TBMM Başkanı’ndan Suriye’ye Operasyon Açıklaması

rasthaber
Rasthaber –  TBMM Başkanı Mustafa Şentop, A Haber’de soruları yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun,
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışına kaçacağı”
iddialarını gündeme getirdiğinin anımsatılması üzerine Şentop, son zamanlarda
biraz daha itham edici, suçlayıcı, iftira, yalanlar içeren birtakım kampanyalar
yürütülmeye çalışıldığını üzülerek gördüğünü söyledi.

“Millet iradesinden başka güç tanımam” diyen bir
siyasetçiyi bu şekilde itham etmenin inandırıcı olmadığını, bunu dile
getirenlerin kendi inandırıcılıklarını kaybedeceğini ifade eden Şentop,
“Bir taraftan demokrasiden bahsederek öbür taraftan da halkın büyük
çoğunluğunun oylarıyla tartışmasız bir seçim sonucunda seçilmiş olan bir
Cumhurbaşkanını kaçmakla itham etmek iyi niyetli olarak hiçbir yerde
değerlendirilemez; büyük bir çelişki” diye konuştu.

‘Seçimlerin vaktinde yapılacağını düşünüyorum’

Muhalefetin erken seçimi dillendirdiği anımsatılarak,
“Sonbaharda bir erken seçimi mümkün görüyor musunuz?” sorusuna
Şentop, yaklaşım itibarıyla yeni anayasa değişikliğinin, erken seçim ihtimalini
sıfıra yakın ihtimale indiren anlayışla hazırlandığını belirtti.

Seçim kararı almayı, sistemin işleyişi konusunda bir emniyet
sibobu olarak düşündüklerini anlatan Şentop,” Yeni sistemi anlamamaktan
kaynaklanan bir durum olduğu kanaatindeyim. Ben seçimlerin vaktinde
yapılacağını düşünüyorum. Bununla ilgili hiçbir şüphem yok” dedi.

‘Dezenformasyonla mücadele yasa teklifi’ ile ilgili
eleştirilerin aktarılması üzerine Şentop, bunun sadece Türkiye’nin konusu
olmadığını söyledi.

Sanal alemde yapılanların, insanın hukuki ve cezai
sorumluluğu dışında bir alan gibi algılandığını ifade eden Şentop, “Bir
kişinin ifade hürriyeti, bir başkasının da şerefi, itibarı, haysiyeti söz
konusu. Normal hayatta nasıl birisine hakaret edilemiyorsa başka bir insana
zarar verilemiyorsa aynı şeyin sosyal medya alanında da sanal ortamda da
geçerli olması lazım. Madem sanal ortamda yiyecek içecek alabiliyorsunuz, yani
somut bir neticesi oluyor, aynı şekilde hakaretin de sövmenin de bir somut
karşılığı olduğunu herkesin anlaması, bilmesi lazım” değerlendirmesinde
bulundu.

Mustafa Şentop, çok uluslu şirketlerin ticari ve siyasi
anlayışlarını egemen kılma, ulusal hukuk düzenlerini tanımama yönündeki
eğilimlerini kontrol altına alabilmek ve bir düzen kurmak gerektiğini dile
getirerek, çalışmanın önemli bir adım olduğunu vurguladı.

‘Dokunulmazlık aslında parlamentoyu koruyan bir müessesedir’

TBMM’de 1600’e yakın fezleke olduğu belirtilerek, bu konuda
nasıl bir süreç izleneceğinin sorulması üzerine Şentop, bu fezlekelerin Adalet
ve Anayasa komisyonu üyelerinden oluşan karma komisyonda olduğunu söyledi.

TBMM Başkanı Şentop, dokunulmazlığın milletvekilinin şahsını
koruyan, şahsına suç işleme imkanı veren, ayrıcalık tanıyan bir müessese
olmadığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Dokunulmazlık aslında parlamentoyu koruyan bir
müessesedir. Niye? Parlamentoda müzakereler, oylamalar yapılıyor. Dokunulmazlık
olmasa bazı milletvekillerinin gözaltına alınması, tutulması suretiyle
parlamento kararlarının oylamaları esnasında etkilenme ihtimaline binan böyle
bir koruyucu mekanizma geliştirilmiş. Dokunulmazlık gibi bir müessese var,
dokunulmazlığın kaldırılması gibi de bir hukuk müessesesi var. Bu dengeyi de
gözetmek lazım. Milletvekili dokunulmazlığı bir suç işleme özgürlüğü, bilhassa
devletin anayasal düzenine, millete, TBMM’nin varlık sebebine karşı bir suç
işleme özgürlüğü, zırhı değildir. Öyle değerlendirilmemelidir. Suçların mahiyetine,
niteliğine göre bu konuda bazı adımlar atılması gerektiğini ben de düşünüyorum.
Ama bu konuda yetki karma komisyonun ve siyasi partilerin, grupların
yetkisidir.”

Şentop, 6 muhalefet partisinin birlikteliğinin en önemli
vaatlerinden birinin parlamenter sisteme dönüş, bir diğerinin de sembolik
cumhurbaşkanı olduğu aktarılarak, bu konuların teknik olarak bakıldığında kolay
meseleler olup olmadığının sorulması üzerine, parlamenter sistemin Türkiye’de
kayıt dışı siyaset yapan unsurlar ve vesayetçi sistem tarafından suiistimal
edildiğini, kullanıldığını belirtti.

Bunun örnekleri olduğunu da dile getiren Şentop, 28 Şubat’ın
bunlardan biri olduğunu söyledi.

Şentop, sistem değişikliğinin en temel noktasının da bu
olduğunu ifade ederek, “Parlamento içinden hükümet çıkmasın, hükümet
doğrudan halk tarafından seçilsin. Çok basite indirgeyecek olursak hükümet
sistemi değişikliğinin özü bu. Bu, Türkiye’yi bu anlamda vesayetçi anlayıştan
ve kayıt dışı siyaset unsurlarının etkisinden kurtaran bir husustur ve gerçek
manada milletin belirleyeceği bir hükümeti sağlayan bir hükümet
düzenidir.” diye konuştu.

‘İç bütünlüğü olan yeni bir anayasaya ihtiyaç var’

Hükümet sistemi değişikliğinin bazı partilerin bir araya
gelerek çözebileceği bir konu olmadığını söyleyen Şentop, bu konunun Anayasa
değişikliği ve referandum gerektirdiğini kaydetti.

Türkiye’nin, gerçekten halkın oyuyla seçilmiş olan
parlamentosunun yapacağı bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirten Şentop,
“Anayasa’da 1982’den bu yana birçok değişiklik olmuş. Bu anlamda bir iç
bütünlüğü olan yeni bir anayasaya birçok bakımdan ihtiyaç var. ‘Yeni anayasa’
seçimin gündem maddelerinden birisi olabilir” dedi.

Mustafa Şentop, bütün darbeleri uluslararası sistemin
piyonlarının yaptığını belirterek, “Artık 1960’ların, 1980’lerin
Türkiye’si söz konusu değil. Milletimiz de 1960’ların, 1980’lerin milleti
değil. Dünya öyle değil. Çok büyük değişiklikler oldu. Bu değişikliklerin
sonucunu da 15 Temmuz’da gördük. Artık darbelerle, vesayetle halkın iradesini
küçümseyen, manipüle eden anlayışlarla sonuç olabileceğini düşünmenin yanlış
olduğunu çok açık ifade etmek isterim” değerlendirmesini yaptı.

‘Türkiye’de olan göç yüküne burun kıvıran Avrupa şimdi
benzer bir dalgayı Ukrayna üzerinden yaşadı’

Göç meselesinin çok ciddi ve küresel bir sorun olduğunu
vurgulayan Şentop, Türkiye’nin komşularının yaşadığı istikrarsızlığın göçe
kaynaklık ettiğini dile getirdi.

Şentop, Türkiye’nin Asya ile Afrika, Avrupa arasında bir
geçiş koridoru olduğuna ve bu nedenle çok ciddi, çok daha ağır bir yük taşıdığına
dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bu konuda bugün bir söylem tutturanların 1, 2, 3 sene
önce çok daha farklı söylemler ortaya koyduğunu görüyoruz. İtiraz edenlerin bir
tutarlılık kaygısı olmadığını görüyoruz. Türkiye’de olan bu göç yüküne burun
kıvıran, sizde dursun biz belki yardımda bulunuruz gibi yaklaşan Avrupa
ülkeleri şimdi benzer bir göç dalgasını Ukrayna üzerinden yaşadılar. Tüm
dünyada ne olabileceği, ülkelerin neyle karşılaşabileceği sürpriz gibi bir
durum haline geldi. Onun için ‘göç küresel bir sorundur’ diyoruz. Birlikte, makul,
günlük birkaç ufak siyasi meseleye, jargona bunu hapsetmeden konuşmak,
tartışmak lazım.”

Suriye’nin kuzeyine yönelik olası bir operasyon konusunda,
“Türkiye, sınırlarının ötesinde bir terör örgütü yapılanmasına,
kurumsallaşmasına müsaade etmez” diyen Şentop, Türkiye’nin terör
tehdidine, uluslararası hukukun sağladığı imkanla izin vermeyeceğini vurguladı.
Şentop, “Terörü kendi kaynağında, ortaya çıktığı yerde yok edecek
hamleleri Türkiye her zaman yapma hakkına da bu güce de sahiptir” ifadesini
kullandı.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın