riyad’daki bir petrol rafinerisinin uzaktan
kumandalı bir İHA tarafından hedef alındığını açıkladı.

Resmi Suudi haber ajansı (WAS), bahsedilen kaynaktan naklen,
Riyad petrol rafinerisine yapılan insansız hava aracı saldırısının yerel saat
ve Türkiye saatiyle 04:40 civarında gerçekleştiğini ve yangına neden olduğunu
ancak kontrol altına alındığını söyledi.

İsmi açıklanmayan bu Suudi yetkili, Riyad petrol
rafinerisine yapılan insansız hava aracı saldırısının herhangi bir kayba yol açmadığını
ve rafinerinin faaliyetlerine devam ettiğini ve bu saldırının petrol ve
ürünlerinin tedarikini etkilemediğini iddia etti.

Bu yetkili ayrıca şu iddialarda bulundu: ‘Suudi Arabistan,
bu korkakça saldırıyı şiddetle kınıyor ve ülkenin farklı bölgelerindeki hayati
tesislere ve sivil bölgelere karşı tekrarlanan bu sabotaj ve terör eylemlerinin
sadece Suudi Arabistan’ı hedef almadığını, bu saldırıların daha geniş anlamda
güvenlik ve istikrarı bozmak amacıyla yapıldığını ve dünyada enerji arzında ve
bunun sonucunda küresel ekonomi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu
vurguluyor.

Bu kaynak açıklamalarının sonunda Suudi Arabistan’ın dünya
ülkelerinden ve örgütlerinden “sabotaj ve terör saldırıları” olarak
nitelendirdiği olaylara ve bunları gerçekleştiren veya destekleyen tüm
taraflara karşı durmaları yönündeki isteğini tekrarladı.

Hatırlatmak gerekir ki, birkaç gün önce San’a’da ve Yemen’in
diğer bazı şehirlerde binlerce Yemenli, Suudilerin suç ve cinayetlerini kınamak
için “Petrol tankerlerine el konulması ABD’nin kararıdır ve bizim
seçeneğimiz Yemen’de Fırtına operasyonları düzenlemektir” başlıklı geniş
miting ve protestolar düzenledi ve ABD ve Siyonist rejim karşıtı sloganlar
attı.

Bu protestolar, Yemen’in savaşın başlangıcından bu yana en
kötü yakıt kriziyle karşı karşıya olduğu ve gemilerin BM izniyle yakıt
taşımasına rağmen Suudi Arabistan tarafından engellendiği bir durumda
gerçekleşti. Yemen’e akaryakıt yasağının devam etmesiyle birlikte San’a’da
benzin almak için bekleyen otomobil kuyruğu 4 kilometreyi aştı.

Yemen’de akaryakıt sıkıntısı sağlık sistemini çöküşün
eşiğine getirdi ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu milyonlarca
Yemenlinin hayatının tehlikeye düşmesine neden oldu.

Yemenli protestocular, ABD’yi petrol tankerlerine el
koymakla suçluyor ve Washington’un Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı savaşında
kilit bir ortak olduğunu söylüyorlar ve ülkelerindeki kuşatmayı sona erdirmenin
tek yolunun Suudilerin ve BAE’nin mevzilerine, özellikle de Suudi
Arabistan’daki Aramco petrol tesisine saldırmak olduğuna inanıyorlar.

Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti Enformasyon Bakanı Zayfullah
eş-Şami, geçtiğimiz günlerde Yemen Ensarullah hareketine bağlı el-Mesire web
sitesine verdiği röportajda şunları söyledi: ‘Pazartesi günü düzenlenen
kitlesel gösteriler Yemen halkının liderlerine desteğini gösterdi ve düşmanın,
halkı San’a hükümetinden memnun değilmiş gibi gösterme planını boşa çıkardı.

Yemen’e yönelik kuşatma, düşman güçlerin herhangi bir askeri
ve saha başarısı elde edememesinin sonucudur.

Petrol türevlerini taşıyan gemilerin, uluslararası izinler
verilmesine rağmen Hudeyde limanına ulaşamaması bu ülkenin insanlarını mağdur
ediyor. Bir varil benzin, Hudeyde limanından San’a ve diğer Yemen şehirlerine
girerse, yaklaşık 9 bin 900 Riyal fiyatla tüketiciye ulaşacak. Ama şu anda bir
varil benzinin fiyatı 15 bin 500 riyal. Çünkü düşmanın müttefik ticaret grubu
aracılığıyla Aden’e naklediliyor.

Birleşmiş Milletler, öldürmeler, kuşatmalar ve kıtlıklar da
dahil olmak üzere Yemen’de yaşanan olayları görmezden geliyor ve savaş durumu
kritik hale geldiğinde ve güçlerimiz toprak kazanımları elde ettiğinde veya
düşman topraklarının derinliklerinde saldırılar düzenlediğinde görüşmelere ve
ziyaretlere başlıyor.

San’a’nın liderleri Birleşmiş Milletler’e ve onun siyasi
eylemlerine güvenmiyor, onların Fars Körfezi’ndeki Arap ülkelerinin paraları ve
Amerikan kararlarıyla yönetildiğini biliyoruz.

Birleşmiş Milletler ve kurumları biri hakkında adaleti
yerine getirebilseydi, onlarca yıl önce yoksun bırakılan Filistinlilerin
haklarını geri verirlerdi.’

Aynı zamanda Yemen İnsani İşler ve Uluslararası İşbirliği
Yüksek Konseyi de kısa süre önce yaptığı açıklamada şunları söyledi: ‘Amerika
Birleşik Devletleri Yemen’de askeri olarak başarısız oldu, bu nedenle tüm insan
haklarını ihlal eden bir suç stratejisi ile açlık ve kuşatma politikası izledi.

Yemen kuşatmasını sürdürmek ve yoğunlaştırmak, petrol
türevleri ve insani yardımların Hudeyde limanına girişini engellemek, tüm dini
ve ahlaki ilkeleri ve BM yasalarını ihlal eden bir savaş suçudur.

Bu kuşatmanın devam etmesi, başta binlerce Yemenli hasta
olmak üzere milyonlarca Yemenlinin ve açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya
bulunanların hayatı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

ABD’nin Yemen’e yönelik açlık ve kuşatma politikasının, ABD
ve müttefikleri için insani bir felaketten ve çoğu Yemenlinin yoksulluğundan
başka bir sonucu olmayacaktır. Kuşatmanın arttırılmasının tek anlamı, düşman
devletlerin ahlaki ve siyasi gerilemesidir.

Yemen’e mal, ilaç ve yakıt transferine yönelik haksız
kısıtlamalar ve Birleşmiş Milletler’den izin alınmasına rağmen Hudeyde limanına
girişlerinin engellenmesi tam bir savaş suçudur ve Yemen kuşatması, dünyadaki
en kötü insani felaketin ana nedenlerinden biridir.’

Yemen İnsani İşler Yüksek Konseyi ayrıca, kuşatmanın
tırmanması ve petrol türevlerinin eksikliği ve bunun feci sonuçları nedeniyle
milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atan Yemen’de kötüleşen insani durumdan
düşman koalisyonu sorumlu tuttu.

Bu konsey, Yemen’de faaliyet gösteren tüm kurumları
sorumluluklarını yerine getirmeye ve kuşatmayı kaldırmak ve milyonlarca
Yemenlinin hayatını kurtarmak için çalışmaya çağırdı.

Bu konsey ayrıca uluslararası toplumu, düşmanın Yemen
halkına yönelik her türlü eylemini önlemek için yasal ve insani
sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.

Bu konsey aynı zamanda Birleşmiş Milletler’i bu konudaki
sorumluluklarını yerine getirmeye ve Hudeyde limanı ile San’a Uluslararası
Havalimanı’nın yeniden açılması ve Yemen kuşatmasının kaldırılması için
çalışmaya çağırdı.

Yemenli askeri uzman Aziz Raşid geçtiğimiz günlerde el-Cezire
kanalına verdiği röportajda, Yemen ortak kuvvetlerinin Suudi topraklarının
derinliklerine yaptığı kapsamlı İHA saldırıları hakkında konuştu ve bu
saldırıları Yemen halkının hakkı ve Suudi koalisyonunun uluslararası
tüzüklerine aykırı olarak gerçekleştirdiği yasadışı eylemlere meşru bir yanıt
olarak adlandırıldı.

Hatırlatmak gerekir ki Suudi Arabistan 26 Mart 2015’te, Yemen’in
devrik Cumhurbaşkanı Abdurabbuh Mansur Hadi’yi yeniden iktidara getirme
bahanesiyle, ABD’nin yardımı ve yeşil ışığıyla, bazı gerici Arap ülkelerinden
oluşturduğu bir koalisyonla Yemen’e saldırdı.

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF de dahil olmak üzere BM
kuruluşları, Yemen halkının kıtlık ve geçen yüzyıllarda benzeri görülmemiş bir
insani felaketle karşı karşıya kalacağı konusunda defalarca uyardı.

Yemen’e yönelik bu kapsamlı saldırıların üzerinden 7 yıl
geçmesine rağmen, Yemen ordusu ve halk komiteleri, milletlerini savunarak, Suudi
ve BAE işgalcilerinin topraklarının derinliklerini hedef alıp, bu işgalci
koalisyona ve müttefiklerine ağır darbeler indirmeyi başardılar ve tamamen
kuşatılmış olmalarına rağmen, silah yeteneklerini, özellikle füze ve İHA’ları,
yerli yeteneklere dayanarak genişlettiler.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın