İstanbul İl Başkanlığı 7. Olağan Kongresinde konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun
konuşmasından satır başlıkları şu şekilde:
Doğrunun iyinin güzelin hakkın ve adaletin tesisi için gece
gündüz çalışan kardeşlerim, geleceğin teminatı gençlerimiz, azim ve gayret
timsali hanım kardeşlerim hepinizi selamlıyorum.
Tarihi önem taşıyan bir şehirde tarihi bir kongre
gerçekleştiriyoruz. Tarihi derken; İstanbul sadece Türkiye’nin değil bütün
dünyanın göz bebeğidir. Bütün dünyanın en önemli en stratejik şehridir. 131
ülkeden daha büyük bir şehirdir.
Türkiye ekonomisinin en az 3’te birini üreten bir şehirdir.
Kıtaları birleştiren, doğuyu batıya bağlayan bir şehirdir İstanbul. Ama
hepsinden önemlisi İstanbul bizim için 600 yıl Osmanlı medeniyetinin
başkentidir. Çağ açıp çağ kapatan bir şehirdir.
Bir taraftan küresel bir salgınla mücadele ederken,
ekonomide dış politikada, demokrasi ve özgürlükler noktasında çok ciddi krizlerle
karşı karşıyayız. Türkiye maalesef bugün siyaseten, ahlaken, dış politika ve
ekonomide tıkanmıştır.
Kısır kavgaların, içi boş polemiklerin ve seviyesiz
tartışmaların esiri edilmiştir. Türkiye’nin yeni bir sese yeni bir söze yeni
bir siyasete anlayışa ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın adresi de Saadet
Partisi’dir.
Saadet Partisi huzurun ve kardeşliğin, ahlaki ve manevi
değerlerin teminatıdır, güçlü ve müreffeh ekonominin teminatıdır.
Bu kongre ‘Bana ne Amerika’ diyenlerin kongresidir.
Bu kongre Türkiye’yi tarihinin en büyük faiz borcuna mahkum
edenlerin değil, tek kuruş borç almadan denk bütçe yapanların kongresidir.
Bu kongre telefon bekleyenlerin, Çırağan Saray’ında D8’leri
kuranların kongresidir.
Hiç kimsenin endişesi olmasın. Nasıl 6 yüzyıl önce
İstanbul’un fethi adil bir dünyanın başlangıcı olduysa, yine İstanbul Saadet
Partisi iktidarında yeni bir dünyanın sancaktarı olacaktır.
Sadece Türkiye değil bütün dünya büyük bir kaos ve kargaşa
içinde. Dünyanın 80 bölgesinde ya iç savaş ya da kargaşa var.
Suriye, Yemen, Myanmar, Libya’nı yanı sıra her bölgede
çatışma var. Milyonlarca insan açlık, yoksulluk, çatılmalar yüzünden yerini
yurdunu terk etti. Yerin altında tonlarca altın elmas barındıran Afrika’da
toprağın üstünde insanlar aç konumunda.
Buna rağmen her fırsatta hoş görüden medeniyetler
ittifakından dem vuruluyor. Ama nedense Müslümanların payına düşen işgal, kan
ve gözyaşıdır. Irak, Libya, paramparça, Yemen kan gölüne döndü.
Suriye darmadağın olmuş durumda. Bu dünyanın yeni bir
anlayışa ihtiyacı var. İşte bu anlayışın anahtarı İstanbul’dur. İstanbul’un bu
anlayışı kazanması yalnızca Saadet Partisi’nden geçmektedir.
Yeni bir dünya elbette kurulacak. Ama bu Washington ile Tel
Aviv ile normalleşerek kurulmayacak. Kudüs, İstanbul, Şam ve Erbil’le
güçlenerek kurulacak.
Türkiye 3 denizin ortasında, enerji noktaların önemli bir
kavşağıdır. İklim şartları dolayısıyla tarım ve hayvancılık potansiyeli oldukça
yüksektir. Yer altı kaynakları bolca mevcuttur. Dinamik ve demografik yapısı,
tarihi ve kültürel geçmişi oldukça önemlidir. Türkiye’nin sahip olduğu
değerleri bilmeden başımıza gelenleri anlamamız mümkün değil. Bu potansiyeli
görenler buna izin vermek istemiyor. 30 yıldır başımıza bela edilen terör
belasını, kuşatmaları, fitne ve kumpasları anlayamayız. 27 Mayısları 12
Eylülleri, 28 Şubatları ve 15 Temmuzları da anlayamayız.
Milli Görüş’ün önünün neden kesildiğini, partilerin neden
kapatıldığını, yenilikçi-gelenekçi denilerek neden bütünlüğünün bozulduğunu
anlamak da mümkün değildir, bütün bunlar görülmezse.
Bugün iktidarda bulunan Ak Partili kardeşlerimizle biz
yıllarca beraber olduk.
Bunu onlar da biliyor. Son gelinen noktada bir ayrışmayla
karşı karşıya kaldılar. Geçmişe atıfta bulunursak: Milli Görüş gömleğini
çıkardıklarını, Avrupa’yı medeniyet projesi olarak gördüklerini, ABD ve
İsrail’i stratejik müttefik olarak kabul ettiklerini ve faizci-kapitalist
sistemi de ekonomik sistem olarak benimsediklerini deklare etti bu arkadaşlar.
Vaad ettikleri; güçlü, üreten, özgür ve öncü bir
Türkiye’ydi. Sözler güzeldi ama benimsenen prensiplerle bu hedeflere ulaşmak
mümkün değildir. Adaletten demokrasiye, tarımdan sanayiye, eğitimden dış
politikaya sürekli savrulan geri giden bir Türkiye konumuna geldik. Ekonomisi
dar boğaza girmiş, tarım ve hayvancılığı bitmiş, bütün birikimleri Varlık Fonu
adı altında ipotek edilmiş bir Türkiye var. Cumhuriyet tarihinde ilk kez
borçlanma genel müdürlüğü kurmak zorunda kaldılar. Komşularla 0 sorun diye
çakarak sorunsuz tek bir komşusu kalmayan Türkiye var.
Milletvekillerinin keyfi kararlarla vekilliklerinin iptal
edildiği, parti kapatmalarının yeniden hortladığı, adalet sistemi iflas ettiği,
iltimas, adam kayırma, torpil ve partizanlığın sıradanlaştığı bir Türkiye var.
İktidar 94 ruhunu ararken, partilerin kapatıldığı 90 ruhunu
bulmuş görünüyor. 94 ruhunu arıyorlarsa bu salona baksınlar.
