İran’ın, ABD ve İsrail’in Cumhuriyet’e karşı yürüttüğü savaşa yanıt olarak Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) “sert şekilde hedef alma” niyetini Suudi Arabistan ve Umman’a ilettiği iddia edildi.
The Wall Street Journal tarafından yayımlanan haberde, Tahran’ın bu adımıyla Körfez’deki Arap ülkeleri arasında özellikle Abu Dabi ile komşuları arasında ayrışma yaratmayı hedeflediği öne sürüldü.
Habere göre, İranlı yetkililer Suudi muhataplarına yaptıkları bir görüşmede BAE’yi “çökertme” niyetinden söz etti ve Riyad ile Abu Dabi arasındaki mevcut görüş ayrılıklarına dikkat çekti. Ancak görüşmenin zamanı belirtilmezken, Suudi yetkililerin bu ifadeleri doğrulamadığı kaydedildi.
Körfez’de zaten var olan gerilimler derinleşiyor
Middle East Eye’ın aktardığına göre, BAE’nin OPEC’ten ayrılması, İran savaşı sonrasında Riyad ile Abu Dabi arasındaki gerilimin arttığını gösteren son gelişmelerden biri oldu.
Raporda, İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi içindeki çatlakların farkında olduğu ve ABD’nin müttefiki olan Arap ülkeleri arasında mesafeyi artırmayı stratejik bir fırsat olarak gördüğü ifade edildi.
Suudi Arabistan ve BAE, bölgesel nüfuz mücadelesinde zaten farklı cephelerde yer alıyor. Yemen’de ve Sudan iç savaşında karşıt tarafları destekleyen iki ülke, Libya’da da farklı güçler üzerinde etkili olmaya çalışıyor.
Savaşta farklı pozisyonlar
Körfez ülkeleri genel olarak ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşa mesafeli yaklaşsa da, İran’ın misillemelerinden en fazla etkilenen taraflar arasında yer aldı.
Habere göre, BAE, İran tarafından gerçekleştirilen yaklaşık 2000 balistik füze ve İHA saldırısının hedefi olarak en ağır zararı gören ülke oldu.
Bölge ülkeleri—BAE, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve Kuveyt—on binlerce ABD askerine ev sahipliği yapmakta ve savunma sistemlerinde büyük ölçüde ABD’ye bağımlı bulunmaktadır.
Suudi Arabistan, ABD’ye üs ve hava sahası erişimi sağlayarak savaşa destek verirken, aynı zamanda Pakistan’ın arabuluculuk girişimlerini de desteklemiştir. Buna karşılık BAE’nin hem açık hem kapalı kanallardan ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının sürmesi için lobi yaptığı ve diplomatik girişimleri engellemeye çalıştığı öne sürülmektedir.
BAE–İsrail yakınlaşması dikkat çekiyor
Savaşın, BAE ile İsrail arasındaki iş birliğini daha da güçlendirdiği belirtilmektedir. Financial Times’a göre, İsrail İran saldırıları sırasında BAE’ye lazer tabanlı savunma sistemleri ve gelişmiş silahlar sağlamıştır.
Ayrıca, BAE’nin ABD ve İsrail’le birlikte İran’a yönelik operasyonlara katılmış olabileceğine dair iddialar da gündeme gelmiştir. Şiraz yakınlarında bir Çin yapımı “Wing Loong 2” İHA’sının düşürülmesi, bu ihtimali tartışmaya açmıştır.
Ekonomik kırılganlık ve güvenlik endişesi
BAE, açık ekonomik yapısı nedeniyle İran saldırılarına karşı daha hassas bir konumda bulunuyor. Özellikle Dubai’nin turizm, finans ve kripto para merkezi olarak gelişmesi, bu ülkeyi dış şoklara daha açık hale getirmiştir.
Haberde, Dubai’deki bazı lüks otellerin doluluk oranlarının düştüğü ve indirimli fiyatlar uyguladığı, hatta ünlü Burj Al Arab otelinin savaşın ilk günlerinde hasar gördükten sonra uzun süreli renovasyona kapatıldığı ifade edildi.
Sonuç: Bölgesel dengeler yeniden şekilleniyor
Uzmanlara göre BAE, ABD’nin İran’la çatışmadan geri çekilmesinden endişe duyuyor. Çünkü İran, artık bölgesel bir güç olarak sınırlarına yakın konumda bulunmakta ve Hürmüz Boğazı üzerinde belirleyici bir rol üstlenmektedir.
Bu çerçevede, Körfez’deki ittifak ilişkilerinin giderek daha kırılgan hale geldiği ve İran’ın bu durumdan stratejik avantaj sağlamaya çalıştığı değerlendirilmektedir.
