Şeyh Naim Kasım: Amerika’nın İran’a Karşı Sömürgeci Planı Başarısız Oldu

Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Muharrem günleri münasebetiyle, Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın türbesinin yanında düzenlenen törende yaptığı konuşmada; İmam Hüseyin’in (a.s.) kıyamının direniş düşüncesindeki merkezi konumuna değinerek bu yılın sloganının “El-Hüseyin Nehcuna” (Hüseyin Yolumuzdur) olarak belirlendiğini söyledi.

Kasım, “Bugün ümmetin şehitlerinin efendisi Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın kabri yanında Aşura yıldönümünü anıyoruz ve onun manevi bereketinden faydalanıyoruz. Çünkü o, ilham veren, bu yolu inşa eden ve şekillendiren kişi olarak hâlâ bu törenlerde bizimle birliktedir” dedi.

Hizbullah Genel Sekreteri, “Hüseyin bizim yolumuzdur” ifadesini açıklayarak, İmam Hüseyin’in (a.s.) kesin inanç, hidayet, nur ve direniş üzerine kurulu açık bir yolun sembolü olduğunu ve bu nedenle onların izlediği doğru yolun temsilcisi sayıldığını belirtti.

Kasım konuşmasının başka bir bölümünde Aşura kıyamının neden asırlar boyunca canlı kaldığını anlatarak şöyle dedi:

“Kerbela olayı, önderinin ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte şehit edildiği tarihin en büyük hadisesidir. Bu olay, İslam ümmetinin izzeti ve yüceliği uğruna Allah yolunda fedakârlığın, adanmışlığın ve kan vermenin en büyük tecellisidir.”

İmam Hüseyin’in kıyamının amacının toplumu ıslah etmek, dini ayakta tutmak, zulümle mücadele etmek, zalim yöneticiyi devirmek ve adaleti tesis etmek olduğunu belirten Kasım, Kerbela faciasının bıraktığı derin acının zamanla akılları uyandıran, kalpleri harekete geçiren ve direniş ruhunu canlı tutan bir unsur haline geldiğini ifade etti.

Hizbullah lideri şunları söyledi:

“Kerbela olayı zaman boyunca aktarılan ve her dönemde etkisini gösteren ebedî bir hararete sahiptir. Olayın kendisi, manevi sıcaklığı, kalıcı etkileri ve İmam Hüseyin’in yüce örnekliği, bu kıyamın ölümsüzlüğünün sırrını oluşturmaktadır.”

Kasım, “Hüseyin bizim yolumuzdur” denildiğinde aslında “Hz. Muhammed bizim yolumuzdur ve İslam bizim yolumuzdur” denmek istendiğini vurgulayarak, bu ebedî örneği hayatlarının rehberi olarak seçtiklerini söyledi.

Amerika’nın İran’a karşı sömürgeci planı başarısız oldu

Şeyh Naim Kasım daha sonra bölgedeki son gelişmelere değinerek elde edilen zaferi İran halkına, direniş eksenine ve bölgede ve dünyada özgürlük ve bağımsızlık isteyen tüm halklara tebrik etti.

İran İslam Cumhuriyeti’ne teşekkür eden Kasım, İran’ın fedakârlık ve direniş göstermeye hazır olarak Lübnan halkını ve direnişini desteklediğini ve Siyonist rejimi saldırıları durdurmaya zorladığını söyledi.

Hizbullah Genel Sekreteri, savaşın asıl hedefinin İran İslam Cumhuriyeti sistemini devirmek olduğunu ancak Amerika’nın küresel hegemonyasının ağır darbe aldığını ve Washington’un İran’a karşı yürüttüğü sömürgeci planın başarısız olduğunu ifade etti.

Kasım şöyle devam etti:

“İran’a karşı yürütülen savaşın boyutları küçümsenmemelidir. Çünkü bu savaşın amacı İran sistemini ortadan kaldırmak ve İran halkının onurlu ve bağımsız yaşamına son vermekti. Ancak bu hedef gerçekleşmedi ve gelişmelerin yönü değişti.”

Bunun sonucunda bölgedeki güç dengelerinin değişeceğini de sözlerine ekledi.

Direniş olmasaydı Lübnan’dan geriye bir şey kalmazdı

Lübnan’daki duruma değinen Kasım, direnişin hâlen İsrail saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu ve mevcut göstergelerin İsrail’in zayıf ve savunmasız bir Lübnan istediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Kasım, İsrail’in amacının Hizbullah’ı sosyal, askeri ve kültürel alanlarda ortadan kaldırmak olduğunu, ardından da katliamlar, sürgünler ve zorunlu göçlerle Lübnan halkının büyük bölümünü tasfiye ederek ülke üzerinde tam hâkimiyet kurmayı hedeflediğini ifade etti.

Hizbullah lideri şu değerlendirmede bulundu:

“Lübnan’ın karşı karşıya olduğu tehdit varoluşsal bir tehdittir. Biz hayatımızı, geleceğimizi, çocuklarımızı ve kaderimizi savunuyoruz. Kendimizi savunmak en meşru hakkımızdır.”

İsrail’in işlediği suçların geleceğe dair bir ihtimal değil, bugün yaşanan gerçekler olduğunu belirten Kasım, kadın ve çocukların öldürüldüğünü, vahşi uygulamaların sürdüğünü ve bunların uluslararası destek gördüğünü söyledi.

Kasım şu ifadeleri kullandı:

“Biz Büyük İsrail projesini bozguna uğrattık. Lübnan direnişi ve halkı ağır bedeller ödemesine rağmen ülkeyi tehdit eden en tehlikeli projeye karşı durdu.”

“Direniş ve Lübnan halkı bu projeye karşı çıkmasaydı önümüzdeki yıllarda Lübnan’dan geriye hiçbir şey kalmayacak ve ülkenin kurtuluşu mümkün olmayacaktı.”

Direnişi “efsanevi bir direniş” olarak nitelendiren Kasım, yenilgi söylemleri üreten kişilerin sözlerine itibar edilmemesi gerektiğini söyledi.

Ayrıca son anlaşma sonrasında ortaya çıkan şartların İsrail’i bölgeden çıkarmak için değerlendirilmesi gerektiğini belirterek direnişin üç temel üzerine kurulu olduğunu ifade etti: İman, irade ve kabiliyet.

Gücün kaynağı derin imandır

Kasım, direnişin ayakta kalmasını sağlayan unsurun yalnızca askeri güç olmadığını, aynı zamanda kırılmaz bir irade oluşturan derin bir iman olduğunu söyledi.

Direniş savaşçılarının cepheye dönmek için büyük istek gösterdiğini belirten Kasım, bazı durumlarda birkaç kez yaralanan mücahitlerin yeniden cepheye gitmesini engelleyemediklerini anlattı.

“Direniş güçlerinin iradesi kırılmazdır. Cephede bulunmak ve yeniden savaş alanına dönmek için birbirleriyle yarışmaktadırlar” dedi.

Günde ortalama 30 operasyon

Direnişin teknik ve askeri kapasitesine de değinen Kasım, hareketin bilgi, yaratıcılık ve yenilikçilikten yararlanarak sınırlı imkânlarla büyük ve etkili kapasitelere ulaştığını söyledi.

Kasım, direnişin savaş alanındaki etkinliğini kanıtladığını belirterek şu rakamları açıkladı:

“El-Asf el-Me’kul Operasyonu kapsamında direniş toplam 3 bin 185 operasyon gerçekleştirdi. Bu sayı günlük ortalama 30 operasyona denk gelmektedir.”

Bu operasyonlarda İsrail’e ait 518 askeri araç ve ekipmanın hedef alındığını belirten Kasım, ayrıca 85 hava aracına saldırı düzenlendiğini, bunlardan 12 insansız hava aracının ve 12 pilotsuz hava platformunun düşürüldüğünü, bir helikopterin de vurulduğunu söyledi.

Kasım ayrıca İsrail tarafında toplam 1.347 ölü ve yaralı bulunduğunu, yaralıların da fiilen savaş dışı kaldığını ifade etti.

Hizbullah lideri, “Biz güçlüyüz ve bu son derece önemli bir gerçektir. Planlarımızı ve hareket tarzımızı bu gerçek üzerine inşa etmeliyiz” dedi.

Silahsızlanma pazarlığı olmayacak

Konuşmasının devamında Hizbullah Genel Sekreteri şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu toprakla, bu ağaçlarla, bu havayla ve şehitlerin kanıyla bütünleştik. Biz savaş meydanının keskin silahı ve halkımızın sarsılmaz iradesiyiz. Güney Lübnan toprağıyla bütünleşmiş bedenlere, Allah’a imanla dolu ruhlara ve şehadet kültürüyle yetişmiş evlatlara sahibiz.”

Kasım, “Biz söküp atarız ama sökülüp atılmayız. Hayatımız ve duruşumuz son nefesimize kadar sürecektir” dedi.

Lübnan’ın egemenliğini ve haklarını yeniden tesis etmek ve İsrail’i ülkeden çıkarmak konusunda zafere ulaşacaklarına inandıklarını söyledi.

Müzakereler hakkında da konuşan Kasım, İsrail ile yapılacak herhangi bir görüşmenin üst sınırının karşılıklı güvenliğin sağlanması olduğunu belirterek, direnişin silahsızlandırılmasını içeren hiçbir planın başarıya ulaşamayacağını vurguladı.

Şöyle konuştu:

“İsrail’in istediği her şeyi ona teslim etmek için mi müzakere edeceğiz? Düşmanın savaşta elde edemediğini şimdi siyaset yoluyla elde etmeye çalıştığını görüyoruz.”

Kasım, 27 Kasım anlaşmasının uygulanarak İsrail’in kara, hava ve deniz saldırılarının tamamen durdurulmasını, işgal güçlerinin çekilmesini, esirlerin serbest bırakılmasını ve sınır bölgelerindeki halkın evlerine dönmesini istedi.

Anlaşmaya göre Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyinde konuşlanacağını belirten Kasım, Lübnan’da İsrail için herhangi bir tampon bölge, güvenli bölge veya renklerle ayrılmış alanların bulunmayacağını söyledi.

“İsrail Lübnan’ı terk etmek zorundadır ve edecektir” ifadelerini kullandı.

Kasım ayrıca Lübnanlı yetkililerden İsrail karşısındaki ulusal talepleri tek ses halinde savunmalarını ve bunları ülkenin iç meseleleriyle ilişkilendirmemelerini istedi.

Lübnan’ın iç düzenlemelerine ilişkin tüm konuların düşmanla yapılan görüşmelerden ayrı ele alınması gerektiğini belirten Kasım, bu meselelerin ülke içinde diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

Her türlü müzakerede temel talebin Lübnan’ın tam egemenliğinin yeniden sağlanması olması gerektiğini vurguladı.

Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı ve Lübnanlı siyasi yetkililere birlik, diyalog ve ulusal uzlaşıyı güçlendirme çağrısında bulunan Kasım, Hizbullah’ın iş birliğine hazır olduğunu ve bunu fiilen de gösterdiğini, Lübnan ordusunun ülkenin güneyine konuşlanmasını kolaylaştırdıklarını söyledi.

Son 15 ay boyunca en yüksek düzeyde disiplin ve bağlılık gösterdiklerini ifade eden Kasım, bu hassas dönemde herkesin tek bir el gibi hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Doğrudan İsrail ile müzakereler konusunda da uyarıda bulunan Hizbullah lideri şu değerlendirmeyi yaptı:

“Tecrübeler göstermiştir ki doğrudan müzakereler, taleplerin dayatılması ve baskı yoluyla taviz koparılmasından başka bir sonuç vermemektedir.”

Kasım, doğrudan görüşmelerde Amerika ile İsrail’in Lübnan üzerinde baskı kurmak için birlikte hareket ettiğini, hatta zaman zaman Lübnan adına açıklamalar yaptıklarını söyledi.

Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Eğer bu baskılar karşısında direnebilirsek hepimiz birlikte olacağız. Topraklarımızı özgürleştirmek ve çocuklarımızın geleceğini güvence altına almak için el ele vermemiz ne kadar güzel olacaktır.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın