normalleşmesine dair haberin üzerinden henüz bir ay geçmeden Amerika başkanı
Donald Trump bu kez 11 Eylül tarihinde Bahreyn ve ırkçı rejim İsrail arasındaki
ilişkilerin normalleşmesi haberini duyurdu.
Fakat siyonist rejim ile ilişkilerin normalleşmesinden
duyulan geçici sevinç, madalyonun sadece bir yüzüdür ve diğer yüzü ise bir çok
belirsizlik ve sorularla doludur.
Mazlum Filistin halkının mücadele tarihi, Amerika ve İsrail
düşünce odalarında üretilen tüm komplo ve fitnelere rağmen direniş cephesinin
daha güçlü ve daha sıkı olduğunu gösteriyor; nitekim bölge ve dünyada adalet
talep ve özgür insanlar arasında siyonizme duyulan nefret köklenmiştir.
Eskiye bakıldığında Filistin birinci ve ikinci intifada,
Camp David’de Filistin meselesinin silinmesine yönelik çabalara rağmen 2000
yılında güncelleşerek ortaya çıkan ve korsan rejimi de dengeleri değiştirmeye
mecbur kılan bir milletin iradesini yansıttı. Bölgede günümüzde var olan
şartlar da kesinlikle bu iradeden müstesna değil ve bebek katili İsrail rejimi
ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Bahreyn balayının uzun süremeyeceğini
gösteriyor.
Tüm bu gerçeklere dayanarak İran dışişleri bakanlığı bu
utanç verici ilişkiyi kınıyor. İslam inkılabı muhafızlar ordusu da yayınladığı
bildiride, “Beyez Saray ile menfur ve akılsız başkanınca mühendislik yapılan
siyonist rejimin bazı Arap ülkelerin yöneticileri ile ilişkileri normalleştirme
dominosu asla şom sonucuna ulaşmayacaktır” dedi.
ABD siyonist rejimi Arap dünyası ve İslam ümmetinde meşru
olduğunu lanse etmek için İsrail ve Arap ülkeleri arasında aleni ekonomik ve
diplomatik ilişkilerin kurulmasını hedefliyor. Bu strateji ilk etapta, “direniş
ve dayanaklık diyaloğu”n önemini azaltmak ve Yüzyılın Anlaşması çerçevesinde
yerine uzlaşma akımını yerleştirmeyi amaçlıyor.
Amerikan-siyonizm stratejisinin bir diğer hedefi ise
İsrail’in nüfuzu için bölgede üs kurmaktır.
İran İslam Cumhuriyeti korsan rejim israil’in Fars Körfezi
dengelerinde her türlü muhtemel müdahalesi hakkında uyarıda bulunarak, Birleşik
Arap Emirlikleri ve diğer müttefik ülkelerinin tüm bu sonuçlardan sorumlu
olacaklarını açıkça belirtti.
Raialyoum gazetesi baş editörü Abdulbari Atvan Birleşik Arap
Emirlikleri ve korsan rejim arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında
şöyle diyor:
“Bu hareket, tam anlamı ile ilişkilerin bedava normalleşmesi
ve siyonist rejim başbakanı Benyamin Netanyahu ve Amerika başkanı Donald
Trump’ın damadı Jared Kushner için bir hediye sayılır. Ayrıca Donald Trump’ın,
Amerika başkanlık seçimlerinde muhtemel yenilgisini önleme çalışması sayılır.
Bu anlaşma BAE için sadece huzursuzluk ve istikrarsızlığı beraberinde
getirecektir. “
Bölgedeki Arap ülkelerin siyonist rejim ile ilişkileri
normalleştirme kararı nereden bakılırsa bakılsın, hedefleri tüm açılardan
anlaşılması gereken bölgedeki büyük bir tehdidin bir halkasıdır. Bahreyn yanlış
ve köklü bir hesapta kendi halkından meşruiyet kazanmak yerine onlara sırtını
çevirerek aşağılayıcı bir hareketle Kudüs’ü işgal eden rejimin kucağına sığındı
ve Filistin’in ülküsünü Amerika seçimlerine kurban etti.
İran İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei son
bir açıklamasında, BAE ve korsan rejim ilişkilerinin normalleşmesi ile ilgili
hedefleri ve şom sonuçlarına değinerek, bu hareketin İslam dünyası, Arap
dünyası ve bölge ülkeleri ile önemli Filistin meselesine bir ihanet olduğuna
işaretle şöyle buyurdu:
“Tabi ki bu durum çok sürmeyecektir fakat utanç lekesi,
Filistin halkının avare edilmesi ve ülkelerinin gasp edilmesini unutturmaya
çalışan ve siyonistlerin ayağını bölgeye açanların alnında kalacaktır.”/
