AKP’de eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tasfiyesi sürecinde gün yüzüne çıkan “en yandaş kim?” kavgası Davutoğlu sonrasında da devam ediyor.
Birbirine yönelik “FETÖ’cü” ithamlarını sürdüren AKP’liler son olarak gazeteci Deniz Yücel’in tutuklanması sonrası birbirine girmişti.
AKP Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun tutuklamaya tepki göstermesi sonrası birçok AKP’li yazar Yeneroğlu’nu hedef alırken, Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal da Yeneroğlu’na destek verdiği için hedef olmuştu.
Bugün Yeni Şafak’ta konuya ilişkin bir yazı kaleme alan Ünal, zamanında Gülen’i hedef aldığı için “dost” isimler tarafından hedef alındığını ama aynı “dost” isimlerin kısa sürede “öne geçmeyi” başardığını yazdı.
“17/25 Aralık’tan sonra, manevra kabiliyeti yüksek, besili ve cüsseli o ‘dostlar’ bizi ezip en öne geçtiler. Sorun değil. Bu işler böyledir. Bizim önlerde hiç gözümüz olmadı zaten. Öne geçtiler ve herkesten çok bağırmaya, kükremeye başladılar” diyen Ünal, yazısına şöyle devam etti:
Mücadeleye öyle bir “aşkla” ve “heyecanla” sarıldılar ki, biz bile artık “FETÖ’cü, Paralel, Kripto” ithamlarına maruz kalmaya başladık.
Şimdi büyük bir şüphenin içindeyim: FETÖ’yle mücadele edenler, Aliya’nın dediği gibi, “düşmanlarına mı benzediler”, yoksa hep mi böyleydiler?
Çok ciddi bir kalitesizlik ortamı kasıp kavurmaya başladı. Recep İvedik’in 5 milyon seyirci rekoruna ulaşması, evlilik programlarının rating rekoru kırması, temiz Anadolu ailelerinin televizyonlarda medya maymununa dönüştürülmesi, Dallas dizisinin artık pek muhafazakar kalması, ekrandaki çıplaklığın, seviyesizliğin dindar evlerde bile doğallaşması değil kastım. Kifayetsizlik, başedilebilir bir sorundur neticede; lakin, kifayetsizliğe ihtirasın eşlik etmesi büyük tehlikedir.
Kifayetsizlikle yoğrulmuş ihtiras, siyaseti, bürokrasiyi, medyayı sinsi bir virüs gibi zehirliyor. Moğol istilacıları gibi acımasızca, ne var ne yok yakıp yıkıyorlar; çekirge sürüsü gibi rantın üzerine üşüşüyorlar; züccaciye dükkanına giren fil gibi kırıyorlar, döküyorlar, eziyorlar, incitiyorlar. Etraflarına korku salıp sindiriyorlar. Aldıkları reaksiyonla, eleştiriyle, hakaretle, saldıkları korkuyla büyüyorlar. İşi şantaja kadar götürüyorlar. FETÖ ile mücadele ediyormuş gibi görünüp, ne kadar Fetullahçı taktik varsa kullanıyor, yalan söylüyor, iftira atıyor, karanlık operasyonlar yapıyorlar. Kendilerinden olmayana hayat hakkı tanımıyor, “Ben, ben” diyerek kibirle ortalıkta dolaşıyorlar. Ömrü mücadeleyle geçmiş dava adamlarını bir kalemde harcıyor, çalışanların, üretenlerin moralini bozuyor, kollarını, kanatlarını kırıyorlar.
sol
