Yemen Dışişleri Bakanlığı, Kızıldeniz’de Suudi Arabistan ile hareket edilmemesi konusunda uyarıda bulunarak, Kızıldeniz’in “askerileştirilmesinin” bölgede daha fazla istikrarsızlığa yol açacağını belirtti.
Yemen Dışişleri Bakanlığı, Suudi rejiminin yeni bölgesel ve uluslararası ittifaklar kurma çabalarına yanıt olarak yayımladığı sert bildiride, bu girişimleri Yemen halkına yönelik suçları ve ablukayı örtbas etmek için yapılmış bir “örümcek ağı örme” çabası olarak nitelendirdi ve Kızıldeniz’e yönelik her türlü yeni askeri müdahaleye karşı uyarıda bulundu.
Bu bildiri, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı’nın dün gece Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki suyollarının güvenliğini ve seyrüsefer emniyetini sağlamak amacıyla bir deniz ittifakı kurulmasını görüşmek üzere 40’tan fazla ülkenin katılımıyla bir toplantıya ev sahipliği yaptığını iddia etmesinin ardından geldi.
Suudilerin iddiasına göre Mısır, Türkiye, Katar, Pakistan, Kuveyt, Ürdün ve Aden hükümeti başta olmak üzere 14 ülke deniz ittifakının kurulmasına destek verdiğini açıkladı ve diğer ülkelerin de daha sonra bu ittifaka katılacağı belirtildi.
Söz konusu ittifak, her şeyden önce 2015 yılında Suudilerin Yemenlilere karşı kurduğu ve 10 ülkenin katıldığını duyurduğu, ancak sonunda sadece Suudi Arabistan ve BAE’nin kaldığı (ki bu iki ülke de sonraki tüm yıllarda birbiriyle rekabet ve çatışma halinde oldu) ittifakı veya Suudilerin kurduğu ve 41 ülkenin üye olduğu ancak tek bir operasyon bile gerçekleştirmeyen sözde “Terörle Mücadele İttifakı”nı hatırlatmaktadır.
Seba Haber Ajansı’nın (Saba News) bildirdiğine göre Yemen Dışişleri Bakanlığı yayımladığı bildiride şu hususları vurguladı: “Yemen halkının mütecaviz Suudi rejimiyle savaşı, gasp edilen hakları geri almak ve zalimane ablukayı kaldırmak için yürütülen meşru bir savaştır.”
Uluslararası toplumun ve bölge ülkelerinin bu savaşın gerçekliğini kavraması gerektiğini belirten bakanlık sözlerine şöyle devam etti: “Ülkeler, şu anda tarihi bir çıkmaza saplanmış olan Suudi rejiminin kendilerini haksız, ahmakça ve önceden kaybedilmiş savaşlarına çekmesine izin vermemelidir. Dünyadaki hiçbir akıllı insan kendisini Riyad ile hareket etme tehlikesine atmaz.”
Bildirinin bir diğer bölümünde Yemen halkının çelikten iradesine değinilerek şu ifadelere yer verildi: “Dünyadaki tüm güçler Yemen halkının yasal ve meşru haklarına ulaşmasını engellemek için bir araya gelse bile, aşağılayıcı bir yenilgiden başka bir şey elde edemeyeceklerdir.”
Babülmendep’te Seyrüsefer Güvenliği ve Mali Söylentilerin Yalanlanması
Yemen Dışişleri Bakanlığı ayrıca bölgenin askerileştirilmesinin uluslararası sonuçlarına karşı uyarıda bulunarak şunları kaydetti: “Kızıldeniz’deki her türlü yeni askeri varlık, istikrarsızlığa yol açacak ve şu anda sağlanmış olan seyrüsefer güvenliğini tehlikeye atacaktır.”
Babülmendep Boğazı’ndan geçiş ücreti alındığına dair ortaya atılan iddia ve söylentileri yalanlayan bildiri; Babülmendep ve Kızıldeniz’deki ticari seyrüseferin tamamen güvenli olduğunu, San’a’nın cezalandırıcı tedbirlerinin ve deniz ablukasının “Suudi düşmanın tekelci yapısını ve can damarlarını” hedef aldığını ve diğer ülkeler için hiçbir tehdit oluşturmadığını net bir şekilde ifade etti.
Yemen Dışişleri Bakanlığı son olarak, mevcut eylemlerin ablukayı tamamen kırmak ve Yemen halkının tüm haklarını eksiksiz bir şekilde geri almak için yürütülen daha büyük bir operasyonun sadece ilk aşamaları olduğunu hatırlattı.
Eş zamanlı olarak San’a hükümetinin Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Abdussalam da X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda Suudi yöneticilerin politikalarını sert bir dille eleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Gerçekler, Suudi rejiminin geçmişten ders çıkarmadığını göstermektedir. Barış taahhütlerini uygulamada isteksiz davranmak, zalimane ablukayı sürdürmek ve Yemen halkını zayıflatmaya çalışmak Riyad’a asla güvenlik ve istikrar getirmeyecektir.”
Abdussalam sözlerine şöyle devam etti: “Suudi Arabistan’ın güvenliğe ulaşmasının tek ve en kısa yolu; saldırı dosyasına son vermek, ablukayı tamamen kaldırmak ve komşuluk haklarına saygı duymaktır. Suudi yetkililer krizden kaçmak ve yeni meydan okumalar yaratmak yerine komşularıyla saygılı bir etkileşim içine girmelidir.”
Abdussalam, Riyad’ın bu eylemlerin tüm sonuçlarını ve sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini, her türlü çatışmaya girmenin ve gerilimi tırmandırmanın kendisi için yıkıcı sonuçlar doğuracağını bilmesi gerektiğini vurguladı.
