kuruluşlarının temsilcileri ile ‘göç buluşması’ toplantısında bir araya geldi.
Soylu, göç konusunda Suriye’den Afganistan’a, Yemen coğrafyasından Lübnan’a
kadar ciddi bir göç problemi ile karşı karşıya olduklarını söyledi.
Soylu, tüm bunlara duyarsız bir Batı olduğunu vurgulayarak,
“Bu meseleyi Hollywood senaryosunun yapıldığı bir alan olarak
değerlendiriyorlar. Sınır güvenlikleri alınırsa bu sorunun bitebileceğini
düşünüyorlar. Türkiye’nin bu meseleye Sayın Cumhurbaşkanımızın, ülkemizin
insanının vicdani temelde baktığı herkesin malumu. Geldiğimiz andan itibaren
göçü yönetmeye çalışan bir anlayışı ortaya koyuyoruz. 2011 yılı Suriye iç
savaşından itibaren ne yaptığını bilen bir Türkiye var” dedi.
‘Kullandıkları silahlar Batı’nın’
Soylu, komşu ülkelerdeki her türlü istikrarsızlığın
Türkiye’ye sirayet edeceğine işaret ederek, “Bunun kaynağı biz değiliz.
Bunun kaynağı yaşayan ülkeler de değil. O ülkelerin silah yapmaya kabiliyeti
yok. Kullandıkları silahlar tamamen Batı’nın silahları. Göç, terör, kaçakçılık,
insan, petrol, uyuşturucu bütün bunları birbirinin içine geçiren ve bölgeyi
istikrarsızlıkla harmanlaştırmaya çalışan bir tablo ile Türkiye karşı karşıya.
Biz yaklaşık dünyada 100’e yakın ülkeye 30-60-90 günlük vizelerle serbestlik
sağladık. Ama bunu istismar eden bir anlayışla da karşı karşıyayız. Turist
vizesi alıp Türkiye’de kalıp veya Batı’ya geçmek isteyenlerin sayısı
azımsanmayacak kadar çok. Bunun sebebi ekonomik göçler veya oradaki iç
sebepler” dedi.
‘Lavrion Kampı’nı PKK lehine harekete geçirdiler’
Soylu, bunun dışında bütün bu karmaşıklığı kullanmak isteyen
ülkeler olduğunu da belirterek, “Yunanistan bunlardan birisi. Tabelası
‘Birleşmiş Milletler’ olan Lavrion Kampı’nı Yunanistan yaklaşık 7-8 aydır
tekrar PKK terör örgütü lehine harekete geçirdi. PKK terör örgütü kırsalda
zayıflayınca, şehirlerde eylem yapma talimatı verdi. Bu talimatı 1-1,5 yıldır
Murat Karayılan’ın kendisi yönetmeye çalışıyor. Ama Allah’a çok şükür bir şey
olmadı. Buradaki yetkinliklerini, talimat verme alışkanlıklarını Lavrion’a,
Yunanistan’a; Yunanistan da uçakla Irak üzerinden terör kamplarına gidebilecek
yeni bir hat oluşturmaya çalışıyorlar. Bizim tespitimiz özellikle YPS eylemleri
içinde Lavrion’dan gelen talimatlar olduğuna yönelik. Buradaki tabloyu
Yunanistan’a ilettik. İsim isim Lavrion kampına PKK’nın getirdiği, oradan Kuzey
Irak’a geçirdiği teröristleri biliyoruz. Lavrion kampını devreye sokmamış
olsalardı bu yıl terör örgütüne katılım çok daha az olacaktı” ifadelerini
kullandı.
‘Suriye’den göç karakter değiştirdi’
Soylu, Suriye’den gelişlerde baskının son yıllarda azalsa da
hala devam ettiğini, İran sınırından da akışların devam ettiğini kaydetti.
Suriye’den Türkiye’ye göçün karakter değiştirdiğine işaret eden Bakan,
“Suriye’den gelenlerin önemli bir bölümü Şam çevresinden geliyor. Şam’daki
ekonomik kriz vesilesiyle Türkiye üzerinden batıyı hedefleyen bir süreç. Daha
önce iç savaşın olduğu bölgelerden gelenlerin dışında hafif bir karakter
değiştiren ve Şam’dan kaçak yolları kullanmak suretiyle gelmek isteyenlerin olduğu
ortada. Bu göç akımı biter mi? Bizim kanaatimiz yeni başladı. Gelişmiş ülkeler
buna bir şey yapmıyor mu? Hiçbir şey yapmıyorlar, sadece izliyorlar. Şam
civarından gelenleri direkt kampa alacağız. Onlara geçici koruma statüsü
vermeyeceğiz. Çatışma bölgelerinden, iç savaş bölgelerinden gelenlere sağlanan
bir statüdür bu. Onlara bunu vermeyeceğiz. Bunların tamamı kendi ülkelerine
geri döndürülecekler” dedi.
‘İran’ın Türkiye sınırında 2 milyon Afgan var’
Bu konuda yapılması gerekenleri Avrupa Birliği’ne anlattıklarını
belirten Soylu, “İran’ın içinde 5 milyon Afgan var. 2 milyonu Türkiye
sınırında. Her han hareketlenmeyen matuf. Bunlarla görüşmeden bunu çözebilme
kabiliyeti yok. İnsani meselede destek olmadan bunu çözebilmek mümkün değil.
Geri gönderme mekanizmasını bütün dünyaya kabul ettirebilecek alt yapıyı
oluşturmadan bunu çözebilme kabiliyetine sahip değilsiniz. Avrupa ve Batı bunu
sağlamak istemiyor. Avrupa’nın bu sorunu çözebilecek bir yönetim kabiliyeti de
yok, bir sistemi de yok. Sorunlar ortada duruyor” diye konuştu.
‘Harekete geçmeye hazır 8 milyon göç kitlesi var’
İçişleri Bakanı, potansiyel göç konusunda İran sınırında 2
milyon Afgan’ın yanında, 3,9 milyon İdlib, 1,2 milyon Cerablus, Azez, Mare, El
bab, Çobanbey bölgesinde, 550-600 bin Afrin, 300-350 bin Resulayn, Tel Abyad
bölgesinde olmak üzere 8 milyonun üzerinde hemen harekete geçmeye hazır göç
kitlesi olduğunu kaydetti. Bakan Soylu, “Herhangi bir saldırı, herhangi
bir tehdit, veya bulabildikleri ilk fırsatta böyle bir kitle var. Bu çerçeve içinde
etrafındaki coğrafya ile bu işi yönetmeye çalışan bir Türkiye var. Son 5 yılda
doğu ve güney sınırlarında 2,5 milyon insan Türkiye’ye giriş yapmak için baskı
yaptı ve engellendi. Bu yönetilebilir bir durum değil. Batı’ya giden insan
sayısı ise son 5 yılda 650 bin. Bizim geri gönderdiğimiz kaçak göçmen sayısı da
gönüllü geri dönüş hariç 306 bin 138 kişi. Bunları Afganistan başta olmak üzere
Suriye, Pakistan, Bangladeş, Somali gibi ülkelere gönderdik. Dünyada böyle bir
geri gönderme mekanizması yok” dedi.
‘Afganları gönüllü geri göndermeye başladık’
Soylu, 14 Ağustos’ta Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden
sonra Afganistan’a geri gönderimi durdurduklarını hatırlatarak, “27 Ocak
tarihinde Afganistan’a Ariana Havayolları ve charter seferleri ile yeniden
buradaki kaçak Afganları göndermeye başladık. Yaklaşık 5 charter sefer yaptık
şimdiye kadar. Bazen 3 günde, bazen 5 günde bir geri gönderme merkezlerindeki
Afganları oraya gönüllü geri dönüş kapsamında gönderiyoruz” dedi.
‘193 bin 293 Suriyeli Türk vatandaşı oldu’
En çok tartışılan konunun Suriyelilere vatandaşlık verilmesi
olduğunu hatırlatan Soylu, “31 Aralık 2021 tarihine kadar 84 bin 152’si
çocuk olmak üzere 193 bin 293 Suriyeli Türk vatandaşı oldu. Bunun içinde 2011
öncesi olanlar da var. Türkiye’de 700 binin üzerinde Suriyeli çocuk doğdu. 3
milyon 700 bin civarında Türkiye’de geçici koruma statüsünde Suriyeli var. 2011
yılından itibaren bunların hepsinin kaydı alındı. Gelir gelmez sağlık
taramaları yapıldı, kamplara alındılar, Türkçe dahil tüm uyum çalışmaları
başladı. Hem üretim hayatına, eğitim hayatına katılmalarında görüyoruz ki
birkaç olayın dışında çok büyük bir toplumsal kırılmanın yaşanmadığı, büyük
toplumsal olayların olmadığı bir durum var” ifadelerini kullandı.
‘STK’lar FETÖ’den kendini kurtarıyor’
Uyum konusunda yasal düzenlemeler çerçevesinde geçici koruma
kanunu, istihdam kanunu çıktığını hatırlatan Soylu, sivil toplum kuruluşlarının
da önemli adımlar attığını belirtti. Soylu, sivil toplum kuruluşlarının
FETÖ’nün tahakkümünden kurtulma süreci yaşadığını gözlemlediğini de söyleyerek,
“Bana göre FETÖ’nün tahakkümü altına giren ve onların tasfiye etmeye
çalıştığı sivil toplum kuruluşları, bir şekilde FETÖ’nün ortaya koyduğu
tasavvuftan kurtulup kendine gelme süreçleri yaşıyorlar. Bunu İdlib’de
yaşıyorlar, Afrin’de yaşıyorlar, Afganistan’da yaşıyorlar, dünyanını her yerinde
yaşıyorlar ve çok başarılı oldular. Türkiye’nin kendi toplumu içinde sivil
dayanışmasının örneğini çok güzel ortaya koydular. Örneğin Fırat Kalkanı
bölgesinde biz sivil toplum kuruluşlarına 8-10 bin ev yapmalarını söyledik. Şu
an onlar 10 bin eve talipler ve orada yapıyorlar. Devletimizle koordanisyon
içindeler” diye konuştu.
‘Yüzde 80’inin adresi bizde net’
Bakan Soylu, 1 Aralık’tan itibaren geçici koruma
statüsündeki adreslere polis ve jandarma marifetiyle giderek tekrar bir sayım
yaptıklarını belirterek, “3 milyon 700 bin Suriyeliden yüzde 71,07’sini
bize verilen adreslerde bulduk. 280 bini de adresini güncellemek istediğini
bize söyledi. Bu da yüzde 10’luk bir kesimi oluşturuyor. Yani yüzde 80’inin
adresi bizde net. Antalya Suriyelilere kapalıdır. Orada da tarım işçileri
çalışıyor. Onlar kayıtsızlar. Burada da 75-80 bin kişi olduğunu düşünüyoruz. Bu
güncellemeyi bitirdikten sonra 2 ay askıya çıkacağız. Onlara da ‘2 ay askı
süreniz var’ diyeceğiz” dedi.
‘Suriyeli nüfusu yüzde 25 olan yerler kapatıldı’
İçişleri Bakanı, şimdiye kadar 480 bin civarında gönüllü
geri dönüş olduğunu hatırlatarak, “Niye durdu? Gidilecek yer sona erdi.
Bizim ‘güvenli bölge’ dediğimiz yerlerden Türkiye’ye gelenlerin önemli bir
bölümü oraya gittiler. Şimdi gitmeleri gereken yerler savaş bölgeleri. Bazı
bölgelerde yüzde 25’in üzerinde Suriyeli nüfusu var. Bu ölçeğe göre bir daha
buraya ikamet almama sınırı koyduk. Kapattık orayı. Sadece Suriyeli değil
hiçbir yabancı almıyoruz” sözlerini sarf etti. İçişleri Bakanı, Ankara’nın
Altındağ ilçesinde geçen yıl meydana gelen olayların ardından 4 bin 500 kişinin
başka yere nakledildiğini, oradaki 309 metruk binanın yıkıldığını da belirtti.
Suç oranları
Soylu, Suriyeli nüfusun İstanbul’da 535 bin, Gaziantep’te
461 bin, Hatay’da 433 bin, Şanlıurfa’da 428 bin, Adana’da 255 bin, Mersin’de
240 bin, Bursa’da 183 bin, İzmir’de 149 bin, Ankara’da 100 bin olduğunu
söyledi. Suriyeliler’in suç istatistiklerini de paylaşan Soylu, 2020’de
Türkiye’deki Suriyelilerin kendi nüfusları içinde suça karışma oranının yüzde
1,1 iken Türk vatandaşların yüzde 1,9, 2021’de ise Suriyelilerin yüzde 1,3,
Türk vatandaşların yüzde 2,1 olduğunu söyledi. Soylu, 3 milyon 700 bin Suriyeliden
2020’de 37 bin 418, 2021’de 50 bin 231’inin suça karıştığını belirtti.
Suriyelilerin geri dönüşüne ilişkin yaptırdıkları anketi de
paylaşan Soylu, “Yüzde 3,1’i geri dönmeyi düşünmüyor. Yüzde 28,2’si
‘Suriye’de savaş biter istediğimiz şekilde yönetim olursa dönerim’ diyor. Yüzde
13,7’si ‘Savaş biterse istediğimiz yönetim oluşmasa da dönerim’ diyor. Yüzde
12’si ‘Güvenli bölge oluşursa dönerim’ diyor. Yüzde 4,1’i ‘Savaş devam etse de
döneceğim’ diyor. Yüzde 38’i ‘Bilmiyorum karar vermedim’ diyor” dedi.
‘Suriye’de çözüm için açıklık yok’
Soylu, Suriye ilişkiler konusunda ise, “Birtakım
ülkeler arasında ilişkiler söz konusu olabilir. Ama burada bu durumun
çözülebilmesine yönelik bir açıklık yok. Ne uluslararası sistemde yürüyen
adımlar açısından ne de bu yakın komşuluk ilişkileri çerçevesinde herhangi bir
şey görünmüyor. Umut hadisesi ona yönelik ortaya koymak doğru değil, tünelin
ucunda ışık yok” dedi.
‘Pasaportlarını yırtıyorlar’
Soylu, Afrika’dan gelenlerin bazılarının yurt içinde
pasaportlarını yırttıklarına dikkat çekerek, “30-60-90 günü geçiyorlar,
yakalıyoruz ‘ben Filistinli’yim’ diyor. Böyle binlerce örnekle karşı
karşıyayız. Şimdi biz kendi parmak izi sistemimizi Afrika’daki büyükleçiliklere
gönderdik. Oraya vize almaya geldiği zaman parmak izini basacak, burada
pasaportu yırtsa da kaçak olarak gördüğümüz andan itibaren geri
göndereceğiz” dedi.
Soylu, sınırda bin 28 kilometre güvenlik duvarının
tamamlandığını, 238 kilometrelik kısmının ihale aşamasında olduğunu kaydetti.
‘PKK ve DEAŞ birlikte hareket ediyor’
Soylu, kaçak göçmeler arasında terör örgütü mensubu olup
olmadığına ilişkin soru üzerine, terör konusunda Türkiye’nin ateş hattında
olduğunu belirterek, terör örgütü PKK ve DEAŞ’ın mesele Türkiye olunca birlikte
hareket etmeye başladığını söyledi. Soylu, “DEAŞ’lı birisinin yakını
PYD’nin PKK’nın elinde cezaevinde, ‘yakınını bırakırım; ama Türkiye’ye bombayı
taşırsan veya şu adamı Türkiye’ye götürürsen.’ Bu örnekleri yakaladık. Veya
para karşılığında veya stratejik bir ilişki ile bunu yapıyorlar. Bizim
yakaladığımız sınır bölgesinde çok Suriyeli var aktarım yapmaya çalıştığı. Şu
ana kadar atlamadık. Hem insan geçişini, hem eleman geçişini, hem mühimmat
geçişini sağlamaya çalışıyorlar” dedi.
