müttefikleri Yemen’e karşı yıkıcı bir savaş yürütüyor ve bu savaşta, sadece
öldürüp yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda petrol de dâhil olmak üzere Yemen
halkının servetini de açıkça yağmalıyor.
Yedi yıl önce San’a’nın uyardığı korku ve endişelere şahit
olduk ve bugün herkesin de itiraf ettiği gibi, bu somut bir gerçek oldu.
Bugün bu endişeler ve somut gerçekler, Yemen halkının petrol
ve gaz zenginliklerini yağmalama operasyonudur ve bugün yağmalanan Yemen
petrolü konusundaki tahmin, ayda 165 milyon dolar değerinde altı milyon varil
petroldür.
Yemen Petrol Şirketi Sözcüsü İsam el-Mütevekkil, Tesnim’e
şunları söyledi: ‘Herkesin bildiği gibi Yemen’deki işgalci koalisyon, Yemen
halkını kuşatma gibi eylemlerin yanı sıra ham petrolü talan ederek Yemen
Cumhuriyeti’nin servetini de yağmalıyor. Bir ayda, 165 milyon dolardan fazla
çaldı ve bu, sadece işgalci koalisyonun paralı askerleri tarafından yağmalanan
ham petrolüdür.’
Ekonomik konular uzmanı ve Sanaa’daki Yemen Ulusal Kurtuluş
Hükümeti Petrol Bakanının Danışmanı olan Hasan el-Zayidi de şu ifadelerde
bulundu: ‘Yemen’e gözlerini diken uluslararası taraflar arasında BAE ile Katar
arasında büyük farklılıklar var. Bu anlaşmazlıklar BAE’yi, gaz kaynaklarına ya
da gaz ihracat kaynağına hakim olmaya zorladı ve o dönemde Katar, Safar petrol
sahasına (Marib eyaletinde) hakim olmayı hayal ediyordu ve böylece, bugün artan
küresel talebin çoğalmaması için Safar aracılığıyla büyük miktarlarda gaz ihraç
edebilir veya gaz ihracat operasyonlarını denetleyebilirdi.
Ülke servetinin planlı ve organize bir şekilde
yağmalanmasında çalınan servet, ekonomik durumdaki çalkantıya ve Yemen
Riyali’nin diğer yabancı para birimleri karşısındaki değerinin düşmesine büyük
ölçüde katkıda bulundu. Özellikle, petrol ve gaz satışından elde edilen
gelirler, Yemen’i işgal eden koalisyonun liderleriyle bağları veya bağlantıları
olan Suudi Ulusal Bankası’ndaki kişilerin hesaplarına gitti.’
Yemen Petrol Şirketi Sözcüsü İsam el-Mütevekkil, bu konuda şunları
söyledi: ‘Yemen halkının servetinden yağmalanan paralar Yemen bankalarına
girseydi dolar düşerdi. Ancak tüm bu gelirler birikip Suudi bankalarındaki
hesaplara yatırıldığında Yemen halkı bu paradan faydalanamıyor. Bu da döviz
kurunu yükseltiyor ve ulusal para birimini devalüe ediyor ve aynı zamanda
kurtarılan bölgelerdeki sabit döviz kurunun işgal altındaki bölgelerdeki döviz
kurunu da etkilediğini görüyoruz.’
Sanaa’daki Yemen hükümeti, işgalci koalisyondan Yemen
petrolü satın alan petrol şirketlerini ve paralı askerlerini, uygun zamanda
uluslararası mahkemelerde yargılanacakları konusunda uyaran tahminler yayınladı
ve bu konuda, bu şekilde petrol satışını yasaklayan ve Yemenliler ile bu
şirketler arasında imzalanan sözleşme ve anlaşmalara aykırı olan uluslararası
hukuka atıfta bulundu ve bu konuda birçoğuyla konuştuğunu vurguladı.
Sanaa’daki Yemen Ulusal Kurtuluş Hükümeti’nin petrol
bakanının ekonomisti ve danışmanı olan Hasan el-Zayidi şu ifadelerde bulundu:
‘Yemen’e yönelik saldırıda işgalci güçlerle ve onların paralı askerleriyle
işbirliği yapan bu uluslararası şirketler, uluslararası hukuk altında faaliyet
gösterdiklerini çok iyi biliyorlar. Sonuç olarak bu şirketlerin hırsızlık
şirketleri ve yasadışı güçler ve unsurlarla işbirliği yapan mafya şirketleri
olduğunu biliyorlar.
İkincisi, onlar ve Yemen arasında imzalanan anlaşmalar
açıktır, anayasa ve kanunlar, ihracatın kaynakları ve ilgili tüm hususları
belirlediği gibi bunları da belirlemiştir.
Herhangi bir ülkenin servetini çalma ve yağmalama
operasyonu, her çağda ve dönemde işgalcilerin davranış ve eylemlerini
yansıtmaktadır ve bu, altı yılı aşkın bir süredir Yemen’de görülen bir
gerçektir. İşgalci koalisyonun ve paralı askerlerinin Yemen petrolünü çalıp
satma ve gelirlerini yurtdışındaki banka hesaplarına aktarma eylemi bunu
göstermektedir. Bu da ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor ve Yemen halkının
acılarını ikiye katlıyor.’
