Neden-Sonuç ilişkisi

GİRİŞ: 20.05.2022 08:32      GÜNCELLEME: 20.05.2022 08:32
Rasthaber -  Bugün Ukrayna savaşının 81. günü.

Savaş devam ediyor ama ABD baskısıyla savaşa taraf olan Avrupa ülkelerinde tartışmalar giderek kızışıyor.

Özellikle Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve Rus gazının alınıp alınmaması konusunda.

Şimdiye dek 9 ülke petrol ve gaz yaptırımlarına karşı çıkıyor ve AB’nin en önemli ülkesi Almanya’da çok ciddi tartışmalar yaşanıyor. Kullandığı gazın yaklaşık %50’sini Rusya’dan alan Almanya “almıyorum” dediği anda ekonomisinin çökeceğini ve sanayi sektöründe en az bir milyon işsizle karşı karşıya kalacağını biliyor.

Ülkelerinde 80 Amerikan üssünün bulunduğu Almanlar şaşık ve zor durumda.

Belki de Alman egemen güçleri İkinci Dünya Savaşı’nda “Nazileri yenen ve Komünist Sovyet bayrağını Berlin’de dalgalandıran Rusları” unutamıyorlar.

Adolf ismini yasaklayan Almanlar belki de ruhlarının derinliğinde Hitler’i özlüyor olabilirler.

Öyle olmasaydı bilerek ve kasıtlı olarak Ukrayna’daki Neo-Nazilere her alanda ve düzeyde yardım etmez ve barıştan yana olması gereken Sosyal Demokrat- Yeşiller koalisyonu savaş çığırtkanlığı yapmazdı.

Peki kimdir bu Ukraynalı Naziler?

Bunun yanıtını Ukrayna’da görev yapan Mısır’ın eski Kiev Büyükelçisi Hüseyin El-Cemal’in geçen hafta yazdığı bir makaleden öğrenelim.

Stepan Bandera; Ukrayna Milliyetçiler Örgütü (OUN) kurucusu ve lideri. İkinci Dünya Savaşı’nda Ukrayna’nın batısında Polonyalı Yahudileri öldürdü.

Savaşın bitişine doğru saf değiştirerek ilerleyen Sovyet ordusuna karşı silahlı ayaklanmayı örgütledi ve savaş sonrasında Batı Berlin tarafından para, malzeme ve medya desteği aldı ancak 1959’da Rus ajanlar tarafından Münih’te öldürüldü.

2010’da dönemin batı yanlısı Ukrayna Cumhurbaşkanı Yuşçenko tarafından Bandera’ya Ukrayna Milli Kahramanı nişanı verildi. Nişan Rusya yanlısı sonraki Cumhurbaşkanı Yanukoviç tarafından geri alındı.

Peki Bandera hayranı “Dimitri Yaroş” kimdir?

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 1992’de radikal milliyetçi örgüt “Trident”e katıldı ve 2005’de lideri oldu. Mayıs 2014’te cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday oldu ama 127 bin oy (%0.70) aldı. Bunun üzerine ve CİA’nin telkinleriyle Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesi üyeliğine ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı danışmanlığına getirildi.

Dimitri; Soros’çu “Stay Behinde” yani “geri planda kal” sivil toplum örgütü üyesi olarak 2007’de CİA’nin Varşova’da düzenlediği bir toplantıya katıldı ve Nazilerin, Ortadoğu’dan gelen Kaide artığı kişiler ve Omarof komutasındaki Çeçen bir grupla Çeçenistan’da bir ayaklanma planları üzerinde çalıştı. Toplantının başında şimdi ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Yahudi kökenli Viktoria Nuland vardı.

Nuland o sıralar ABD’nin NATO temsilcisiydi ve başta Paul Wolfowitz olmak üzere çok karanlık ve tehlikeli bir grupla çalışıyordu. 2013’de NATO ve CİA Yaroş’un Nazilerden oluşan adamlarını şehir savaşları konusunda eğitti (Polonya’da) ve 2014’de Kiev’de yaşanan ayaklanma ve darbeye hazırladı. Nitekim Hillary’nin yardımcısı olan Nuland CİA ile birlikte Yaroş ve adamlarını örgütledikten sonra ayaklanma başlatıldı ve üç ay sonra (Şubat sonu) Rusya yanlısı Cumhurbaşkanı Yanukoviç devrildi. Dönemin Başkan Yardımcısı Biden bu süreçte 13 kez gizlice Ukrayna’ya gitti ve bir çok grupla gizli görüşmeler yaptı.”

Mısırlı diplomat olayı böyle özetlemiş.

Biz de 2004 ‘Turuncu Devrimi’ni hatırlatalım.

Soros’çu bu ‘devrim’ sonrasında Yuliya Timoşenko başbakan ve Viktor Yuşçenko devlet başkanı olmuştu. Bu ‘devrim’ sürecinde Nuland ilişki içinde olduğu Nazi gruplarını, kendisinin kurduğu “Sağ Platform” oluşumunda birleştirdi ve olaylarda önemli rol oynayan ve İsrail’den gelen emekli askerlerin etkin olduğu Mavi Miğferliler grubuna önderlik etti.

2014’de Yanukoviç’i deviren Nazi ayaklanması sonrasında Cumhurbaşkanı yapılan Poroşenko, Yaroş’un adamlarından 5 Nazi’yi bakan yaptı onlar da Donbas’a saldırı planı hazırlayarak Rus kökenlileri temizleme operasyonu başlattı. BM raporlarında bile kayıt altına alınan binlerce (14-16 bin) insanın öldürüldüğü bu operasyonlardan sonra Rus ordusu müdahale ederek bölgeyi koruma altına aldı ve Kırım’ı Rusya’ya ilhak etti. Tam bu sırada nam-ı değer Nazilerin oluşturduğu Azov Tugayı ortaya çıktı ve Ukrayna ordusuyla birlikte Rus kökenlilere saldırmaya başladı.

Pazar günkü yazının devamıdır.

2014 olayları sonrasında Nazilerin oluşturduğu Azov Tugayı ortaya çıktı ve Ukrayna ordusuyla birlikte Rus kökenlilere saldırmaya başladı.

Andriy Bilezkiy’nin kurucusu ve komutanı olduğu Azov Ukrayna İçişleri Bakanlığı’na bağlı gaddar ve karanlık bir birim olarak direkt   Washington’dan talimat ve yardım alıyor. Bu talimat ve yardım operasyonunun başında Obama döneminde Başkan yardımcısı Biden, Blinken, Sullivan ve demirbaş Nuland bulunuyordu. Operasyonun para ayağını Biden’ın oğlu Hunter yürütüyordu. Hatırlanırsa Başkan Trump, Biden ve oğlu Hunter’ı Ukrayna’da karanlık işler çevirmek ve kara para aklamakla suçlamış ve Başkan Zelenski’den soruşturma açmasını istemişti.

Ancak Yahudi lobileriyle içli dışlı olan Zelenski Washington’daki egemen çevrelerin desteğini alarak Trump’ı dinlememişti. Bunun üzerine  Biden iktidar olunca Zelenski’nin dostu olan ve Nazilerle birlikte çalışan ve hepsi Yahudi kökenli Blinken’i Dışişleri, Jake Sullivan’ı Ulusal Güvenlik Sekreteri ve Nuland’ı Bakan Yardımcısı yaptı. Onlar da Nazilerle birlikte Rusya’ya karşı biyolojik, kimyasal ve gerekirse nükleer provakasyon hazırlıklarına başladı. Suriye’de Esad’a destek verdiği için Rusya’ya kızan İsrail ise stratejik ve dinsel olarak Zelenski’ye sahip çıkarak ABD ve İngiltere ile her konuda ve alanda işbirliğine başladı. Olup biten her şeyi çok yakından takip eden Başkan Putin daha fazla risk almamak için operasyon emrini verdi. Putin bu emri vermeseydi ABD ve Batılı müttefikler Ukrayna’dan sonra Rusya’yı Baltık cumhuriyetleri üzerinden sıkıştıracaklardı. Bunun hazırlıkları da uzun süredir yapılıyordu. Olup bitenin farkında olan Putin Kırım’da yaptığı gibi Donbas ve çevresini ilhak edebilir ve nükleer füzelerini buralara yerleştirebilir.

Peki şimdi ne oluyor?

ABD; Finlandiya ve İsveç’i NATO’ya alarak Rusya’yı sıkıştırmanın planlarını yapıyor. Ankara’nın kuşku ve endişeyle yaklaştığı söylenen (belki naz yapıyor) ABD’nin bu tavrına karşılık Putin nükleer gücünü bu iki ülkeye yakın bölgelere yerleştirerek Belarus’u ön cephe ülkesi olarak kullanabilir. Finlanda’ya gönderdiği doğal gaz ve elektriği kesen Rusya kendisine karşı düşmanca ve provakatif davranışlarda bulunan Avrupa ülkelerine karşı her an ve farklı alanlarda harekete geçebilir. Ruble ise Dolar ve Avro karşısında sürekli değer kazanıyor. Amerikalılar da son Ukraynalı hatta son Finlandiyalı, Estonyalı, Letonyalı, Litvanyalı ve İsveçli ölünceye kadar Rusya ile savaşı sürdürecekler gibi görünüyorlar.

aşka çaresi de yok çünkü ABD’nin tarihinde savaştan başka hiçbir şey olmamış ve savaş Amerikan devlet ve toplumunun karakteristik özelliği haline gelmiş. Bu nedenle dünyanın tüm dikta yönetimlerini destekleyen ABD radikal İslamcı Kaide, Taliban, Afganlılar mücahitler, IŞİD, Nusra ve benzeri gruplarla işbirliği yaptığı gibi Nazi artıklarıyla da işbirliği yapar ve yapıyor.

Sovyetler Birliği’ni dağıtan ve 2011’de Moskova’yı Libya’da oyuna getiren ABD, Kazakistan’da şansını denedi ama olmayınca Ukrayna’ya yüklendi.

Özetle İsrail, ABD, İngiltere ve Almanya’nın Nazilerle işbirliği ile ilgili tüm gerçekleri öğrenmeden Ukrayna hikayesi öğrenilemez.

Zelenski’nin danışmanı David Arakhamia önceki gün yaptığı açıklamada “40 İsrailli paralı askerin Mariupolsda Azov saflarında savaştığını” itiraf etti.

Sonuç olarak:

Savaş bitse bile Ukrayna sorunu sonuçları itibarıyla uzun süre gündemde kalacaktır. ABD; sürdürdüğü emperyalist politikalarına uygun olarak etnik ve dinsel kimliklerine bakmaksızın NAZİ ruh hastalarını her yerde ve her zaman kullanacaktır. Onlar da Rusya cephesindeki yenilginin ve Sovyet ordusunun Berlin’e girip ‘Ruhani liderleri’ Hitler’in intiharına neden olmasını bir türlü unutamıyorlardır.

Dünyanın bir çok yerinde ama özellikle Arap ve Müslüman ülkelerde din, mezhep ve milliyetçilik gerekçeleriyle komünizme karşı   oluşturulan düşmanlığın gerçek nedeni de buydu.

İslamcı (bağnaz Hıristiyanlar da) duyguların kabartılması ve istenildiği şekilde kullanılmasının ne denli kolay olduğunu son 70-80 yılda hep birlikte gördük.

Özellikle cehalet, yoksulluk ve bağnazlığın egemen olduğu toplumlarda.

Hepsi bu kadar.

korkusuz

YORUMLAR

REKLAM