barışın hâlâ zor olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler (BM) kararları
doğrultusunda iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Kral 2.Abdullah, New York’taki BM 77. Genel Kurulu’na
hitabında, “Filistin meselesinde ilerleme kaydetmenin yolunun BM kararları
doğrultusunda iki devletli çözümden geçtiğini” vurguladı.
İki devletli çözümün gerçekleşmesi için tüm halkların
yöneticilerine baskı kurmaları gerektiğini dile getiren Kral 2.Abdullah,
“Filistin-İsrail çekişmesinin barışa kavuşması hâlâ zor. Bu tarihi
trajediyi sonlandıracak çözüm için bugüne kadar yaşanan savaşlar ve diplomatik
çabalar sonuç vermedi.” dedi.
Filistin meselesinde uzun yıllar önce barış sağlanmış
olsaydı bölgenin, mevcut halinden çok daha farklı olabileceğine dikkati çeken
Ürdün Kralı, “Aşırılık yanlılarına, işgalin zulmünü kullanma fırsatının
verilmediğini hiç düşündük mü? Bu durumda kaç tane genç nesil barış ve kalkınma
ortamında büyümüş olurdu?” diye konuştu.
Haziran 1967 toprakları üzerinde bağımsız bir Filistin
devletinin kurulmasını öngören BM kararları doğrultusunda iki devletli çözümü
hatırlatan Kral 2. Abdullah, Kudüs’teki son gelişmelere ilişkin ise şunları
kaydetti:
“Halihazırda Kudüs kentinin geleceği ciddi bir endişe
kaynağı olmuştur. Kudüs, dünyada milyarlarca mensubu olan semavi dinlerin
kutsal gördüğü bir kenttir. Kudüs kentinin hukuksal ve tarihi konumunun
baltalanması, dini bölünmelere ve uluslararası düzeyde gerginliklere neden
olur. Bu nedenle de kutsal şehirde bölünme ve nefrete yer yoktur.”
Ürdün’ün, Kudüs’teki Müslüman ve Hristiyanlara ait kutsallar
üzerindeki vesayeti dolayısıyla, kentteki hukuksal ve tarihi konumunu korumaya
bağlı kaldığının altını çizen 2. Abdullah, “Bir Müslüman lider olarak şunu
söylememe müsaade edin: Kudüs başta olmak üzere bölgemizdeki Hristiyanların
haklarını ve tarihi kimliklerini savunmaya bağlı kalacağız.” ifadelerini
kullandı.
Halihazırda Kudüs’teki Hristiyanların ve kiliselerin tehdit
altında olduğunu söyleyen Ürdün Kralı, bunun kabul edilemez olduğunu ve
geçmişte olduğu gibi gelecekte de Hristiyanların bölgenin bir parçası olarak
kalması gerektiğini ifade etti.
