Türkiye’nin Astana Görüşmelerine Katılmadaki Amacı

rasthaber

İran haber ajanslarından Tesnim Haber bu gün yayınladığı haberde ,Türkiye’nin Astana görüşmelerine katılma amacını ve Türkiye’nin Suriye’deki durumunu değerlendirmiş. Tesnim haber bu gün yayınladığı yazıda Türkiye’nin Astana görüşmelerine katılmadaki amacının farklı olduğunu açıkladı. Tesnim Haberin analizi:

TSK’nın “Fırat Kalkanı” adını verdiği operasyonun, üzerinden yaklaşık beş ay geçmesine rağmen Türkiye, terörist grupları topraklarından uzaklaştırmak olarak iddia ettiği müdahalede bulunma amacına ulaşamadı ve bu müdahalesi ülkesinde terör saldırılarının artmasına, onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan sonuçlar doğurdu ve bu saldırıların büyük bir çoğunluğunu IŞİD üstlendi.

Türkiye Ordusu, terörist grupların Halep’in kuzeydoğusunda bulunan El-Bab şehrine düzenlediği ağır saldırıların üzerinden bir ay geçmesine, savaş uçaklarının onlarca saldırı düzenlemesine ve bölgeye birçok kuvvetin gönderilmesine rağmen ilerleme kaydedemedi ve bu durum Türkiye’nin saplandığı bataklıktan çıkamaya gücünün olmadığını gösteriyor ve bütün bunlar Türkiye’nin Suriye’de daha fazla bölgeyi işgal etmeye ve  Suriye Ordusu ve müttefiklerinin Halep şehrini kurtarmadaki büyük başarılarını etkilemek ve medya propagandasıyla 23 ocakta hükümet ve bazı muhalifler arasında düzenlenecek olan Astana Müzakerelerine gitmeden önce Ankara’nın Fırat Kalkanı Operasyonları adı altında desteklediği terörist gruplara bir medya başarısı sunmaya çalıştığını gösteriyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın’ın açıklamaları Kazakistan’ın başkentinde düzenlenecek olan görüşmeyi etkilemeye çalıştığını vurguluyor. Kalın şunları söyledi: ‘Türkiye, aynı şekilde Suriye’nin Beşşar Esad’la bir bütün olarak ve güvenli bir şekilde kalmasının mümkün olmadığına inanıyor ama adım adım ilerlemek istiyor.’ Bu açıklamalar Türkiye’nin, Suriye-Suriye görüşmelerine olumsuz etkisi bulunan ön şart sunduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin siyasi bir çözümü engellemeye çalışması ve Suriye’de savaşı körüklemek istemesi, bir anlık bir durum değildir ve Suriye krizinin ilk günlerinden itibaren başlamış ve zamanla artmıştır. Aynı zamanda bu eğilimin Türkiye’nin özellikle Halep olmak üzere Suriye’nin kuzeyindeki hırsı ile yakından ilişkisi bulunmaktadır. Ankara, Suriye Ordusunun ve müttefiklerinin Halep’te ilerleyişine engel olamayınca, Halep’in kuzey doğusundaki stratejik El-Bab şehrine odaklanmıştır.

Türkiye her ne kadar zahirde Suriye krizinin çözülmesini istediğini belirtse de elde bulunan veriler ve raporlar bunun tam tersi olduğunu gösteriyor. Öyle ki, edinilen bilgiler, Suriye’nin kuzeyindeki Türk komutanların silahlı grupları yönetmek ve onları ateşkesi suiistimal etmeye ve Suriye’de yeni terör eylemleri gerçekleştirmeye teşvik etmek için bölgede bulunduklarını açıklıyor.

Burada şu noktalara değinmeliyiz; Türkiye’nin Suriye krizinin siyasi olarak çözümünü engellemek istemesinin en önemli nedenleri şunlardır:

1-Özellikle Halep şehrinin kurtarılmasından ve birçok bölgenin terörist gruplardan temizlenmesi ve bu grupların geri çekilmesinin ardından Türkiye’nin duruşunun Suriye ve müttefiklerinin duruşu ve konumuna kıyasla daha zayıf olması

2-Türk Ordusunun ve Fırat Kalkanı operasyonlarını başlatan bu ülkenin desteklediği silahlı grupların El-Bab şehrine hakimiyeti ve bu ülkenin medyada da olsa elde ettiği tüm başarılar ve Türk saflarında tahmin edilmediği kadar asker kaybının yaşanması.

3- Erdoğan Astana’ya gitmesinin Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın meşruiyetinin doğrudan itirafı anlamına geldiğini ve Erdoğan’ın bölgedeki planlarına güçlü bir darbe olduğunu çok iyi biliyor.

4-Amerika Başkanı Barack Obama Hükümetinin Erdoğan’dan vazgeçmesi ve onu yalnız bırakarak Türkiye Hükümetinin zorlu düşmanı olan Kürtleri desteklemesi.

Bahsedilen bütün bu nedenler ve başka nedenlerden dolayı, Türkiye’nin Astana Müzakerelerinde Suriye krizinin siyasi çözümüne engel olması bekleniyor. Burada akıllara şu soru geliyor: ‘Acaba Türkiye bu alanda yani Suriye krizinin siyasi olarak çözümünü engelleme konusunda başarılı olacak mı ya da Rusya ve İran ile anlaşma sağladıktan sonra teslim olma gibi tam tersi bir durum söz konusu olabilir mi? ‘

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın