Irkçılık ve Irkçılığa Kapı Açan Milliyetçilik, Evrensel Bir Suçtur

GİRİŞ: 28.10.2021 06:51      GÜNCELLEME: 28.10.2021 06:51
Rasthaber -  Irkçılık ve ırkçılığa kapı açan ya da türevleri Türkçülük, Arapçılık, Kürtçülük, İrancılık, Farsçılık, milliyetçilik vs… gibi kavramlar, olgu ve değerler referans alarak, dini de bir araç olarak  kullanarak insanları bir birine düşman edip çatıştırmak evrensel bir insanlık suçudur. Fikir babası ise şeytandır. 

“Vatan sevgisi imandandır” vs… gibi ifadeler üzerinden; “sevgi, iman ve vatan” kavramlarının ne olduğunu, bu kavramların Allah nazarında nasıl tanımlandığını bilmeden, neye karşılık geldiği hakkında doğru bilgilere sahip olmadan; nasıl bir sevgi, nasıl bir iman, nasıl bir vatan? Nasıl bir devlet gibi soruların cevabını da islam perspektifinden doğru bir biçimde vermeden; Allah’ın kanunlarının egemen olmadığı bir dünyanın gerçeği olarak bizlere dayatılan veya karşımıza çıkan; içeriği ise egemen zihniyete göre şekillendirilen, “vatancılık, ülkecilik, aşiretçilik, devletçilik, bayrakçılık, milliyetçilik vs. oyunları oynamak hiçbir kimseyi *vatanperver, devletsever, milletsever, ülkesever bayraksever yapmaya kifayet etmez.

Hele hele üzerinde zina, fuhuş, haksızlık, zulüm, hırsızlık, rüşvet, adam kayırmacılık, ayrımcılık, faiz, torpilcilik, ötekileştirme, ırkçılık, mezhepçilik, Osmanlıcılık, atacılık; ülke topraklarını büyük şeytan ABD ve NATO terör üslerinin kullanımına açık hale getirmecilik, komşu ülkelerin rejimini devirmecilik vs… gibi her konuda çok tehlikeli olan,  Allah’ın da kerih gördüğü oyunları oynamak, iktidar nimetlerinden yararlanılarak bu cürümleri işlemek, üstenin hiçbir insani, ahlakı norm, kanun ve kural tanımadan bunları yapmak en hafif ifadeyle ”Vatan Hainliğinin” bizzat kensidir.  Bunların hiçbiri vatanperverlikle örtüşen şeyler değildir. Özgür aklın kabul edebileceği şeyler de değildir.

Egemen zihniyet aksini iddia etse de; Allah’ın yasalarına yer vermeyen, bu yöndeki hassasiyetler ve bu hassasiyetlerin müntesipler, şeytani oyun ve tuzaklarla engellenmeye çalışılsa da, ”güçlü haklıdır, güç ve iktidar diyorsa doğrudur” diye bir kural, ilahi bir delil yoktur. Bir şeyin zorla dayatılmış olması o şeyi haklı ve meşru kılmaz çünkü. Hak ve meşruiyetin tek kaynağı, Allah ve Allah tarafından atanan peygamberler ve imamlardır.

Dolayısıyla hangi ülke ve millet olursa olsun, Allah'tan uzak olan zihniyetlerin anlam ve değer dünyasını baz alarak, bu dünyanın normlarını da Allah’ın normlarının üstünde görerek kendimize bir meşruiyet alanı açamayız. Kelime ve kavramlarımıza bu yönde anlam yükleyemeyiz. Yüklesek bile, ilahi iradenin hilafına hayata yön veren hiçbir kavram ve anlamın bir değeri yoktur. Ayet ve hadislerin, bu konuda bir kullanım aparatı haline getirilmesi veya getirilmeye çalışılması da durumu değiştirmeyecektir.

Bunu Türk’ün, İranlının, Arab’ın veya her hangi başka bir ırk, millet ve devletin yapması ortaya çıkan sonucu değiştirmeyecektir. Çünkü kim tarafından yapılırsa yapılsın günahta, sevapta bütün insanlığa ait evrensel bir kavramdır; belli bir inanç gurubuna, millete ve ırka ait değildir…

Allah’ın normlarını inkar üzerine bir dünya inşa eden egemen anlayış ve zihniyetler aksini iddia etse de, Allah’a ve Allah’ın çizdiği yola muhalif hareket eden her şey evrensel bir günahtır, sonucu da bütün insanlık için yakım, yıkım, savaş, kan, gözyaşı, fitne-fesat, kaos-kargaşadır, haksızlık, adaletsizlik ve fakirlik-yoksulluk, anlamsızlık ve belirsizliktir. Yani helak ve uçuruma giden süreçtir.

Bütün bunlara rağmen insanlara bu süreci medeniyet diye ayatmanın adı akılsızlık, ilkellik ve yobazlıktır. Akıl gibi bir nimete sahip olan hiçbir kimse bu denli açık ve net olan bir ilkellik ve yobazlığı yaşam tarzı yapmaktan imtina eder.

Anlam dünyasında, her şeylerini borçlu oldukları yaratıcıya yer vermeyen egemen güçler ve onların taşeronları kabul etmese de, Allah’ın belirlediği meşru sınırlar içinde yapılan her şey doğrudur; hak, adalet, barış, özgürlük, huzur, mutluluk, ilerleme, zenginlik, refahtır. Yani kurtuluş ve kurtuluşa giden süreçtir. Allah’a inansın veya inanmasın bütün insanlık, hatta bütün canlılar için bu sürecin sonu huzur, mutluluk, adalet, barış, ferahlık ve aydınlıktır. Bu kadar güzelliğin olduğu bir sürecin içinde yaşamayı tercih etmek sadece akıl gibi muhteşem bir nimetin farkında olanlara özgü bir tercih ve davranıştır.  

Sahibi Allah olan dünyada, İmamı Zaman'ın (sa) egemenliğinde adil, aydınlık ve ferah bir yarına uyanmak umudu ve duası ile…

Habil Aydın

YORUMLAR

REKLAM