Bunun sebebini Bakan Bey’in “homoseksüel olan özel kalem
müdürü ile yaşadığı ilişkiye” bağlıyordu. Bu konuyu uluorta konuşması N. H. ile
Bakan Bey arasında sorun yaratmıştı. BAAS Şam Şubesi ile sahip olduğu güçlü
bağlantılar sayesinde Bakanlıktaki makamını koruyabildi. Ancak iş yerini başka
bir kuruma taşımak istedi. Bu gayesine de hâsıl oldu. Maaşı çok iyi ve hem de
masa-altı getirimi çok daha iyi olan Suriye’nin ilk özel okulu sıfatını
taşıyan, İngiltere Cambridge Üniversitesi onaylı ve müfredatına bağlı Uluslararası
Pakistan Koleji’nin müdiresi oldu. Bu özel okul başlarda sadece yabancı
büyükelçilerin çocuklarının okuduğu bir kolejdi.
BAAS’A TOZ KONDURMAZDI
Beşar Esad yönetimi devraldıktan sonra, yabancı pasaportlu
ailelerin çocuklarıyla, çift pasaportlu fahiş zengin Şamlı ailelerin de
çocuklarını kaydedebilme imkânı yaratıldı. Yıllarca bu okulda müdür olarak
çalıştı. Birçok ev, apartman dairesi ve resmi arabası ve şoförü olmasına
karşın, kendisi için ve çocuklarına özel birkaç araba ve özel şoförlere sahip
oldu. Sohbetlerimizde BAAS Partisi ve yönetimine toz kondurtmazdı. Başkan Beşar
Esad’ın fotoğrafları arabalarını ve ofisini süslerdi. Böyle bir başkana sahip
oldukları için ne kadar şanslı olduklarını anlatırdı. Herhangi bir mülahazam
veya yapıcı bir eleştirim dahi olsa arkadaş olduğumuzu unutur, saldırgan bir
dil kullanır, kraldan daha kralcı kesilirdi.
BİR ANDA KÜKREDİ
Bir gün üniversitedeki müdürü olduğum Türkçe Öğretim
Merkezi’nde ofisime geldi. Hoşbeşten sonra 1982 Hama olaylarını sormak istedim.
Gerçekte neler oldu, ortaya atılan iddiaları hatırlattım. Reaksiyonu beni şoke
etmişti;
“Suriye’de misafirsiniz, beğenmiyorsanız Türkiye’ye dönün.
Veya eşinin kuyruğuna takıl, Amerika’ya gidin. Biz durduk yerde mi öldürdük? Bu
terörist İhvancılar halkımıza ne fenalık ettiler, kaç bilim adamını, seçkin
akademisyenlerimizi, subaylarımızı, sivillerimizi katlettiler biliyor musun?
Halkın arasına mezhep fitnesi ektiler, biz Sünni, Alevi, başka
şeyler bunları aştık, Arap milli kimliğimize ve davamıza nasıl saldırdılar
haberin var mı?” diye kükredi. “Dur yahu nedir bu celalin nedir bu öfken”
diyorum, meramımı anlatmaya çalışıyorum ama nafile otomatik silah gibi
konuşmasına devam etti:
“Zaten zerre Araplık, Müslümanlık ruhu taşısaydın yabancı
Hristiyan bir kadınla evlenmezdin. Seni Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olan
İskenderun Sancağı ismine hürmeten sevdik, saydık. Yıllarca Avrupa ve
Amerika’da yaşadığın için onlara benzemişsin. Esad’dan önce neler yaşadığımızı
bilemezsiniz. Sabah akşam darbelere uyanırdık. Esadlar sayesinde ülkemiz
kalkındı, güçlendi, saygın bir yere geldi. BAAS sayesinde tarihimize, özümüze,
medeniyetimize yeniden kavuştuk. Arap milleti nasıl olunur, Sünni, Alevi, Dürzi,
Hristiyan, Kürt, Türkmen Süryani, Ermeni nasıl bir arada kardeşçe yaşar,
kardeşçe üretir ve kardeşçe savaşır bunu bize BAAS ve Suriye Bağımsızlık
Savaşı’nı veren ecdadımız öğretti.
“Arap aleminin en muteber ülkesi olduk. Mısırlı Enver Sedat
ve bu fistanlı, sarıklı sonradan görmüş, İngiltere, İsrail ve ABD uşakları
körfez petrol şımarık yönetimlerinin ihanetine uğramasaydık 1973’te İsrail’i
dize getirmiştik ve Filistin özgür olacaktı. Senin ülken Türkiye, ABD ve
İsrail’in uşaklığını yapıyor. Ne vakit ayağa kalktık, İhvan hareketini başımıza
musallat ettiniz. ABD Başkanları bizim Başkan’la görüşmek için randevu
talebinde bulunurlar. Başkanımız vefat ettiğinde sizin Cumhurbaşkanınız dâhil
ABD ve tüm dünya liderleri Başkanımızın cenazesine katıldı, önünde eğildi.
Ülken Türkiye ile yakın olalım diye çabalıyorsun. Bana kalsa İskenderun Sancağı
anavatan Suriye’ye dönünceye kadar Türkiye ile dost olmam.” dedi ve kahvesini
içmeden kalktı gitti.
2012’DE GELEN TELEFON
2011’de malum Suriye üzerine savaş hâsıl oldu. 2012’de
telefonum çaldı. Bir yurt dışı (Suudi) numarası idi. Telefondaki N. H. idi.
Gayet tatlı bir dille hiçbir sorun yaşanmamış gibi hal hatır sordu. Çocukları
ve aile efradıyla Suudi Arabistan’da olduğunu, kısa bir ziyaret için Şam’a
geleceğini, halen oradaysam görüşmek istediğini söyledi. Şam’da maruf bir otel
lobisinde buluştuk. Kardeşi Halit’le gelmişti. Suriye’nin maruz kaldığı
saldırılar için çok üzgün olduğunu anlattı. Türkiye, ABD, İsrail ve sahadaki terör
örgütleri için beddualar okudu. “Bizi kimse yıkamaz, yenemez. Bu savaştan
alnımızın akıyla çıkacağız. Başkanımıza, partimize ve ordumuza güveniyoruz.
Türkiye bizi neden arkadan hançerledi? Yanlış yapıyor.” dedi.
BİR ANDA BAAS DÜŞMANI OLDU
Ardından irtibat tekrar koptu. 2017’de bir Türkiye numarası
aradı. Telefondaki N. H. idi. Yanında kardeşi de vardı. Selamını söyledi.
Türkiye’de aile apartmanı almışlardı. Suudi Arabistan-Türkiye arası mekik
dokuyorlarmış. Ailesi, ama özellikle erkek kardeşi Halit ticaret erbabıydı.
Suudi Arabistan olmak üzere birçok Arap ülkesinde yatırımları vardı.
Kendisi ve kardeşi Halit tüm aile için Türkiye’de ikamet ve
vatandaşlık almak için apartman satın almıştı. Bizimle tekrar yakınlaşmasının
sebebini idrak etmiştik. Vatandaşlık sürecinin hızlandırılması için ne
yapılabilirdi bu konuda destek istiyordu. En nihayet 8 Aralık’ta Esad
Moskova’ya göçtü. Şam’daki makama Ahmet Şara El-Colani ve HTŞ ile ona biat
edenler oturtuldu.
N. H. Suudi Arabistan’dan paylaşım üstüne paylaşım, mesaj
üstüne mesaj atıyor. Şara, HTŞ, İhvancılar ve yabancı savaşçıları övüyor.
Esad’ı, BAAS yönetimini en ağır şekilde eleştirmeye başlamış. Muzaffer Emevi
çağının başladığını müjdeliyor. Alevi katliamına gerekçeler sunuyor. Esad ve
Alevilerin sırf Sünni oldukları için Sünni katliamı yaptıklarını, İran,
Hizbullah, Irak ve Yemen Şiilerini Suriye’ye Sünnilere soykırım yapmak için
davet ettiklerini iddia ediyor. İsrail’in Suriye’deki varlığından rahatsız olmadığını
söylüyor. Filistinlilerin Hizbullah’ın dostu olduğu için yok edilmeleri
gerektiğini yazıyor. Alevilerin aslında Nusayri olduklarını, Nusayrilerin
Müslüman olmadıklarını, İslam ve Sünni düşmanı olduklarını ve Alevi katliamı
yapanları haklı bulduklarını, öldürülen çocuk, kadın erkek Sünnilerin intikam
alma hakkına sahip olduklarını paylaşıyor. Dünyanın İslam âlemi için ve dünya
barışı için en büyük tehlike ve tehdidin Aleviler olduğunu iddia ediyor. Bu
katliamları haklı gösteren “şeyhlerin, yazarların, gazetecilerin” makalelerini
yayınlıyor.
MÜNAFIKLARLA DOLU SİSTEM
Bu ibret ve derslerle dolu tecrübeler sadece bazı
mahlûkların münafıklığını değil aynı zamanda onları münafık yapan sistemi
anlamak için de çok önemlidir. Esad yönetimi ve BAAS münafıklarla doluydu.
Şam’daki değişim sadece yüzlerindeki maskeleri düşürdü. Ama ve lakin onları
münafık yapan bir başka önemli unsur da bizatihi Esad ve BAAS yönetimiydi. Zira
ne kendileri korudular ne de kendileri dışında yurtsever, anti-emperyalist,
anti-Siyonist ve anti-kapitalist muhalefetin var olmasına müsamaha gösterdiler.
Sahanın N. H. ve benzeri münafıklarla tarihin şahit olduğu en barbar muhalefeti
tarafından domine edilmesine sebep oldular.
AYDINLIK