Yemen Konferansı Gerçekleştirildi; ‘Dünyanın Zulme Sessizliği Kabul Edilemez’

rasthaber
Rasthaber –  Nijerya İslami Hareketi lideri, Batılı ülkelerin yıkıcı
eylemlerini eleştirerek, dünyanın Yemen’deki felaket karşısında sessiz
kalmasının anlaşılır gibi olmadığını söyledi.

“Yemen’e Yönelik Saldırıların Boyutlarının
Araştırılması” sanal konferansı cumartesi günü dünyanın farklı
ülkelerinden düşünürlerin katıldığı bir konferansla gerçekleştirildi.

Bu uluslararası konferansta işgalci koalisyonun neden
Yemen’i işgal ettiği, Yemen halkının toprağını savunma hakkı olduğu, Yemen
halkının işgalcilere karşı direnişi, işgalci koalisyonun Yemen’deki savaş
suçları, işgalcilerin yaygın insan hakları ihlalleri, Yemen’de işgalcilerin
yarattığı insani felaketlerin boyutları, Yemen’deki saldırı ve felakette
müstekbirlerin ve Siyonizm’in rolü tartışıldı.

Yemen’de işlenen suç ve cinayetler karşısında dünya
halklarının sessizliği anlamsızdır

Konferansa katılan Nijerya İslami Hareketi lideri Şeyh
İbrahim Zakzaki, herkesi Batılı ülkelerin Yemen’e saldırmadaki nihai hedefi
üzerinde düşünmeye çağırdı ve şunları söyledi: ‘Bu felaket karşısında dünyanın
sessizliği anlamsızdır. Savaş, iki askeri güç arasındaki askeri mücadele
anlamına gelir ama Yemen’de düşmanlık sergilenmekte ve insanlığa karşı savaş
suçları işlenmektedir.

Sivillere yönelik tüm bu hava saldırıları, erkekleri,
kadınları ve çocukları evlerinde, işyerlerinde ve okullarda öldürmek, hatta
çocukların ve mahkûmların otobüslerine saldırmak, hastanelere saldırmak,
hastaları, hemşireleri ve doktorları öldürmek savaş demek değildir. BAE ve
Suudi Arabistan, ABD, İngiltere, Fransa ve diğer Batılı ülkeleri temsil eden
ülkelerdir.

Bütün bu eylemlerle devrik cumhurbaşkanını bu ülkeye geri
getirmeye çalışıyorlar. Fakat bu ticaretin ve insanların öldürülmesinin
gerçekten sonucu nedir?’

Şeyh Zakzaki, konuşmasının bir başka bölümünde, herkesi
Batılı ülkelerin nihai hedefi üzerinde düşünmeye çağırdı ve şunları söyledi:
‘Biri, devrik bir cumhurbaşkanını bir ülkeye geri getirmek isterse ve o ülkenin
erkek, kadın ve çocuklarının o kişiyi kabul etmesini beklerse, herkesi
öldürerek bu olabilir mi?’

Nijerya İslami Hareketi lideri aynı zamanda Libya, Irak ve
Suriye’deki suç ve cinayetlerin Yemen’deki mevcut suçlara benzediğini
belirterek şunları söyledi: ‘Batı ülkeleri her şeyi mahvediyor ve bu, yeniden
bir dünya savaşı başlatmak için yapılmış yeni bir plan ve komplodur ve amacı
İsrail’i korumaktır.’

Şeyh Zakzaki, çeşitli ülkelerden bu sorunu çözmelerini
istedi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Halkı elektrik, petrol, benzin ve tıbbi
malzemelerden mahrum bırakılan Yemen’deki felaket karşısında dünyanın
sessizliği mantıklı değil ve herkesin bu sorunun çözümüne yardımcı olması
gerekiyor.’

Şeyh Zakzaki, Yemen savaşını insani bir felaket olarak
nitelendirdi ve şunları söyledi: ‘Bu insanlar sağlık hizmetlerinden mahrumdur.
Bu, günümüz dünya toplumu için tehlikeli bir ikilemdir. Yemen halkının cevap
verme ve tepki verme hakkı var, çünkü olabilecek en kötü şekilde saldırıya
uğruyorlar.’

 Nijerya İslami Hareketi lideri konuşmasının sonunda Yemen
halkı için tek yolun direniş olduğunu söyledi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Bu
konunun bir an önce son bulmasını ve Yemen halkının zafere ulaşmasını ve
müstekbir güçlerin en kısa sürede ortadan kalkmasını umut ediyoruz.’

Yemen halkı kimseden korkmuyor

Konferansta konuşma yapan bir diğer katılımcı olan Filistin
İslam Konseyi Başkanı Şeyh Nemr Zigamut, konuşmasının başında Yemen halkını
cesur ve yüce olarak nitelendirerek şunları söyledi: ‘Bu insanların bu kadar
zulme uğramamak için teslim olmaları yeterliydi. Fakat onlar ayağa kalktılar ve
Allah sabredenleri mükâfatlandıracaktır.’

Filistin İslam Konseyi Başkanı Hac Suresi’nin 39. ayetine
atıfta bulunarak şunları söyledi: “Saldırıya uğrayanlara zulme mâruz kaldıkları
için savaş izni verildi. Allah onları muzaffer kılmaya elbette kādirdir.” Allah
zulme karşı duran bir milleti yalnız bırakmaz, zalimleri de onlara bırakmaz ve
mazlumları mutlaka zafere ulaştırır.’

Şeyh Zigamut, ABD’ye, küresel Siyonizm’e ve bazı Araplara
karşı duran, vatanını ve inancını savunan azimli Yemen halkını takdire ederek
şunları söyledi: ‘Bu millet kimseden korkmuyor ve dünyanın Siyonistlerine ve
ABD’ye teslim olmamaya, baskılara boyun eğmemeye kararlıdır.

Yemen halkı isteseydi, müstekbirlere itaat ederek savaş
dururdu ama onlar ayağa kalktılar ve özgürlüklerini istediler. İçindekileri
kutsal saydılar ve kendilerine müreffeh ve onurlu bir Yemen satın aldılar ve bu
isimle ünlendiler.

Yemen’in asil halkı, Filistin davasını tüm güçleriyle
savundu. Filistin halkını savunmak için akan kan, direniş ve gösteriler, bu
koşullara rağmen Filistin davasını unutmayan bu asil milletin içlerindeki
inancı göstermektedir.

Bugün, vekil gruplar ve sömürgeci ülkeler, yedi yıl sonra
zulmün halka verdiği zararı görüyor ve hissediyor. Eğer akılları varsa, bu
vahşet ve suçlardan pişman olacaklardır.

Amerika Birleşik Devletleri ve küresel Siyonizm, tüm varlığı
ve olanaklarıyla Yemen halkı üzerinde hâkimiyet elde etmeye çalışmış ama bunu
başaramamıştır. Allah-u Teâlâ Yemen halkını muzaffer eylesin. Şüphesiz Allah
buna kadirdir. Allah Filistin’i tüm yüceliği ile halkına iade etsin. Yüce
Allah’tan halkımız için zafer ve izzet diliyoruz.’

Yemen halkının zaferi yakındır

Konferansa katılan Irak Ehli Sünnet Âlimler Birliği Başkanı
Şeyh Halid Molla, İran’a yönelik ekonomik yaptırımları, Suriye, Irak ve
Yemen’deki huzursuzluğu halk hükümetlerinin kurulmasına karşı bir adım olarak
nitelendirerek, şunları vurguladı: ‘Yemen’deki savaşın saldırganlar üzerinde
kendi aşağılanmalarından başka bir etkisi olmayacaktır.’

Şeyh Halid Molla, konuşmasının devamında, Yemen’den
bahsetmenin bu ülkenin mazlumlarının çektiği acı ve sıkıntıları zihinlerde
canlandırdığını söyleyerek şu ifadelerde bulundu: ‘Bu millet komşularıyla barış
istiyor ama cinayete, işgal ve saldırıya ve ekonomik kuşatmaya maruz
kalıyorlar. Bu, adalet peşinde olan herkes için büyük bir endişedir.’

Irak Ehli Sünnet Âlimler Birliği Başkanı, Yemen halkına,
onların Allah’a olan inançlarından dolayı zulüm yapıldığını belirterek şunları
söyledi: ‘ Yemen ve bu ülkeye karşı düşmanlık konusuna gelince, müstekbir ve
Batılı ülkelerin Suudi koalisyonu vesilesiyle yaptığı zulümler her Müslümanı
utandırıyor. Komşular olmasaydı, hiç kimse bu ülkenin semalarını ve
topraklarını işgal etmeye cesaret edemezdi.’

Şeyh Halid Molla konuşmasının başka bir bölümünde Yemen
savaşını yararsız olarak nitelendirerek şunları söyledi: ‘Bu yedi yılda, bu
beyhude savaşın sonucunu gördüler. Bu kutsal topraklarda her gün katliamlar
yaşanıyor ve Yemen halkı Müslüman ümmetinin ve İslam âlimlerinin uluslararası
arenaya girmesini ve bu konunun daha ciddiyetle takip edilmesini bekliyor. Bu
savaş iki tarafa da fayda sağlamadı.’

Şeyh Halid Molla Suriye, Irak ve Yemen’deki savaşların
faillerini din, mezhep ve Müslümanları birliğinin düşmanı olarak nitelendirerek
şunları söyledi: ‘Bu düşmanlar, bölgenin huzur bulmaması için sürekli savaş olmasını
istiyor ve burada barış, huzur ve birlik istemiyorlar.’

Irak Ehli Sünnet Âlimler Birliği Başkanı, BAE ve Suudi
Arabistan’ı İslam düşmanlarının güvensizlik yaratma ve saldırıda bulunmadaki
temeli olarak nitelendirerek şu ifadelerde bulundu: ‘Onlar, zenginliği,
altyapıyı ve tüm bölgeyi yok ediyorlar. İnsanların sebatı, onlara başarılı
olamayacaklarını gösteriyor. Bazı ülkeler cinayetler ve saldırılar hakkında
konuşmaya cesaret edemiyorlar.

Allah-u Teâla zulüm yapanlara güvenmeyin diye defalarca buyurmuştur
ve Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kendime ve sizlere
zulmü yasakladım, çünkü bunun size kötü etkileri ve sonuçları olacaktır.” Hal
böyle iken bazı İslam ülkeleri bu zulme nasıl sessiz kalıyorlar?’

Irak Ehli Sünnet Âlimler Birliği Başkanı, İran’a yönelik
ekonomik yaptırımların, Irak’taki huzursuzluğun ve diğer konuların, bölge
halkına karşı çıkma ve onların talepleri doğrultusunda bir ordu kurmanın delili
olduğunu belirtti ve şu ifadelerde bulundu: ‘Bölgenin İsrail’e dostluk eli uzatmasını
istiyorlar. Buna karşı durmak hepimizin elindedir. Tıpkı İran İslam
Cumhuriyeti’nin Yemen meselesine girmesi ve tüm sorunlara rağmen önemli
zaferlerin elde edilebileceğini göstermesi gibi.’

Halid Molla konuşmasının sonunda bölgenin baskıcı yöneticilerine
karşı mücadele çağrısında bulundu ve şunları söyledi: ‘Bütün Müslümanlar yüksek
sesle şunu söylesinler: Yeter artık bu aziz millete karşı zulme bir son verin!
Büyük İslam milleti Yemen milletini desteklemektedir. Bu milletin uleması
olarak Yemen halkıyla, ulemasıyla, şehitleriyle dayanışmamızı ilan ediyoruz ve
bu insanlar bilsinler ki zaferleri yakındır ve bu insanların direnişi meşhur
olmuştur ve olacaktır.’

Yemen halkı aç duruyor ama vazgeçmiyorlar

Konferansa katılan Londra İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
Mesut Şecere Yemen’deki kötüleşen durumu ve gıda ve ilaç eksikliğini şiddetle
eleştirdi ve şunları söyledi: ‘Bu insanlar hiçbir tesisi olmadan, tüm alt
yapılarının yıkılmasına rağmen ayaktalar ve müstekbirlere boyun eğmeyecekler.
Yemen halkına desteğimiz, zengin ülkelerin işgalinden değil, son altı yılda bu
ülkede yaşanan soykırımdan dolayıdır.’

Londra İnsan Hakları Komisyonu başkanı, kör bombalamaları ve
sivillerin öldürülmesini kınayarak şu ifadelerde bulundu: ‘Tüm altyapı ve
hastaneler yıkıldı. Birleşmiş Milletler Yemen’i en büyük felaketlerden biri
olarak nitelendirdi. Her yıl Yemen halkının zulme uğradığı, binlerce çocuğun
yetersiz beslenme nedeniyle öldürüldüğü, tıbbi malzemelerin tükendiği ve
yıkılmayan çok az hastanenin kaldığı duyurulmaktadır. Onlar hatta ekmeğe bile
ulaşamıyorlar.’

Şecere ayrıca yaptırımları sivillere karşı bir savaş suçu
olarak değerlendirdi ve şunları vurguladı: ‘Yaptırımlar herkesi mahveden en
önemli etkenlerden biridir. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupalılar ve diğer
ülkeler, silah satışlarının para için olduğunu ilan ederek, sivillere
saldırması için Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a silah
satıyorlar.

Onların bu silahları satın almak ve Yemen’de savaşmak için
harcadıkları para, bu ülkelerin toplam gelirlerinin yüzde bir veya bir buçuğu
kadar. Yani bu silahların alım fiyatının Batılı ülkelerin ekonomilerine bir
etkisi yok ama kendilerini satan bu ülkeler onlar adına suç işliyorlar.
Uluslararası toplum üzerinde baskı kurmalıyız çünkü milyonların hayatı
tehlikede ve Birleşmiş Milletlere baskı yapmalıyız. 

Elbette Batılı hükümetlerin veto hakkı var ve veto
edeceklerdir ama baskı yapmalıyız ve özgürce konuşmalı ve tüm tribünlerde
Yemen’in özgürleştirilmesi gerektiğini ve onu desteklememiz gerektiğini
söylemeliyiz.’

 Mesut Şecere, Suudi
Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni giderek kaybeden ülkeler olarak
nitelendirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Yemenliler için dua ediyorum, onlar
kazanacaklarıdır. Yemenliler ve Husilerin bağımsızlığı, tiranların ve
zalimlerin ibret alıp ilahi adaletin mahkemesinde yargılanmaları için dua
ediyorum.’

Yemen halkı istikbarın hegemonyasını çökertti

Konferansa katılan Bahreyn’in devrimci âlimlerinden
Hüccetü’l İslam Şeyh Abdullah Dekkak, şunları söyledi: ‘Yemen’in mazlum halkı,
Suudi koalisyonuna karşı durarak istikbarın hegemonyasını kırdı. Dini açıdan
bakıldığında, ahir zamanla ilgili rivayetlerde, Seyyid-i Yemani’nin bu
topraklardan çıkacağı açıktır ve Horasan bayrağı, İmam Mehdi’nin (a.f)
inkılabının temeli ve zaferi müjdeleyen bayraktır.’

Şeyh Abdullah Dekkak, İran ve Yemen’e yönelik küresel
istikbarın görüşünü dini bir bakış açısıyla değerlendirerek şu ifadelerde
bulundu: ‘Onlar, dini olaylara ve inançlara önem verirler ve bu iki bölge İmam
Zaman’ın (a.s) odak noktasıdır.’

Bahreynli bu âlim, ikinci boyut olarak Yemen’in stratejik
konumunu ele aldı ve şunları söyledi: ‘Burası Kızıldeniz’e, Fars Körfez’ine ve
Babülmendep’e erişim açısından çok önemli bir alandır ve ticaret gemileri bu
dar boğazdan geçmektedir. Yeni araştırmalar, Afrika’nın zenginliklerinin
çoğunun bu kıtanın güneydoğusunda, Yemen’in bulunduğu Somali ve Cibuti’de
olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla, bu muazzam servete erişim, Yemen’in bu
zenginlik kaynağına erişmesini sağlar. BAE, bu ülkenin güney kıyılarına
odaklanmış durumda ve bu bölgeye ve Babülmendep’e hâkim olmak istiyor. BAE,
yakınlardaki o bölgeyi ele geçirmeye çalışarak dünyadaki stratejik bölgeleri
elde etmek istiyor. Bu ülke, bu bölgeye hakim olarak Babülmendep’e kolayca
hakim olabilir ve bu bölgeye erişim BAE’ye büyük zenginlik getirecektir.’ 

Şeyh Dakkak, bu suç ve cinayetlerin üçüncü boyutu olarak
şunları zikretti: ‘Suudi rejiminin kurucusu Abdülaziz Al-i Suud’un şöyle bir
vasiyeti var: “Suudi Arabistan’ı güçlü tutmak istiyorsanız Yemen’i zayıf
tutmanız gerekir.” Bu yüzden Yemen’i zayıf tutmak zorundalar. Suudi
yöneticiler, Ali Abdullah Salih’in hükümetinden Asir ve Necran’ı 5 milyar
dolara kiraladı ve kontrat sona erdikten sonra ikisini kendilerine katıp 15
milyar dolar ödeyerek onu susturdular. Onlar Yemen’in bağımsızlığına asla
müsamaha göstermeyeceklerdir.

Bahreynli bu âlim, dördüncü boyutu istikbarın hâkimiyetini
kırmak olarak nitelendirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Çoğu Arap ülkesinin
efendisi Amerikalılardır. Yemen ise bunu yapmadı ve şimdi ABD’nin kontrolünden
çıkıyor. Yemen’in bağımsız olma potansiyeli var ve bu, bölge ülkeleri ve
sömürgecilik için bu korkuyu yarattı.’

Şeyh Dakkak, beşinci boyutun, güçlü bir ulusa ve hassas bir
toprak parçasına sahip bir Yemen ulusunun varlığı olduğunu söyledi ve şunları
vurguladı: ‘Bu bölge önemli ve geniş bir coğrafyaya sahiptir ve ekonomik
kapasitesi iyidir ve bu bölgenin nüfus kapasitesi de çok önemlidir.  Yemen, Körfez ülkeleri arasında en yüksek
nüfusa, gaz, petrol ve tarıma ve ayrıca geniş bir coğrafi alana sahiptir.

Suudi Arabistan ve diğer ülkeler Yemen’deki bu durumdan
korkuyor.

Yemen’e karşı bu saldırılar Suudi ve  BAE saldırıları değil, Amerikan-Siyonist
saldırılarıdır. Ana düşmanlar ABD ve Siyonist rejimdir. Ancak Yemen’in
kazanacağını ve bu bölgede yerini alacağını göreceğiz.’

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın