Şibil, BBC Arapça’ya verdiği özel demeçte gündemdeki konuları değerlendirdi.
El Şibil, Tahran-Şam ilişkilerine dair; “Suriye ve İran
iki stratejik müttefiktir. Müttefikiniz iyi bir durumda olduğu zaman, siz de
iyi bir durumda olacaksınız.” dedi.
İran ile Batı güçleri arasında nükleer konuda yapılan
anlaşmanın Suriye’yi olumsuz etkilemediğine dikkat çeken El Şibil, 2015 yılında
İran ile imzalanan nükleer anlaşmanın Suriye’nin çıkarlarına zarar vermediğini
söyledi.
El Şibil, Arap devletlerinin Şam’a yönelmesine ilişkin
sorulan soruya; “Birçok Arap ülkesi son on yılda bağlarını kesmedi ve
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın BAE’ye ziyareti bu yönde yapıldı. Bu gezi
BAE Dışişleri Bakanı’nın Şam ziyaretinin ardından gerçekleşti.” yanıtını
verdi.
Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD destekli teröristlerin varlığına da değinen El Şibil, onların varlıklarının Amerikalı işgalcilerin
varlığından kaynaklandığını aktardı.
Esad’ın özel danışmanı, bu bölgelerde yaşayanların ABD
destekli terörist güçlerine karşı direnişine atıfta bulunarak, “Suriye’nin
kuzeydoğusundaki topraklarını işgalden kurtarılması tüm Suriyelilerin
görevidir. Gönüllü halk gruplarının teröristlere karşı operasyonları
arttı.” dedi.
El Şibil, “Suriye’nin İsrail saldırılarına karşılık
verme hakkı var ve bu hak zamanla geri alınmayacak. Ancak uygun bir zamanda
cevap vermek yerinde olacaktır.” açıklamasında bulundu.
Siyonist Rejimin terör gruplarına yardım etmek amacıyla
Suriye’ye yönelik saldırılar yaptığını anlatan el Şibil, “Suriye, terörü
yenip topraklarını işgalden kurtardığında terör grupları görevlerini yerine
getiremez duruma gelince İsrail doğrudan müdahale ederek, saldırı
gerçekleştirdi. Aslında son on yılda Suriye, ülkedeki silahlı grupları ve
teröristleri hedef alarak İsrail’in karşısına çıktı.” ifadelerini
kullandı.
Suriye anayasasının taslağının hazırlanması ve ilgili
müzakerelerle ilgili olarak Beşar Esad’ın Özel Danışmanı, “Yapıcı planlar
oluşturmak için Suriyeli müzakereciler olmalı. Diyaloğun başarılı olması için
Türkiye’nin ve başkalarının tanıttığı kişilerle değil, ulusal kimliklere sahip
yurtsever insanlarla konuşmak gerekir.” değerlendirmesinde bulundu./tesnim
