İslam Devrimi’nin şehit lideri, umudun ülkenin ilerlemesindeki hayati rolünü vurgulayarak, düşmanın yürüttüğü “yumuşak savaş” konusunda sürekli uyarılarda bulunmuş ve toplumun gerçekçi ve umut verici bir şekilde yansıtılmasının önemini her fırsatta dile getirmişti.
Şehit liderin öğrenci ve öğrenci topluluklarıyla yaptığı görüşmelerden birinde şu ifadeler öne çıkmıştı:
“Siz, umudu topluma aşılayan merkez olmalısınız.”
Ülkenin yetkilileri, akademisyenleri ve öğrencilerinin ortak değerlendirmesine göre, şehit lider üniversite camiasına her zaman umut vermiş ve şu ilkeyi vurgulamıştı:
“Umut olmadan hiçbir hareket şekillenmez.”
Şehit lider konuşmalarında, İslam Cumhuriyeti’nin bugünkü üniversiteleriyle gurur duyduğunu ifade ederek, üniversiteli gençlerin düşünerek, analiz ederek, ülkenin temel meseleleri üzerinde derinleşerek ve umutsuzluğa ya da pasifliğe kapılmadan, devrimin ideallerini ve yetkililerden gerçek ve ciddi çalışmalar talep etmeleri gerektiğini belirtmişti.
Farklı konuşmalarında ise, karalama kampanyaları, umutsuzluk yayılması ve eksikliklerin abartılmasının, düşmanın yürüttüğü yumuşak savaşın en tehlikeli silahları olduğunu ifade etmişti. Buna karşılık devrimci gençlerin, medya kuruluşlarının ve aydınların görevinin gerçekleri anlatmak, elde edilen ilerlemeleri öne çıkarmak ve toplumun gerçekçi, umut verici bir tablosunu ortaya koymak olduğunu söylemişti.
Şehit lider şu ifadeleri de kullanmıştı:
“Umut; sorunların çözülebileceğine inanmaktır. Eğer halkın umudu elinden alınırsa, toplumun ilerleyişi durur.”
İslam Devrimi’nin İkinci Aşama Bildirgesi‘nde de umudu, yeni İslam medeniyetinin inşasının anahtarı olarak nitelendiren şehit lider, bu vizyonda imanlı, devrimci ve umut dolu gençlerin toplumsal dönüşümün temel unsuru olduğunu ifade etmişti.
Geleceğin genç neslin ellerinde şekilleneceğini belirten şehit lider şu değerlendirmede bulunmuştu:
“İranlı genç açık fikirli ve umutlu bir ruhla sahaya çıkarsa, hiçbir güç ülkenin ilerleyişini durduramaz.”
